|
Faruk
Ziyaretçi
|
 |
« : Aralık 31, 2008, 09:02:37 ÖS » |
|
GAZA NAMAZI NEDİR ? Bismillahirrahmanirrahim...
Hamd Ezelden Ebede Kadar Her Kim Tarafından ve Her Kim İçin Yapılıyor Olursa Olsun Sadece Âziz ve Celil Olan ALLAH'a(c.c)Mahsustur.
Salât ve Selam Resulullah sav Efendimizin , Ashabının ve bütün Mü'min'lerin Üzerine Olsun.
GAZA: Arapça bir kelimedir.Sözlük anlamları şunlardır. 1.Bitirmek, sonuçlandırmak,tamamlamak,isteği ve vaziyfeyi yerine getirmek,eda etmek,icra etmek uygulayarak yapmak,(borcu)ödemek. 2.Bir şeye hükmetmek 3.Her hangi bir konuda karar vermek 4.Bir hususu yerine getirmek(eda etmek) gibi anlamaları taşır. GAZA:Kelimesinin bazı yorumcuların izahları aşağıya çıkarılmıştır. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan dini kurallara uygun olarak yerine getirme. Bir namazı vaktinde kılmaya edâ, vaktinden sonra kılmaya ise kazâ denilir Kendi irademizle oluşturduğumuz, gerçekleştirdiğimiz, yerine getirdiğimiz herşey "kaza" adını alır. Namaz kılmayı isteriz ve namazı kılarız. Namazı kıldığımız zaman onu kaza etmişizdir, gerçekleştirmişizdir. Her ne kadar dînî terminolojide kaza, zamanında kılınamayan namazların yerine getirilmesi ise de aslında lügat manası ondan çok daha geniştir. Vaktinde kılınamayan namazlar kaza edilebilir mi? Hz. Peygamber sav bizzat kendisi vaktinde kılamadığı namazları kaza etmiş ve ashabına da bunu tavsiye etmiştir. Peygamberimiz Hazreti Muhammed, Hendek savaşı sırasında harbin şiddetlenmesi nedeniyle ikindi namazını kılamamışlar; bunun üzerine "Bizi ikindi namazından alıkoydular. onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun" demiş ve ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kaza etmişlerdir. Ayrıca Hayber fethinden dönerken, bir yerde konakladıklarında gece uyuya kalmışlar ve vaktinde kılamadıkları sabah namazını güneş doğduktan sonra kaza etmişlerdir (Müslim, Mesacid ve Mevadi'u's-Salat, N. 680). Yine Peygamberimiz, "Kim namazı un utursa veya uyuyup kalırsa hatırlayınca onu kılsın" buyurmuştur AHZAB:21- "Andolsun ki, 'ın elçisinde sizin için, 'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve 'ı çok anan kimseler için en güzel bir örnek vardır." AHZAB:36- " ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim 'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur."
• Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (BAKARA SURESİ / 3) • • Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin. (BAKARA SURESİ / 43) • Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten , sabredenlerle beraberdir. (BAKARA SURESİ / 153) • İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (BAKARA SURESİ / 277) • Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, 'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz. (NİSA SURESİ / 162) • Sizin dostunuz (veliniz), ancak , O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir. (MAİDE SURESİ / 55) • Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar, şüphesiz biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz. (A'RAF SURESİ / 170) • Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve 'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte 'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, , üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (TEVBE SURESİ / 71) • Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır. (TAHA SURESİ / 132) • Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır; (MÜ'MİNUN SURESİ / 2) • Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. (MÜ'MİNUN SURESİ / 9) • Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. 'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. , yaptıklarınızı bilir. (ANKEBUT SURESİ / 45) (namazla ilgili ayetlerden bir kısmıdır)
1. ( Hz. Câbir (radıyallâhu anh)'in anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in şöyle söylediğini işitmiştir "Kişiyle şirk arasında namazın terki vardır." [44] Tirmizî'nin metni şöyledir: "Küfürle îman arasında namazın terki vardır."
2. Tirmizî ve Ebû Dâvud'un bir diğer rivayetinde: "Kulla küfür arasında namazın terki vardır." [
3. (2356)- Hz. Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Benimle onlar (münafıklar) arasındaki ahid (antlaşma) namazdır. Kim onu terkederse küfre düşer." [46
4. (2357)- Abdullah İbnu Şakik merhum anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashâb'ı ameller içerisinde sadece namazın terkinde küfür görürledi." [47]
5. ...Ebû Hureyre (r.a.)den şöyle rivayet edilmiştir: Resûlüllah (s.a.) Hayber gazvesinden dönüşünde geceleyin yoluna devam etti. Hepimizi uyku bastırınca (gecenin sonuna doğru) konakladı ve Bilâl'e: "Bizim için geceyi bekle ve kontrol et" buyurdu. Fakat Bilâl,bineğine dayanmış bir halde uyuya kaldı. Ne Resûlüllah (s.a.), ne Bilâl, ne de ashabtan herhangi biri uyandı. Onların ilk uyananı Resûlüllah oldu, fırladı ve Bilâl'e seslenerek: "Ya Bilâl!.. (Niçin uyudun)?" buyurdu. Bilâl şu cevabı verdi: Seni bastıran (uyku) beni de bastırdı. Ya Resûlallah anam babam sana feda olsun, dedi. Ashab bineklerini biraz çekip götürdüler. Sonra Resûlullah (sallalahü aleyhi ve sellem) abdest aldı ve Bilâl'e emretti, o da namaz için kamet getirdi. Resûlullah (sallellahü aleyhi ve sellem) ashabına sabah namazını kıldırdı. Namazını (kaza edip de) bitirince: "Her kim bir namazı unutursa, onu hatırladığı zaman kılsın. Çünkü Teâlâ, "Tezekkür için namaz kıl" [166] buyurdu."
6. Hz. Peygamber (s.a.v): “Kim uyuyarak veya unutarak namazını geçirirse onu hatırlayınca kılsın” (Ebu Davud, Salat, 11; Nesai, Mevakit, 53; İbn Mace, Salat, 10) buyurmuştur. 7. Hz. Peygamber (s.a.v): “Size bir şey emrettiğim zaman onu gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz” (Buhari, İ’tisam,6; Müslim, Fedail, 130) buyurmuştur. Şeriat, uyku ve unutma özrü olanlara bile kılamadıkları namazı kaza etmeyi farz kılmıştır. Hal böyle iken, kasden namazını kılmayarak ve Rasulüne isyan eden kimseye kolaylık sağlayıp kazayı vacip kılmaması nasıl düşünülebilir? 8.Cabir (r.a.)'den yapılan rivayete göre, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuştur : «Adamla küfür arasında namazı terki vardır.» [14] 9.Hüreyre (r.a.)'den yapılan rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: «Bizimle sizin arasındaki (ahid teman, söz güven ve zimmed) namazdır. Artık kim onu terk ederse küfre girmiş olur.» [15]
10.Abdullah b. Amir b. Âs (r.a.)'dan yapılan rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimiz bir gün namazdan söz ederek dedi ki: «Kim namaz kılıp onu muhafaza ederse, namaz onun için Kıyamet gününde bir nur, bir burhan ve bir kurtuluş olur. Kim de onu muhafaza etmezse, onun için ne bir nûr, ne bir burhan, ne de bir kurtuluş olur. O, Kıyamet gününde Karun, Fir'avn, Haman ve Ubey b. Halefle beraber olur.» Hadislerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır: 1- Adamla küfür arasındaki alâmet-i farika namazdır. Böylece namazı terketmek küfrü gerektiren sebeplerden biridir. 2- Namazı terkeden küfre girer. 3- Namazı kılıp muhafaza eden, kendi lehine bir nûr ve kesin delil kılmayan da kendi aleyhine bir delil hazırlamış olur. AYETLERİN VE HADİSLERİN IŞIĞINDA AÇIKLAMA Ayetlerin ve hadislerin ışığında namaz kavramını incelediğimizde, iman eden bir Müslümanın namazı terki mümkün değildir. Peygamber sav ümmetine yukarıdaki durumlar hasıl olduğunda,nasıl hareket edeceği konusuna açıklık getirmiştir.Allaha cc kul ve Resulullaha sav ümmet olan her şahıs ilgili ayetlerin ve hadislerin emirlerine uymak mecburiyetindedir. Bazı şahıslar bu gibi konuları açıklarken dikkat etmelidirler.Çünkü İslam dini delile dayalı bir dindir.İslam dini şahısların tekilinde değildir. İslami konulardaki açıklamaları yapanların dayanağı kur’an ve sahih sünnet olmalıdır.Yaratıcımızın ve Peygamber sav emirleri doğrultusunda islamı konuların izahını yapmalıyız. Bir şahıs islami konular ile ilgili bir açıklama yapacaksa muhakkak kur’an ve sünnete müracaat etmelidir.İslami konuların açıklaması ancak kur’an ve sünnetteki deililler ile izah edilebilir. Yukarıdaki yazılı ayetlerin ve hadislerin ışığında her müslümanın kendi duruşunu düzeltmesi ın cc emridir.Hiç bir şahıs,hiçbir kurum ve kuruluş kur’an veya sünnetin dışında islami bir açıklama yapma hakkına sahip değildir.Kur’an ve sünnette olmayan şahısların fikirleri hiçbir zaman islamı bağlamaz.İslamın koyduğu kuralları içermeyen hiçbir düşünce ümmet tarafından uygulanmamalıdır.Eğer şahıslar ve diğer kurumlar kur’an ve sünnetin dışında hükümlere rağbet ederlerse, bunun Hesabını cc vereceklerdir.Bu coğrafyada bazı şahısların yazılı basında ve görsel yayın organlarında alimim diyerek islami olmayan hükümleri, islama monte etmekte olduğunu esefle izliyoruz.Tabii ki bu açıklamayı yapanların görevi islamı asıl yörüngesinden çıkartıp,islami hükümleri dejenere etmektir.Rabb’imize hamd olsun ki Müslümanların tabii olacağı bozulmamış mevcut bir kitabımız vardır.Resullah sav efendimiz size iki şey bırakıyorum,Allah ın cc kitabı ve benim sünnetim kim bunlara uyarsa kurtulur diye bizlere haber vermektedir.Resulullah sav başka bir hadisinde benim söylemediğim bir sözü bana atfederlerse iftira etmişlerdir. Müslümanlar açıklama yaparlarken kur’anda ve sünnete olmayan kurallar koyarlarsa cc ve Resulune sav iftira etmiş olurlar.
cc bir kulunun kalbini açarsa hiçbir kimse o kalbi kapatamadığı gibi,kalbini kapattığı kulun kalbini kimse açamaz. SELAM VE DUA İLE
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|