Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: FASIK  (Okunma Sayısı 282 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« : Temmuz 12, 2011, 04:44:14 ÖS »

http://a3.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/167362_151583138229258_104014199652819_273789_6120288_n.jpg
FASIK


FASIK

"Şüphesiz , sivri sinek ve ondan daha büyüğü ile (hakkı açıklamak için) misal getirmekten çekinmez. İman edenler, böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kâfir olanlara gelince, ' böyle misal vermekle ne murad eder?' derler. onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle ancak fâsıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır)." (2/Bakara, 26)
Fısk: Yoldan çıkma, doğru yoldan sapma, iyilik ve güzellikten çıkma, günaha batma, kötülüğe iyice dalma anlamlarına gelir. Büyük günahları işlemek veya küçük günahlarda devam etmek suretiyle 'a itaat etmekten çıkmaya fısk denir. Fısk işleyene, bu tür davranışları gerçekleştirene de fâsık denir.  En yaygın olarak kabul edilen görüşe göre fısk, itaatten çıkma, dinin koyduğu sınırlardan dışarı çıkma anlamındadır. Bu kullanımıyla fısk, küfür teriminden daha geniş bir kullanım alanına sahiptir.
"haktan sapan, 'ın emirlerine itaatten ayrılan âsi  kâfir" diye tanımlanabilir. Bazı ayetlerde yahudiler, hıristiyanlar, müşrikler ve münafıklardan söz edilirken çoğunun fâsık olduğu bildirilir (Meselâ, bkz. 2/Bakara, 99; 3/Âl-i İmran, 110; 5/Mâide, 47, 59).[/
COLOR]
Hz. Peygamberimiz sav
fâsık âlimden uzak durulmasını (Dârimî, Mukaddime 9),
fâsıkların cehennem ehli olduklarını (Ahmed bin Hanbel, III/428, 444)
bir müslümanın diğerini fâsıklıkla itham etmemesini, eğer bu ithamı yapar da o kimse fıskın veya küfrün sahibi değilse, bu sıfatları isnat eden kimseye dönüp onun fâsık veya kâfir olacağını (S. Buhâri, Tecrid 12/137 hds no: 1988) 
İbn Hazm fıskı mü'minin farzları terkedip kötü ameller işlemesi diye açıklamıştır. Küfrün zıddına da fıskın zıddına da iman denir demektedir. Ona göre, büyük günah işleyen kimse, amel manasındaki imanın zıddı olan fıska düşmüş sayılır. Küçük günahlar fısk kapsamına dahil değildir. Fısk ile küfür farklı muhtevalara sahiptir.
mutlak fâsık, ilahî emirlere  itaat etmeyen ve her bakımdan âsi olan kimsedir ki buna kâfir denir.
Fâsık, dinin emir ve yasaklarını hafife alacak derecede günaha dalar, te'vil edilemeyecek şekilde fıskını izhar ederse küfre düşmesinden korkulur; böyle bir kimse bazı âlimlere göre kâfir olur. Fısk, imandan küfre geçişin bazen kuvvetli bir tehlike halini alabildiği hassas bir nokta oluşturabilmektedir.
Kâfirler, münafıklar ve müşrikler mutlak anlamda fâsıktırlar; aynı şekilde zâlimler de fâsıktır.
1- İnançla İlgili Fısk
Kur'an'da genişçe ele alınan fısk davranışlarının inançla, ve peygamberlik kurumuyla ilgili olanı, 'a inançsızlık, 'ın ayetlerini yalanlama, 'ı unutma, nifak, 'ın indirdiğiyle hükmetmeme ve şeytanın 'ın emrinden çıkışı olarak sıralanabilir.
a- 'a İnançsızlık:
Hz. Peygamberimiz'e, münafıkların önderi Abdullah bin Ubey konusunda şu emir verilmiştir: "Onlardan (münafıklardan) ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar, 'ı ve peygamberini inkâr (küfr) ettiler, fâsık olarak öldüler." (9/Tevbe, 84) Müşriklerin puta tapmalarının anlamsızlığı ve 'ın yaratıcılığı ve yöneticiliği anlatıldıktan sonra, şu belirtilir: "İşte gerçek rabbiniz budur. Gerçeğin dışında sadece sapıklık (dalalet) vardır. Öyleyse nasıl olup da döndürülüyorsunuz? Böylece, fâsık olanların inanmayacaklarına dair rabbinin sözü gerçekleşmiş oldu." (10/Yûnus, 33)
"Onların (münafıkların) ister bağışlanmasını dile, ister dileme; birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen bile, onları bağışlamayacaktır. Bu, 'ı ve peygamberini inkâr etmelerinden ötürüdür. , fâsık (kötülüğe batmış) topluluğu doğru yola (hidayete) eriştirmez." (9/Tevbe, 80
Eğer O, birçok işlerde size uymuş olsaydı, şüphesiz kötü duruma düşerdiniz. Ama , size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiştir. Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır." (49/Hucurât, 7)
b- 'ın Ayetlerini Yalanlama:
Kur'anda, 'ın ayetlerini yalanlama, fısk olarak nitelenir: "Ayetlerimizi yalanlayanlar (inkâr edenler), fısklarından/yoldan çıkmalarından ötürü azap çekeceklerdir." (6/En'âm, 49)
c- 'ı Unutma:
Özellikle münafıkların 'ı unutması, Kur'an'da fısk olarak görülür: "'ı unutup da 'ın da kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın. Onlar fâsık (yoldan çıkmış) kimselerdir." (59/Haşr, 19 ve yine bkz. 9/Tevbe, 67)
d- 'ı, Peygamber'i ve Yolunda Cihadı İkinci Dereceye Koyma:
Yakınlarını koruma ve dünyevî nimetleri, 'a, Peygamberine ve cihada üstün tutma, fısk olarak değerlendirilir: "De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler, size 'tan, peygamberinden ve yolunda savaştan daha sevgili ise, 'ın emri gelene kadar bekleyin. fâsık kimseleri doğru yola (hidayete) eriştirmez." (9/Tevbe, 24)
e- Nifak (İnançta İkiyüzlülük):
"İstekli ya da isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz, şüphesiz fâsık bir topluluksunuz. Verdiklerinin kabul edilmesine engel olan, 'ı ve peygamberi inkâr etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri, istemeye istemeye vermeleridir." (9/Tevbe, 53-54) "Münafıklar birbirlerindendir, kötülüğü emreder, iyiliği engeller, 'ı unuturlar, onlar fâsıktırlar." (9/Tevbe,
f- 'ın İndirdiğiyle Hükmetmemek:
"İncil sahipleri, 'ın onda indirdikleriyle hükmetsin. 'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar fâsık olanlardır." (5/Mâide, 47) "O halde, 'ın indirdiğiyle aralarında hükmet. 'ın sana indirdiği Kur'an'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın, onların hevesine uyma. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların pek çoğu, gerçekten fâsıktırlar." (5/Mâide, 49)
g- Şeytanın 'ın Emrinden Çıkışı: "...
İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden fısk etti/dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir." (18/Kehf, 50)
Dinî Emir ve Yasaklarda Gevşeklik ve İhmal
Fıskın ikinci anlam alanı, yanlış tutum ve davranışlarda bulunmaktır. Fısk, ister az, isterse çok olsun, günah işlemek demektir. Ama genellikle, çok günah işlemek olarak bilinir. Fâsık kavramı, çoğunlukla dinî hükme bağlanan ve onu kabul eden ama bütün veya bir kısım hükümlerini ihlal eden kişi için kullanılır..
a- Yalan Haber Yaymak ve Yalancı Şahitlik:
"Ey iman edenler! Eğer fâsıklardan (yoldan çıkmışlardan) biri, size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın. Yoksa bilmeden (farkına varmadan) bir topluluğa fenalık edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (49/Hucurât, 6) Bu
İmam Kurtubi: Fâsık olduğu kesin olarak tespit olunan kimsenin haberleri geçersizdir, kabul edilemez. Çünkü haber emanettir. Fısk ise, haberin iptalinin (geçersiz olmasının) delilidir. (5) Bu konuda İmam Cessas’ın tespiti şudur: “Ayette geçen “tahkik edin” emri, fâsığın şahitliğinin kabul edilmemesinin delilidir. Çünkü şahitlik, bildiğini haber vermekten ibarettir. Fâsık olan kimsenin şahitliği kabul edilmediği gibi, diğer hususlardaki haberleri de kabul edilmez.
b- Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek:
Kur'an'da adı anılmadan kesilen hayvanların etini yemek, fısk (günahkârca davranış) olarak nitelenir: "Üzerine 'ın adı anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin. Bunu yapmak, fısktır ('ın yolundan çıkmaktır)." (6/En'âm, 121)
Mü'minin, yiyeceği nesnelerde de bilincini, helal ve haramı gözetmesi şarttır. Fâsık, "üzümünü ye, bağını sorma!" der; mü'min ise, bağını sormadığı, helal mı haram mı olduğunu bilmediği üzümü kesinlikle ağzına koymaz. "Kâfirler (dünyadan) faydalanırlar, hayvanların yediği gibi yerler. Onların yeri ateştir." (47/Muhammed, 12).
c- Zulüm:
İsrailoğulları, kendilerine bildirilen ilahî mesajı, başkasıyla değiştirdikleri için zulmetmişler ve böylece fısk işlemişler, yoldan çıkmışlardı: "... Biz de zalimlere, fıskları / yoldan çıkmaları sebebiyle gökten azap indirdik." (2/Bakara, 59) Yine, Cumartesi yasağına uymayan İsrailoğulları, Kur'an'da zâlim ve fâsık olarak adlandırılır (bkz. 7/A'râf, 165).
d- Servetiyle Şımarma:
Servet sahipleri (mütrefûn), ellerindeki güce güvenerek 'ın emrine karşı çıkabilir, sırt çevirerek günahkârca yaşamaya devam edebilir: "Bir şehri (toplumu) yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklılarına (mütreflere) yola gelmelerini emrederiz. Ama onlar fısk işlerler/yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hak eder. Biz de onu yerle bir ederiz." (17/İsrâ, 16)


Lut kavminin çirkin davranışı, Kur'an'da fısk (günaha gömülüp gitme) olarak belirtilir: "Lut'a da hüküm ve ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar fâsık (yoldan çıkmış, günaha gömülüp gitmiş) kötü bir topluluktu." (21/Enbiyâ, 74 ve bkz. 29/Ankebut, 33-34).
f- Çirkin Söz (Sebb):
füsuk'tan/çirkin söz ve yakışıksız davranışlardan sakınmaları gerektiği ayetidir (2/Bakara, 197). Diğeri, müslümanlar birbirleriyle konuşurken, birbirlerini ayıplamayacak ve kötü lakaplarla çağırmayacak; birbirleriyle iyi hitap çerçevesinde geçineceklerdir: "Ey iman edenler! Bir topluluk, ötekini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İman ettikten sonra yoldan çıkmış olmak/füsuk (çirkin söz ve davranış) ne kötü bir isimdir. Tevbe etmeyenler, işte onlar zâlimlerdir."

[/I][/B]
« Son Düzenleme: Temmuz 17, 2011, 02:10:03 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« Yanıtla #1 : Temmuz 13, 2011, 11:00:29 ÖÖ »

.
Günümüz İnsanlarının bir Özelliği Dalalet ve Fısk
DALÂLET
Yolunu şaşırma; kaybolma; azma; sapkınlık ve batıla yönelme. Ayrıca, helâk olmak, batıl şey ve unutmak mânâlarına geldiği gibi bilerek veya bilmeyerek, az veya çok doğru yoldan sapmak anlamlarına da gelir.
Nitekim

"(Kardeşleri) dediler ki: Yusuf'la kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir. halbuki bizler birbirine bağlı bir toplumuz. Herhalde babamız apaçık bir hata (dalâl) içindedir" (Yusuf, 12/8
Âyette görüldüğü gibi, hata kelimesi "dalâl" ile ifade edilmiştir.

Dilimizde dalâlete, sapmak, sapıklık ve sapkınlık denir. Dalâl, bazen gafletten ve şaşkınlıktan doğar. Bu münasebetle dalâl; gaflet, şaşkınlık, kaybolma ve helâk olma manalarına da kullanılır.

Aslında dalâl, yoldan sapmak demek olduğu gibi, aklî sapma anlamlarında da kullanılmıştır. Biz de dalâlet ve sapkınlığı batıla düşmeyi sadece dinde; dalâl ve sapıklığı da akıl ve sözde kullanırız. Dâll kelimesinin çoğulu olan "dâllîn", tam manasıyla, sapkınlar demektir.
"Kim imanı küfürle değiştirirse şüphesiz dosdoğru yoldan sapmış olur" (el-Bakara, 2/108)
"'a ortak koşan kimse şüphesiz derin bir sapıklığa düşmüştür" (en-Nisâ, 4/116)
" ve Rasülü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin kadın ve erkeğin o işlerinde seçme hakkı yoktur. Kim ve-Rasülü'ne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur" (el-Ahzâb, 33/36)
« Son Düzenleme: Temmuz 17, 2011, 05:03:05 ÖÖ Gönderen: Faruk » Logged
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #2 : Temmuz 13, 2011, 01:48:40 ÖS »

Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #3 : Temmuz 17, 2011, 02:11:18 ÖÖ »

 
Alıntı
Dinî Emir ve Yasaklarda Gevşeklik ve İhmal
Fıskın ikinci anlam alanı, yanlış tutum ve davranışlarda bulunmaktır. Fısk, ister az, isterse çok olsun, günah işlemek demektir. Ama genellikle, çok günah işlemek olarak bilinir. Fâsık kavramı, çoğunlukla dinî hükme bağlanan ve onu kabul eden ama bütün veya bir kısım hükümlerini ihlal eden kişi için kullanılır..


 
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: