Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: faruk abi bu hafta terleme sırası sizde  (Okunma Sayısı 1648 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Faruk
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : Ağustos 30, 2008, 01:09:13 ÖÖ »

Selamün aleyküm Faruk abim.
bende az bişeyler sorayım inşaallah.
Bence çok önemli olan konu,islam ümmetinin şu anki hali ve dağınıklığıdır.
Sizce ülkemizde yeterli alim varmı bu alimler islam ümmeti için ne yapıyor,yada ne yapması gerekiyor.?
Yüzlerce cemaat ve hizibin olmasını neye bağlıyorsunuz,sizce bu hizipleşmeden nasıl kurtuluruz.?
Herkesin Kuran ve sünnet demesine rağmen parçalanmışlığını neye bağlıyorsunuz...?
küfür tek ümmetse,İslamda tek ümmet değilmidir...?
Küfrün her konuda birleştiği dünyamızda,İslam ümmeti neden birleşemiyor...?
Bilenlerle bilmeyenler bir olmazsa;Ümmetin alimleri özellikle ülkemizin alimleri neden vahdet için çaba göstermiyor..?
Siz günümüz alimlerinin bu samimiyetsiz tavırları karşısında,AHİRETTE,mizanın başında zamane alimlerinden davacı olacakmısınız...?



ALEYKUM SELAM
c.1-Bu coğrafyada maalesef alim yoktur ama rant için islamı kullanan çoktur.Yalnız şunu belirtmek gerkirki zaman zaman islamın doğrularını yazanlar ve konuşanlar oluyor.
C.2-İslam dinin bu coğrafyada büyük bir rant kapısı olduğunu düşünüyorum.Hizipleşmenin amaçlarında birisi budur derim.
Bu durumdan kurtulmak için Erkam ra evi gibi evlerin yeniden açılması ve Kur’an çizgisinin uygulanması ile düzeleceğine inanıyorum.Bizlere önderimiz Resulullah sav efendimizin tevhid mücadelesi örnektir.
C.3-Herkesin kur’an ve sünnet deyip,sonrada bölünmesini her yol cc çıkar diye bazı çıkar cevrelerinin fetvaları ile ayrıldığını esefle karşılıyorum.Çünkü ayrılıkların kur’an ve sünnete aykırı olduğu deliller ile açıktır.Kur’andaki kıssalarda her peygamber gönderilişinde tek cemaat olmuştur.Örneğin bu coğrafyada tarikatların ve partilerin bu ayrılığı körüklediğini dünüşüyorum.
C.4-Haklısınız İslam tek ümmettir.Yukarıda açıkladığım sebeblerden dolayı dolayı parçalanmıştır ve bu da küfrün işine yaramıştır.
C.5-Aslında küfür kendi aralarında  anlaşmazlık boyutu çok büyüktür.Fakat İslam adaletinin uygulanmasından çok korktuklarından islama karşı birleşmektedirler.Yaşadığımız dünyada islamın bölünmesi için küfür büyük gayretler sarf etmektedir.Tekrar ediyorum rant sahibleri bu bölünme işine yeşil ışık yakmaktadırlar.
C.5-Benim şahsi kanaatim bu coğrafyada alimin bulunmayışı rant sahiblerine kolaylık sağlamaktadır.Bakın bu coğrafyada bir çok ilahiyat fakültesi vardır degilmi?Burada prof.lar arasında hiçbir diyolog yoktur.Basından bunları izliyoruz.
C.6-Ben İslam alimiyim diyenlere cc göevler vermiştir.Kur’an bize şu ayetlerle haber vermektedirler:Bakara suresi ayet :159 Furkan suresi:30 Ali İmram suresi :19,20,23,31,32 buna benzer ayetler Yüce kitabızda çoktur.Fakat yukarıda izah ettiğim sebeblerden dolayı alimim diyenlerin görevlerini ifa etmediklerini esefle izliyorum.

Sizin  sormuş olduğunuz  sorular için teşekkür ederim.Benim size verdiğim cevaplarda hatalar benimdir.Rabb’im afetsin.SELAM VE DUA İLE
Logged
Faruk
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : Ağustos 30, 2008, 08:26:08 ÖÖ »

faruk bey kuranda dinde zorlama yoktur ayetini çeşitli kesimlerce malzeme yapıyorlar bu ayet nasıl anlamalıyız


SORUNUZUN YANITIDIR.

MERHUM ŞEHİT SEYYİT KUTUB’UN AÇIKLAMASIDIR.
(Devrin fravunu tarafından 29 ağustos 1966 senesinde idam ettirilmiştir. cc rahmet etsin.)

Bu dinin ortaya koyduğu şekli ile inanç meselesi, anlatmayı, dinlemeyi ve kavramayı izlemesi gereken bir ikna olma meselesidir, yoksa bir baskı, bir öfkelenme, bir dayatma meselesi değildir. İslâm olanca gücü ve enerjisi ile insan idrakine hitap ederek gelmiştir; düşünen akla seslenmiştir... Konuşan bedahete (dolaysız algılama yeteneğine) seslenmiştir, aldığı uyarılara karşılık veren vicdana seslenmiştir... Dengeli-istikrarlı fıtrata seslenmiştir... İnsan varlığının bütününe seslenmiştir... İnsan idrakinin bütün yönlerine seslenmiştir... Fakat seslenirken baskıya başvurmamıştır, hatta somut harikaların, olağanüstülüklerin manevi baskısını bile kullanmaktan kaçınmıştır. Olağanüstü olaylar, görenleri refleksif bir edilgenlikle inanmaya sürükleyebilir, fakat insan onları bilinci ile inceleyemez, aklı ile idrak edemez; çünkü bu tür olayların düzeyi bilincin ve aklın üzerinde olur.
Bu din, insan mantığının karşısına inanmaya mecbur edici olağanüstü olaylarla bile çıkmaktan kaçındığına göre onun karşısına kuvvetle ve zorlama ile çıkmaktan, muhataplarına açıklama yapmaksızın, onları inandırmaksızın, ikna olmalarını sağlamaksızın tehdit, baskı ve zorlama yolu ile kendini kabul ettirmekten elbette kaçınacaktır.
Oysa İslâm'dan bir önceki din olan Hıristiyanlık kendini süngü ile, ateşle, işkence ve tepeleme yolu ile kabul ettirmişti. Bu politikanın yürütücüsü, imparator Konstantin'in hıristiyan olmasından sonraki Roma İmparatorluğu olmuştu Oysa Roma İmparatorluğu aynı işkenceleri, daha önce, ikna olarak ve isteyerek hıristiyanlığı kabul etmiş olan çok az sayıdaki vatandaşına uygulamakta tereddüt etmemişti. Üstelik Roma İmparatorluğu'nun hıristiyanlık uğruna uygulamış olduğu baskıların ve toplu kıyımların kurbanları sadece hıristiyanlığı kabul etmeyenler olmamıştı; devletin mezhebine girmeyen, bu mezhebin Hz. İsa'nın konumuna ilişkin bazı doğmalarını benimsemeyen değişik mezhep yanlısı hıristiyanlar da bu amansız vahşetten paylarını almışlardı!

Taberi tefsiri

Abdullah b. Abbas, Said b. Cübeyr, Ã?mir eş-Şa'bi ve Mücahide göre bu âyet-i kerime, Ensardan bir kısım insanlar hakkında nazil olmuştur. Bu insanların kadınlarının çocukları yaşamadığında bu kadınlar, çocukları yaşadığı takdirde onu Yahudi yapacaklarına dair adakta bulunurlardı. Çünkü bunlar müşriktiler. Yahudiler ise ehl-i kitaptandı. Bu sebeple müşrikler ehl-i kitabın üstünlerini kabul ediyorlardı.
Resullah (s.a.v.) Medineden Yahudi kabilesi Nadr oğullarını uzaklaştırdığı zaman bunların içinde, Ensarın, Yahudileşmiş bu gibi çoeuklan-tla bulunuyordu. Ensar, "Biz çocuklarımızı bırakmayız." dediler. Bunun üzerine tea-la: "Dinde zorlama yoktur. Artık hak bâtıldan seçilip belli olmuştur


Besairul Kur’an
Ali küçük hocanın açıklamasıdır.

   Ancak günümüzde kimileri bu âyetleri yanlış anlayarak müs-lümanları da bu âyetin kapsamı içinde tutmaya çalışmaktadırlar. Efendim nasıl ki müslüman olmayanlar İslâm’a girmeleri konusunda zorlanamazsa, müslüman olanlar da İslâm’ı uygulama konusunda zorlanamazlar. Bir adamın ben müslümanım demesi yeterlidir. Bunu söyledikten sonra bu adam İslâm’ın hiçbir kuralını da uygulamasa, namaz da kılmasa, oruç da tutmasa, başını da örtmese, içki de içse, zina da etse herkes serbesttir. Kimse bu konuda zorlanamaz. Kimse kimseye; şunu yap! Bunu yapma! diyemez çünkü dinde zorlama yoktur, demeye çalışıyorlar.

   Bu, İslâm’ı tanımayan, ya da hainliğine tanımazlıktan gelen insanların fikridir. Bu, şeytanın düşüncesidir. Bu, kendilerine göre din koymaya çalışan dinsizlerin anlayışıdır. Bir adam kendi gönlüyle İslâm’ı kabul etmişse artık o, İslâm’ın bütün hükümlerini peşinen kabul etmiş demektir ki bunların tümünü uygulamak zorundadır.

   Ben müslümanım diyenler, eğer bunu inanmadıkları halde insanları kandırmak için münâfıkça dememişlerse, kabul ettikleri İs-lâm’ın hükümlerinden bir tanesini uygulamadıkları zaman onlara cezai müeyyide uygulanır. Öyle olmasaydı İslâm’daki cezalar kime uygula-nacaktı? Kâfirleri zorlamayacaksın, müslümanım diyenlere de dokunmayacaksın, eh o zaman bu cezalar kime ait? Hırsızlık edene el kesme cezası, içki içene had cezası, zina edene recm ya da celde cezası kime uygulanacak.
                     

AŞAĞIDAKİ AYET İLE İLGİLİ AÇIKLAMA BENİM DÜŞÜNCEMDİR.

Yukarıdaki tefsir açıklayıcılara katılmakla beraber islama girmiş ve cc misak vermiş bir müslümana zorlama olmaz ama islamın emrettiği amelleri yapmadıkları zaman islami cezalar uygulanır.Tabii ki bu durumlar ancak İslam ile idare edilen coğrafyada uygulanır.Tağutu idarelerde bu cezalar uygulanamaz.Onun için Rabb’imiz tevhidi kavramış ve cc teslim olmuş ve Resulullah sav lider kabul etmiş bir Müslüman tağutu rejimlerde islamı tebliği ile görevlendiridiğini düşünüyorum.Tağutu rejimlerde islama girmiş ve tebliğ yapan Müslümanların günah işlememeye gayret etmelidirler.Bir Müslüman her zaman günah konusunda tedbirli olmalıdır.Kendi nefsani düşünceleri o müslümanı günah işlemeye zorlamaması için daima tedbirli olmalıdır.Tevhidi tebliğ eden bir Müslüman bilgili olmalıdır.Müslüman ayaklı  kur’an ve sünneti iyi kavramış bir kişidir.Daha doğrusu dünyada yaşarken hayatını kur’an ile inşa etmelidir.Örnek bir islamı sergilemek mü’minin şiarı olmalıdır.
Bu düşüncelerdeki hatalar benimdir.Rabb’im afetsin SELAM VE DUA İLE
« Son Düzenleme: Ağustos 30, 2008, 08:29:05 ÖÖ Gönderen: Faruk » Logged
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7671



« Yanıtla #17 : Ağustos 31, 2008, 03:02:54 ÖÖ »

 .Faruk abiciğim.Çok güzel cevaplar.
Logged

RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9771



WWW
« Yanıtla #18 : Ağustos 31, 2008, 05:09:09 ÖS »

yine bennnnnnnnn faruk abi

"Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. "bakara 254

faruk abi bu ayette geçen şefaat konusu ve şimdiki anlaşılan şefaat konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Faruk
Ziyaretçi
« Yanıtla #19 : Eylül 01, 2008, 10:48:45 ÖÖ »

"Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. "bakara 254

faruk abi bu ayette geçen şefaat konusu ve şimdiki anlaşılan şefaat konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?



ŞEFAATIN ANLAMI:

Sözlükte “bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak, yardımcı olmak ve aracılık yapmak”Bir kimsenin bağışlanmasını istemek.Yardım etmek.başkası hesabına yalvarmak.Bir kişinin önüne düşüp,işinin görülmesi için aracı olan şahıslara şefaatçi adı verilir.Bu  gibi manalara gelen şefaat, ıstılahta, ahirette günahkâr müminlerin affedilmesi, demektir.



’ın izni olmadan bir kimsenin şefaat etmesi veya ’ın razı olmadığı birine şefaatte bulunması mümkün değildir. “Hiçbir şefaatçı yoktur ki, O’nun izni olmadan şefaat edebilsin.” (Yûnus, 10/3), “Bunlar ’ın rızasına ermiş olandan başkasına şefaat edemezler.” (Enbiya, 21/28). Kâfir ve münafıklar için şefaat söz konusu değildir. “Onlara (kâfirlere) şefaatçıların şefaati fayda vermez.” (Müddessir, 74/48; En’âm, 6/51) Hz. Peygamber bir hadislerinde ümmetinin günahkârlarına şefaat edeceğini haber vermiştir (Tirmizî, Kıyamet 11; İbni Mace, Zühd, 37).

Şefaat meselesi, Kur'ân-ı Kerîm'de o kadar çok ve öylesine tafsilatlı şekilde geçmiştir ki, bir kişi için, şefaati kimin yapabileceği, kimin yapamayacağı, hangi durumlarda yapabileceği, hangi durumlarda yapamayacağı, kimin için yapabileceği, kimin için yapamayacağı, kimin için yararlı olduğu ve kimin için yararlı olmadığı gibi konulan öğrenmemiz hiç de zor olmayacaktır. Dünyada insanların kötü yola düşmelerinin sebepleri arasında, şefaat ile ilgili yanlış fikirleri de yer aldığı için, Kur'ân-ı Kerîm bu meseleyi öylesine etraflıca açıklamıştır ki, hiç bir tereddüt veya şüpheye mahal bırakmamıştır. Mesela, Bakara sûresinin 225. ayetine bakalım:
"Göklerde ve yerde olan şeyler O'nundur. İzni olmaksızın O'nun nezdinde şefaat edecek yoktur. Yarattıklarının önünde ve arkasında olanı (geleceklerini ve geçmişlerini) bilir... İnsanlar O'nun ilminden, O'nun istediğinden başkalarını kavrayamazlar."
 Bu günkü şefaat düşüncelerinden bazıları:
Yukarıdaki ayetin ilk bölümünde sözde ermiş, evliya,  melek ve diğer büyük kimselerin nezdinde makbul olup, istedikleri kimseler için şefaatte bulundukları, O'na istedikleri şeyi yaptırdıkları yolundaki müşriklerin yanlış inançları toptan reddedilmiştir. Burada deniliyor ki 'a zorla bir şey yaptırmak şöyle dursun, en sevdiği peygamberler ve melekler O'nun yanında ağızlarını bile açmaya cesaret edemezler.

Böyle bir soruyu gündeme getiren değerli bacımız Rumeysa hanım efendiden 
SELAM VE DUA İLE

« Son Düzenleme: Eylül 01, 2008, 10:56:44 ÖÖ Gönderen: Faruk » Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9771



WWW
« Yanıtla #20 : Eylül 03, 2008, 08:14:57 ÖS »

faruk abi bizleri kırmadınız ve sabırla sorularımıza cevap verdiniz,

sorulan sorular ve verilen yanıtlar çok bilgi verici idi

Rabbim öğrendiklerimizle amel etmeyi nasip eylesin
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: