|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 11, 2010, 11:20:45 ÖS » |
|
Kendimizle ilgili önemli günleri unutmuyoruz. Hatta kâfirlerin yılbaşlarını, kutsal günlerini bile biliyoruz. Ama Peygamberimiz’in hayatını, mücadelelerini, sünnetlerini ne kadar tanıyoruz? Kendimiz iyi tanımaz ve çocuklarımıza tanıtmazsak, onu örnek alamayız. Onun izinden gidemeyiz. Çocuklarımız Peygamberlerinden önce, onlardan daha çok başkalarını tanırsa, onların peşine giderler. Futbolcuların, şarkıcıların, artistlerin, zenginlerin, tâğutların, kâfirlerin…
Peygambermizi tanımak, Onu sevmek, Onun yolundan gitmek dinimizin en önemli emirlerindendir. O’nu tanıyıp sevmeden, emirlerini kabul edip onu örnek almadan Müslümanlık olmaz. Yani, tevhid kelimesinin ikinci bölümü Muhammedun Rasûlulllah ifadesidir.
Sünnet: Peygamberimiz’in Kur’an’ı pratize etmesi, dini uygulamak, öğretmek ve hayata hâkim kılmak için yaptıkları demek. O’nun yolu, tavrı, davranışları demek… Bugün sünnet olarak bildiğimiz birkaç tane, o da şekilden ibaret şey kalmış. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınan nâfile namazlar, yaşlı adamların sakalları, misvak kullanmak ve erkek çocukların küçük bir operasyonu ve benzer bir-iki şey. Bunların dışında sünnetleri meselâ sünnet olarak on tane davranışı bile sayamıyor Müslüman. Hâlbuki Peygamberimiz’in din adına yaptığı her şeydir, tavsiye ettiği, uyguladığı hemen her şey. Oğullarını sünnet ettirmeyenleri kınıyoruz da, ondan daha kuvvetli sünnetleri terk edenleri niçin kınamıyoruz? Kendimizin de kınanacak birçok yönümüz olduğunu kabul edelim, çünkü nice sünnetleri terk etmişiz. Esas sünnet, Kur’an’ın hayata geçirilmesinde nebevî modeldir. O, canlı Kur’an’dı. O’nun tüm hayatı sünnettir. Peygamberimiz’in putlarla ve putçularla nasıl mücadele ettiği, cihadları, savaşları, insanları nasıl eğittiği, toplumsal sünnetleri, nasıl devlete gittiği vb. bilinmeden sünnet kavramı da doğru anlaşılmaz.
|