Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: FİTNE  (Okunma Sayısı 252 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« : Eylül 01, 2011, 11:58:52 ÖÖ »

http://www.timeturk.com/resim/tr/2011/05/03/islam-i-hedef-alan-fitne-2-ye-alternatif-film.jpg
FİTNE
FİTNE-FİTEN
Azgınlık; sapıklık; azap; fikir karışıklığı, ayrılığı. Birşeye tutkunluk; günah, küfür, rüsvaylık, göz alıcı güzellik; mal ve evlat. Fiten, fitnenin çoğulu. Fitne, ilk önce imtihan, deneme ve sınama anlamında kullanılmış, daha sonra kapsamı genişlemiştir.
Fitne kelimesi fetene-yeftinu'den mastar. Kur'an-ı Kerîm'de altmış kadar ayette bu kelime ve türevleri çeşitli anlamlarda kullanılır.
Değişik anlamlar için şu ayetleri örnek verebiliriz: "Fitneden sakının. Çünkü o, içinizden, sadece zulmedenlere dokunmakla kalmaz (onun musîbeti) günâhsızlara da dokunur" (el-Enfâl, 8/25). Ashab-ı kirâmdan Zübeyr b. el-Avvâm şöyle demiştir:
"Biz bu ayetin kimler ve ne tür olaylarla ilgili olarak indiğini önceleri anlayamamıştık. Hz. Ali'nin hilâfeti sırasında vukûbulan Cemel Vak'ası'nda müslümanlar birbirlerine karşı cephe alınca, ayetin sahâbe hakkında indiğini anladım (Sahîh-i Buhâri Muhtasarı Tecrid-i Sarîh Tercemesi, XII, 291, 292).
"Yeryüzün de hiçbir fitne kalmayıncaya ve din tamamen 'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer kötülükten vazgeçerlerse, şüphesiz ki , onların yaptıklarını çok iyi görür." (el-Enfâl, 8/39)
"Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi yurtlarınızdan çıkardıkları gibi, siz de onları çıkarın. Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür" (el-Bakara, 2/191).

"'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmalarından sakın" (el-Mâide, 5/49).
"Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve arzularına göre açıklamak niyetiyle müteşâbih ayetlere uyarlar" (el-Bakara, 2/7).
"Bilin ki, sizin için mallarınız ve evlatlarınız ancak bir imtihandır" (el-Enfâl, 8/28).
Hz. Peygamber'in fitne mefhumunu tefsir eden sözleri, hadis kaynaklarının "Kitâbü'l-fiten" kısımlârında yeralmıştır.
Hz. Âişe (r.anhâ)'dan
rivâyet edildiğine göre Resulullah (s.a.s.) namazın sonunda şöyle dua ederdi: "'ım, kabir azabından, Mesih, Deccal'in fitnesinden, hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım. Allâh'ım, hayatın ve ölümün fitnesinden, günâh ve borçtan da sana sığınırım". Bir kimse "Borçtan dolayı çok sığınmanızın sebebi nedir?" diye sorunca; "İnsan borçlanınca konuşur ve yalan söyler. Söz verir ve sözünde duramaz" cevabını verdi (Buhâri, Vudû, 37,Ezân, 149, Cenâiz, 86-88, Cihad, 25, Deavât, 38, 39, 44-46; Müslim, Mesâcid, 128, 130, 132, Zikr, 49, Cenâiz, 86).
Hadisteki, kendilerine karşı 'tan korunma isteğinde bulunulan altı fitne; kabir azabı, mesih-deccâl, hayat, ölüm fitneleri ile günâh ve borçtur.
Kabir azabından sözedilmesi onun varlığına delildir (bkz. mad. Kabir azabı). Mesih, Hz. İsa için de, Deccal için de kullanılır. Fakat ikincisi daima "Deccâl"' ilâvesiyle birlikte bulunur. Deccâl'a Mesih denilmesi; hayır yönünün kalmaması, tek gözlü olması veya çıktığı zaman yeryüzünü çok kısa sürede dolaşabilme özelliğine sahip olmasıdır. İlâhlık davasında bulunması, hakkı bâtıl göstermesi, hilekârlık, yalancılık onun vasıflarındandır.
Hayatın fitnesi" dünyaya aldanmak, şehevi arzuları meşrû olmayan şekilde kullanmak, cehâletin arkasında koşmak ve en kötüsü ölüm sırasında imtihana tabi tutulmaktır. Ölümün fitnesi ise; ölen kimseye görevli meleklerce sorulan, "rabbin kimdir?" sorusuna, şeytanın, bu kimsenin karşısına geçip; "Şüphesiz rabbin benim" diyerek onu yanıltmaya çalışmasıdır (Tirmizî).
Huzeyfe b. el-Yemân şöyle demiştir:
"Bir gün halîfe Ömer'in yanında oturuyorduk. Ömer, "Resulullah (s.a.s.)'in fitne hakkındaki sözlerini hanginiz hatırında tutmuştur?' diye sordu. "Ben bilirim' dedim. Ömer "Bu sırrı açığa vurmada cesursun' dedi. Ben de, "İnsanın ailesi, malı, çocukları ve komşusu yüzünden mâruz kaldığı fitneye namaz, oruç, sadaka, iyiliği emretme, kötülüğü menetme keffâret olur' dedim. Ömer "öğrenmek istediğim fitne, deniz dalgalanıp kabardığı gibi kabaran ve kuduran fitnedir' dedi. Bunun üzerine Huzeyfe şöyle dedi: "Ey müminlerin emiri, bu fitneden sana bir zarar yoktur. Çünkü seninle onun arasında kilitli bir kapı vardır, dedi (Buhârî, Mevâkît, 4, Fiten, 17; Müslim, İman, 231; Tirmizî, Fiten, 71; Ahmed b. Hanbel, V, 386, 401, 405). Bir kimsenin ailesi yüzünden fitnesi, onlardan dolayı meşrû olmayan işler yapması, sözler söylemesi; malı yüzünden fitnesi, haram yoldan kazanıp, meşrû olmayan yerlere sarfetmesi; çocukları yüzünden fitnesi, onlara olan aşırı düşkünlüğü sebebiyle birçok hayır işlerine fırsat bulamaması, onların geçimi için haram yoldan kazanç sağlamaya kalkışması; komşusu yüzünden fitnesi ise, iyi ve varlıklı olan komşusuna karşı kıskançlık duymasıdır (Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, II, 469).
Sonuç olarak İslâm'da kişinin fitne ve fesattan uzak, temiz bir hayat sürmesi, mânevî olgunluğa ulaştıracak amellere sarılması amaçlanmıştır. Bu konuda Hz. Peygamber'in müslümanı tarif eden şu hadisi bize ışık tutmaktadır. "Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir" (Buhârî, İman, 4, 5, Rikâk, 36; Müslim, İman, 64, 65; Ebû Dâvûd, Cihad, 2; Tirmizî, Kıyâme, 52).
Hamdi DÖNDÜREN
« Son Düzenleme: Eylül 08, 2011, 11:45:22 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #1 : Eylül 08, 2011, 11:51:34 ÖS »

Önce âyeti hatırlayalım:
“Şunu iyi bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız fitnedir; fakat unutmayın ki, büyük ödül O’nun katındadır.” (Enfal 28)
İlk anda âyetin başıyla sonu arasındaki irtibatı kurmakta zorlanıyoruz. Fakat önce başını anlayalım.
Fitnenin yukarıda verdiğimiz kök anlamını hatırlayacak olursak, bu âyetin bize hatırlattığı bir gerçek var. Bu hemen hepimizin gözünden kaçan bir gerçek: Biz malımız üzerinde tasarruf ettiğimizi sanırız, değil mi? Oysa ki, mal da bizim üzerimizde tasarruf edermiş. Biz malı kazanıp harcadığımızı sanırken, bir yandan da mal bizi kazanıp harcarmış.

Dahası, biz çocuklarımızı terbiye ederken, aynı zamanda terbiye olurmuşuz! Terbiyesiyle yükümlü olduklarımız, aynı zamanda terbiye edilmemiz için araç kılınırlarmış. Yani, bizim fitnemiz olurlarmış.
Fitnemiz. Yani, bizi saflaştıran ateşimiz. Madenimizin cevherini cürufundan ayıran potamız. Bu ateşten sınavı geçenlerin potada cevheri kalıyor.Geçemeyenlerin potada cürufu kalıyor. Bir başka ifadeyle; pota kimilerimiz için çöp tenekesi, kimilerimiz için (mü)cevher kutusu oluyor.

Galiba Rasûlü’nün, ölen kişinin yaşayan üç ameli arasında “salih evladı” saymasının nedeni de bu olsa gerek. Salih evlat, yani mücevher kutumuz, bizim öldükten sonra ölmeyen eylemimiz sayılıyor. Gelir getiren cari hesabımız, öldükten sonra kalan yanımız oluyor.
Ahiret zaten ölümsüz. Dünyada da öldükten sonra yaşamanın sırrını öğretiyor bize peygamberler ve onlarla gelen vahiyler. Bu kubbede “hoş bir seda” bırakanlarla “boş bir seda” bırakanlar ayrılıyor. İkisi de potadan geçiyor. Fakat birinde geriye kalan cevher, diğerinde geriye kalan cüruf oluyor.
Bu, sınandığımız değerlerin bize dünyevi getirisi.
Bir de bu değerlerin uhrevi getirisi var. Eğer mal ve evlat potasını çöp tenekesine değil de mücevher kutusuna çevirebilirsek, uhrevi ödülü de o zaman hak etmiş oluyoruz. O ödül, işte âyetin ikinci kısmında müjdeleniyor:
“Fakat unutmayın ki, büyük ödül O’nun katındadır.”

Sözün özü şu: Malının efendisi değil de malının kölesi olanlar, o büyük ödülden mahrum kalacaklar.
Evladını çöp tenekesi değil de mücevher kutusu yapma gayreti içinde olanlar, o ödülü alacaklar.


Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« Yanıtla #2 : Eylül 09, 2011, 06:10:54 ÖS »

Fitneler ve Fitneciler Hakkında Bir Kaç Hadis-i Şerif
Enes radiyallahu anh rivayet ediyor,
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Fitne uykudadır. , onu uyandırana lanet etsin." (Ramuz El Ehadis, Sh: 226, No: 5)
.
...Mikdad İbni Esved radiyallahu anh rivayet ediyor,Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:"Mes'ud kimse, Fitnelerden uzaklaştırılmış kimsedir. Fitneye düşmüşte sabretmiş, ne güzel şey, ne güzel şey, ne güzel şey. Fitneyi yayanların ise, vay haline, vay haline, vay haline." (Ramuz El-Ehadis, Sh: 100, No: 6)
Amr İbni As radiyallahu anh rivayet ediyor,
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurdu:
"Biraz önce Cibril (a.s) Bana geldi ve: "İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci'ûn" dedi.
Ben de: "Evet, biz 'ınız ve ona dönücüyüz. Fakat ne sebeble böyle söyledin Ya Cibril?" dedim. Buyurdu ki:
"Senin ümmetin, çok değil, Senden az bir zaman sonra fitneye düşecektir." Ben de:
"Küfür fitnesi mi, yoksa dalalet fitnesi mi?" diye sordum. Buyurdu ki:
"Bunların hepsi olacak." "Ben onlara 'ın kitabını bırakıyorum, bu fitne nereden doğar?" dedim. Dedi ki:
"'ın kitabını bırakmaları sebebiyle dalalete düşerler. Ve bu onların Uleması ve Umerası ile başlar. Umera halkın haklarını kendilerine vermez ve aralarında kıtal vaki olur. Ulema da umeranın arzu ve heveslerine tabi olur ve onların dalalette devamlarına sebep olurlar. Sonra da bu hallerinden çekinmezler." Ben de:

"Ya Cibril! Onlardan kurtulmak isteyen kimse ne ile kurtulur?" dedim.
Buyurdu ki: "Çekinmek ve sabır etmekle ki, hakları verilirse alırlar, verilmezse vazgeçerler" (Ramuz El Ehadis, Sh: 10, No: 9)
Ebu Umame radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Yakında fitneler olur. Adam müslüman sabahlar, akşama kafir olur. Ancak, 'ın kendisini ilimiyle ihya ettikleri müstesna." (Ramuz El Ehadis, Sh: 299, No: 7)


Günümüzde fitne uyandırılmıştır.Bunu yapanlar Müslüman görünümünde olup,ayetler ile konuşan kişilerdir.Ama cc bir müddet sonra bunların foyasını meydana çıkarmaktadır.Fitneci olduklarından  ümmeti; İslami olan hakk yoldan çıkarma görevini üstlenenlerdir.Bizde sizdeniz diyerek tevhid ehli müslümanı nasıl aldatacağını gece gündüz planyanlara cc na'let etsin.Bu tiplemelerin kur’andan birkaç ayet ezberleyerek müslümanlara kendilerini kanıtlamak için, maddi ve manevi sunumlar ile gelmektedirler.Onlara Kur’anı anlayarak bir kez okuyun diye tavsiye edersen okumazlar.Hatta bazı  müslümanlardan istifade etmezlerse onu  tekfir ederler..Bu gibi kendini bilmez kafaları kirlenmiş ve şeytanın dostu  insan tiplerinden bütün Müslüman kardeşlerimizi  korusun.

[/COLOR]
Logged
sirius
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 66


« Yanıtla #3 : Eylül 09, 2011, 10:43:55 ÖS »

 
.Bu gibi kendini bilmez kafaları kirlenmiş ve şeytanın dostu  insan tiplerinden bütün Müslüman kardeşlerimizi  korusun.
[/COLOR]


AMİNNNNNNNNNNN
Logged
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« Yanıtla #4 : Eylül 10, 2011, 09:28:19 ÖS »

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: