Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: FATİHA SURESİ VE HAYATIMIZA YANSIMASI !  (Okunma Sayısı 169 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« : Aralık 21, 2011, 01:59:58 ÖÖ »


http://www.insanihaber.com/images/news/1116.jpg
FATİHA SURESİ VE HAYATIMIZA YANSIMASI !


NAMAZLARIMIZIN NURU OLAN FATİHA SURESİNİN AYETLERİNİ HAYATIMIZIN HER YÖNÜNDE YAŞATMAK !

Hamd, yalnızca 'adır. Salât ve selâm da Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem'edir.   
İnsanda iki kuvvet bulunur:
İlmî-nazarî kuvvettir.
Amelî- iradî kuvvettir.
Eksiksiz mutluluğu ise; ilmî ve iradî iki kuvvetin tam olmalarına bağlıdır. İlmî kuvvetin tam olması ise, ancak kişinin yaratanını, isim ve sıfatlarını, kendisine ulaşılacak yolları ve bu yolları yıkacak âfetleri, bizzat kendisini ve kusurlarını bilmesinden geçer.
İşte kişi bu bilinmesi gereken temel kurallara vakıf olmasıyla ilmî kuvvetini tam kazanmış demektir. İnsanlar içerisinde en bilgili kimse, işte bunları en İyi bilen ve bunları en iyi anlayan kimsedir.
Kişinin ilmî-iradî kuvvetinin tam olması, ancak Teâlâ'nın haklarına riâyet etmesi, ihlâs ve doğrulukla yerine getirmesi, istikâmette ve ihsanda bulunarak ve nankörlük yapmayarak ve haklarını yerine getirirken O'nun huzurunda âciz olduğunu bilerek yerine getirmesiyle ortaya çıkar.
Şu var ki, kendisi bu hizmeti yerine getirmeyi asla vazgeçilmez bir ilke olarak görür.Çünkü kendisi de biliyor ki, Teâlâ'nın hakları, kendi hakları gibi değildir.
Söz konusu bu iki kuvvetin tam olması da ancak Teâlâ'nın yardımı ile mümkün olur. Teâlâ'nın bazı kullarına hidâyet ettiği gibi, kendisinin de dosdoğru yola iletmesine ve doğru yoldan çıkartmamasına ihtiyacı vardır. İlmî kuvvetin bozulmasıyla sapıklığa kayar; amelî kuvvetin bozulmasıyla da Teâlâ'nın gazabına uğrar.
Dolayısıyla insanın mutluluğunun eksiksiz oluşu; ancak bunların hepsini bulundurmakla tamamlanır.Şüphesiz ki Fâtiha Sûresi bunları içerisinde bulundurmuş ve muntazamlığını eksiksiz olarak gözler önüne sermiştir.
Nitekim âyet-i kerimede:
"Hamd âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, dîn gününün sahibi 'adır."   
Diye buyrulmuştur ki, bu ilk olan aslı içeriyor.Yani Rab Teâlâ'nın varlığını, isimlerini, sıfatlarını ve fiillerini bilmeyi içeriyor
Bu sûrede zikri geçen isimler ise, "el-Esmaü'l-Hüsnâ"nın kökleridir. Bunlar da "", "Rab" ve "Rahmân" isimleridir.
"" ismi; uluhiyetine dâir olan sıfatları içerir.
"Rab" ismi; rububiyetine dâir sıfatları içerir.
"Rahman" ismi de; ihsanına, cömertliğine ve iyiliğine dâir sıfatlarını içerir.
O'nun isimlerinin anlamları, işte bu minvalde dönüp dolaşır.
"Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım isteriz."
Âyetine gelirsek; bu da kendisine ulaşılacak yolu bilmeyi içerir. Bu, kuşkusuz Teâlâ'nın istediği ve sevdiği doğrultuda, sadece O'na kulluk etmek, O'na ibâdet ederken de sadece O'ndan yardım istemektir.
"Bizi dosdoğru yola ilet"
Âyeti ise; kulun ancak bu dosdoğru yolda istikâmet üzere bulunduğu zaman saâdete ulaşacağını ve Rabbi Teâlâ onu hidâyete ulaştırdığı zaman ancak istikâmette olacağını beyan etmektedir.
Tıpkı yardım etmese, Teâlâ'ya ibâdet edemeyeceği ve O'nu hidâyete iletmese, istikâmet bulamayacağı gibi.
"O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil."   
Âyeti ise; her iki tarafın da dosdoğru yoldan saptıklarını ortaya koymaktadır.
Bir taraf sapıklığa girerek ilmi ve inancı fesada uğratmışlardır, diğer taraf ise, gazaba uğrayarak gâyelerini ve amellerini fesada uğratmışlardır.
Sûrenin baş kısmı rahmet, ortası hidâyet ve sonu da nimettir.
İşte kul, nimetten aldığı haz kadar hidâyetten de o ölçüde haz alır. Hidâyetten aldığı haz kadar da rahmetten haz alır.
Dolayısıyla işlerin hepsi, O'nun nimetine ve rahmetine dönmüş oluyor. Nimet de rahmet de, O'nun rububiyetinin gereksinimlerinden sayılır. Bu sebeple O'nun, rahmet eden ve nimetler bahşeden olduğunda şüphe yoktur. Bu aynı zamanda O'nun ilâh olduğunun da göstergesidir.
İnkarcılar O'nu İnkâr etseler ve müşrikler de O'na ortaklar koşsalar bile O, hak olan tek ilâhtır.
O halde her kim Fatiha Sûresi'ni, anlamlarını gerek ilim ve marifet olarak, gerekse amel ve hâl olarak anlamışsa, en şerefli ve yüce nasibin hepsini elde etmiştir.
Bununla beraber o kimsenin ibâdeti de, avamın ibâdetinden çok yüksek bir konuma yükselmiş demektir.
« Son Düzenleme: Aralık 21, 2011, 02:00:26 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« Yanıtla #1 : Aralık 21, 2011, 06:32:54 ÖS »

FATİHA SURESİ
Mekke’de inmiştir. 7 ayettir.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
Rahman ve Rahim olan 'ın adıyla…
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

أَعُوذُSığınırım بِاللَّهِ’a مِنْ الشَّيْطَانِŞeytandan الرَّجِيمِKovulmuş
Kovulmuş şeytandan 'a sığınırım.
Mü’minler ’a (c.c.) şöyle dua ederler: “Ey 'ım, dinim hususunda bana zarar vereceğinden veya Rabbime karşı yükümlü olduğum bir vazifemden beni alıkoyacağından korktuğum, taşlanmış, kovulmuş, öldürülmüş, sövülmüş, lanet edilmiş, helak olmuş, günahından dolayı yanmış şeytanın ve insanlardan, cinlerden, hayvanlardan ve diğer şeylerden olan yardımcılarının şerrinden, dürtmesinden, gururlandırmasından, üflemesinden ve vesvesesinden yaratıklarına değil, sadece sana sığınır, yardım ve destek isterim. Bu korkuyu üzerimden atabilecek olan yalnız sensin!" ’tan başka kimsenin gücünün yetmediği bir konuda 'tan başkasına sığınmak şirktir.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم (1)
بِسْمِ Adıyla اللَّهِ’ın الرَّحْمَنِ Rahman الرَّحِيم Ve Rahim olan

1) Rahman ve Rahim olan 'ın adıyla…
Mü’minler ’a (c.c.) şöyle dua ederler: “Her işime Rahman ve Rahim olan ’ın adını anarak, O’ndan yardım isteyerek, O’nun rızasını gözeterek, O’nun istediği şekilde başlıyorum, O’nu hatırımdan hiç çıkarmıyorum, çünkü O’nun adıyla başlanmayan her işin eksik ve bereketsiz olduğunu çok iyi biliyorum.”
Besmele, Şafii ve Hanbelilere göre fatiha'nın ilk ayetidir. Hanefi ve Malikilere göre sureleri birbirinden ayırmak amacıyla konmuştur, bereket amacıyla okunur.
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (2)
الْحَمْدُHamd لِلَّهِ içindir رَبِّRabbi الْعَالَمِينَAlemlerin

2) Hamd, alemlerin Rabbi içindir.
Bütün övgüler yoktan var eden, yaratmış olduklarının yegane sahibi, efendisi, terbiye ve ıslah edicisi, besleyicisi, yöneticisi, yardımcısı, hidayet edicisi olan ve her türlü ibadetin yalnız kendisi için yapıldığı yüce içindir.
’tan başka hiçbir varlığa “” ismi verilemez. Şükür, bir iyiliğe karşılık yapılan övgüdür. Hamd, şükürden daha genel olup kişinin sahip olduğu vasıflarından dolayı övülmesidir. ’a (c.c.) ancak O’nu noksan sıfatlardan ve mahlukata benzemekten uzak tutarak, herşeyden çok severek, layık olduğu şekilde yücelterek, verdiği nimete razı olup, isyan etmeyerek hamd edebiliriz. Zikrin en üstünü “Lailahe illallah”, duanın en üstünü ise “Elhamdulillah” dır.
الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ (3)
الرَّحْمَنِRahman’dır الرَّحِيمِRahim’dir
3) Rahman’dır, Rahim’dir.

(c.c.), Rahman sıfatı ile dünyada hem mü'minlere hem de kafirlere merhameti bol olan, onları rızıklandıran, onlara mal mülk veren, Rahim sıfatı gereği ise dünya ve ahirette yalnız mü'minler için merhameti bol olan, onlara dünyada doğru yolu gösteren, ahirette de cenneti vad edendir.
مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ (4)
مَالِكِMalikidir يَوْمِ Gününün الدِّين Din
4) Din gününün malikidir.

Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan , hesap (ceza ve mükafaat) gününün yegane sahibi, yöneticisi ve hakimidir. O gün O’ndan başka kimse söz sahibi değildir. Herkes, O’nun vereceği hüküm sonucu zerre kadar haksızlığa uğratılmaksızın amellerinin karşılığını görecek, ’ın emirlerine uygun olarak hareket edenler cennete, ’ın emirlerine uygun hareket etmeyenler ise cehenneme girecektir.
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ (5)
إِيَّاكَYalnız sana نَعْبُدُİbadet eder وَإِيَّاكَVe yalnız senden نَسْتَعِينُYardım dileriz

5) Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz!
Mü’minler ’a (c.c.) şöyle dua ederler: “Ya Rabbi! Bizler tüm ibadetlerimizi, sadece ve sadece sana yapar, senden başka ibadet edilenleri reddeder ve her konuda da yalnızca senden yardım dileriz. Bize fayda veya zarar veremeyecek kimselerden asla yardım dilemeyiz.”
İbadet: Kulun ’a boyun eğmesi, itaat etmesi, O’na karşı küçüklüğünü kabul etmesi demektir. 'ın sevdiği, emrettiği, kabul ettiği ve razı olduğu bütün gizli-açık amel ve sözler ibadettir. Bunlardan bazıları; iman, islam, ihsan, dua, korkmak, umut etmek, tevekkül etmek, ummak, gönülden saygı duymak, yönelmek, yardım istemek, sığınmak, yardımına çağırmak, kurban kesmek, adak adamak, hükmüne teslimiyet göstermek, namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak, hacca gitmek, tevbe-istiğfar etmek vs.dir.
İbadet türlerinden herhangi birisini 'tan başkasına veya ile beraber bir başkasına yapmak şirktir. Örneğin ’tan başka kimsenin gücünün yetmediği bir konuda ’tan başkasından yardım istemek şirktir.
اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ (6)
اهْدِنَاBizi ilet الصِّرَاطَYola الْمُسْتَقِيمَDoğru
6) Bizi doğru yola ilet!

Mü’minler ’a (c.c.) şöyle dua ederler: “Ya Rabbi! Bizi Rasullerin gösterdiği ve ’ın rızasına ancak bununla ulaşılabilecek doğru yol olan İslam’a ulaştır. Bu yolda bizi sabit kıl. Bu yolda kalmamız için bize yardım et.”
(c.c.) “Yol” anlamına gelen “Sırat” ve “Sebil” kelimelerini Kur’an’da bir çok defa kullanmıştır. Sebiller birden fazla olarak nitelendirilirken sırat bir tek olarak nitelendirilmiştir. O da sırat-ı mustakim’dir. Sırat-ı mustakim ya sebillerin tümünden ibarettir. Ya da sebillerin birleşmesi sonucu oluşan ana yoldur. Sebillerin her biri sırat-ı mustakim’den farklı olarak kimi noksanlıklar ve kimi ayrıcalıkları kapsar.
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ (7)
صِرَاطَYoluna الَّذِينَ أَنْعَمْتَNimet verdiklerinin عَلَيْهِمْ Kendilerine غَيْرِDeğil الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ Gazaba uğrayanların وَلَاالضَّالِّينَVe sapanlarınkine

7) Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapanlarınkine değil…
Mü’minler ’a şöyle dua ederler: “Ya Rabbi! Bizleri kendilerine ibadet ve itaat etme nimeti verdiğin melek, nebi, sıddık, şehid ve salihlerin yoluna ulaştır, Yahudiler gibi hak kendilerine ulaştıktan sonra, bunu bile bile reddedip yüz çevirdiği ve atalarının dinine körü körüne tabi olduğu için gazaba uğrayan veya Hristiyanlar gibi hak kendilerine ulaşmadığı veya eksik ulaştığı için doğru yolu bulamayarak sapanların yoluna ulaştırma.”
Fatiha’nın sonunda amin demek sünnettir. Amin: “’ım kabul et” anlamındadır. Fatiha’yı okumayanın namazı yoktur; bu nedenle her müslümanın, hangi ırktan olursa olsun fatihayı öğrenmek için bütün gücünü kullanması gerekir.
                                                             TEFSİRUL    MESAJ  MUHAMMED ESED
Logged
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #2 : Aralık 25, 2011, 05:42:54 ÖS »

http://www.ayetler.com/data/link/FATiHA/images/FATiHA%20Suresi_jpg.jpg
FATİHA SURESİ VE HAYATIMIZA YANSIMASI !

 
Logged

cengiz_sarsmaz
Burada
**

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #3 : Aralık 28, 2011, 11:45:14 ÖS »

Logged
sirius
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 66


« Yanıtla #4 : Aralık 29, 2011, 12:13:08 ÖÖ »

 
Logged
reyyan
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 91


« Yanıtla #5 : Aralık 29, 2011, 12:29:37 ÖÖ »

BİZİM DUAMIZ
İlet bizi doğru yola: o, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil...

BİZİM DUAMIZ

Dua kendi başına bir güç, bir arınma, bir ibadettir müminler için… Geneli itibariyle duanın gücünü anlamak isteyenlerin Alexi CARREL’i okumalarında yarar var sanıyorum.

Dua, değişken zamanlarda değişken istemlerimizin ’a sunumudur tarafımızdan. Ne zaman nasıl dua edeceğimizi içinde bulunduğumuz haleti ruhiye belirler. Açlıktan sancı çeken insanın o andaki duası ihtiyacını giderecek bir helal lokma iken, hak yolunda güçlü olmak için tahsil yapmak isteyen bir öğrencinin duası ÖSYM’de başarılı olmaya yönelik de olabilir. Sancı ile kıvranan bir hastanın duasıyla sağlıklı kafa yapısıyla ülkeler fetheden Fatih’in duası aynı olur mu hiç?

Ama biz müminlerin, hangi konumda olursak olalım, hiç değişmeyecek asli bir istemimiz ’tan -onun ödüllendireceği bir nitelik içinde- Cennet’i talep etmektir. Hayatın anlamı budur. Bunu bir güzel ifadenin yorumsal cümleleriyle söylersek, asıl maksat Cennettir. Onun için biz -özel konumlarımıza ilişkin dualarımız dışında genel olarak- şöyle dua etmeye talimliyiz:
Ey yüce ’ım!.. “Bizi dosdoğru yola ilet; gösterdiğin doğru yol üzerinde, insani tekamül içinde, doğrudan Cennetine giden, götüren yolunda merhale katettir bize... Bize dünyada iyilik ver, ahirette de bize iyilik ver; bizi Cehennem ateşinden koru

Yol, yordam, usul, esas hepsi aynı şey; biz kendimize kalırsak sapabiliriz.
Doğru yoldan yürümek bazen zor ve yokuşlu da gelebilir. Bu zorluk ve yokuş sebebiyle karanlık ve şaşkınlığa saparak doğru yoldan ayrılanlardan eyleme bizi...

Bize ihsan ettiğin, meselelere akıl gözüyle bakabilme, bilimsel doğrulukla, fıtri vicdanla ve merhametle hadiselere nüfuz kabiliyetimizi artır bizim... Çünkü sen bizi, bu kabiliyetlerimizle nimete erdirirsin. Keyfiliklerimizin sonucu, bu kabiliyetlerimizi iptal ederek gazaba uğrayanların akıl dışı eğri yol ve yöntemlerine teveccüh ettirme bizi... Bize lûtfunu sürdür ki; kainatı kucaklayan, evrene hükmeden yasalarını doğru şekilde ihata ve idrak edelim de, onurlu, temiz ve Cennete layık bir hayat sürdürelim.

Küçücük bir tefekkür kimlerin ’ın aydınlığında, kimin gazap karanlığında yürüdüğünü gösterir bize... Nimetler sendendir, gazabının sebebi başka...

’ım!.. Sen aklını kullanmayanları pislik içinde bırakırsın. Sen uyarılarına taammüden (inatla) arka dönenleri, hakikatin gün ışığını perdeleyenleri, karanlıkta bırakır; tecziye de edersin. Sen iyiyle kötüyü, suyu getirenle testiyi kıranı nezdinde bir tutmayacağını önceden haber de vermişsin...

Haddini aşanlar, fahiş kötülükler yapanlar, gazaba uğrayanlardır. Onlara benzememek için yardım isteriz senden. Onların karanlık hayat tarzından uzak tut bizi...

Her gün binlercesini kasaphanelerde kestikleri halde, yılda bir kez kurban kesmemizi -senin rızana yönelik olduğu için- vahşet gibi takdime yeltenen kısır ve cüce idraklerin -Avrupa’nın göbeğinde, Afrika’nın derinliklerinde, Rusya’nın pençesinde, Cezayir’de, Afganistanda, Keşmir’de, Irakta, Gazzede, dünyanın her yerinde- insanlık onurunu kendi pis sömürüleri için katletmelerine karşı, sen bize güç ver...

Senin ışığında yürümek, sadece aktif kötülüklerden korumakla kalmaz; kötü teşvikler ve umursamazlıklarla döşenmiş yolların kasislerine düşmekten de ayrıca esirger bizi... Işığına göz kapayanlardan etme bizi!..

Sen bizi birlikteliğin gücüyle teçhiz et, hızlandır. Sen bizi şaşkınlığa saplanmış olanların yolunun akibetine maruz kalmaktan koru!.. Koru yüce ’ım!.. (Amin)

Bkz. K.: Fatiha, 6, 7; Bakara:



M. Selami ÇEKMEGİL
« Son Düzenleme: Ocak 03, 2012, 01:57:27 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged
cengiz_sarsmaz
Burada
**

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 96


« Yanıtla #6 : Ocak 02, 2012, 11:40:49 ÖS »

’ım! Köleliğimiz sanadır! Senden başkasına kulluk yapmayız! Senden başkasına minnet etmeyiz! Senden başkasının önünde el açıp dilencilik yapmayız! Senden başkasına halimizi arz etmeyiz! Senden başkasından bir şey beklemeyiz! dedikten sonra hemen müşkilimizi , maruzatımızı, talebimizi söyleriz.
ım
! Sen bu işin ehlisin, ne olur bize sırat-ı müstakimi gösteriver. Bize doğru yolu  gösteriver! Bizi doğru yola iletiver! Bizi doğru yoldan ayırma ! deriz
« Son Düzenleme: Ocak 03, 2012, 02:01:09 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged
reyyan
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 91


« Yanıtla #7 : Ocak 06, 2012, 12:06:23 ÖÖ »

Logged
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #8 : Ocak 07, 2012, 02:04:28 ÖÖ »

 
Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: