Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: DUAMIZ OLMASA...!  (Okunma Sayısı 267 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7671



« : Ağustos 18, 2008, 09:07:57 ÖS »

                                                    DUAMIZ OLMASA…!
              “Deki: "Eğer duanız olmasaydı Rabbim size hiçbir değer ver¬mezdi.”(1)
                “İslami ıstılahta Dua;kulun Rabbinden medet beklemesi,yardım dilemesi,yardım dilemesi veya istekte bulunmasıdır.Kulun ,acziyet ve tevazu içinde Yaratanına müracatı ve kulluğunu arzetmesidir.Dua kavramı;kulun Allaha sığınıp yakarmasını,,Allahın yüceliği karşısında çaresiz ve aciz olduğunu itiraf etmesi,sevgi ve yüceltme duyguları içerisinde,O’ndan lutuf,yardım ve af dilemesini ifade eder.”(2)Çünkü bütün isteklerin ve ihtiyaçların karşılandığı mercii ihtilafsız olarak Yaratanın katıdır.Bunun böyle olduğunu,her şeye gücü yetenin tek olarak olduğu müşrikler ve kafirler tarafından bile kabul edilmekte,bu kabul Kur’anda çeşitli yerlerde ifade edilmektedir. “Dua deyince, sadece dille yapılan duâ anlaşılmamalıdır. Bir de fiilî dua vardır. Mü'min kişi arzularını Rabbinden diliyle taleb ettiği gibi fiilen de teşebbüs edecektir. Dili ile taleb ettiği şeyin gerçekleşmesi için aklın gösterdiği sebeplere başvuracaktır. Nitekim, hastalıklardan kurtulmak için 'a dua etmemiz meşru olmakla birlikte, ilaç almamız, maddî olarak tedavi yollarına başvurmamız Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tarafından irşad buyurulmuştur. Kezâ helâl rızık taleb edilmesini, rızkın bol olması için 'a dua edilmesini tavsiye eden, dualarında bunlara yer vererek fiilen örnek olan Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) rızkın meşru yollarını da göstermiş; ziraat, ticaret ve san'atla meşgul olmayı, bunların helâl  rızkın kapıları olduğunu söylemiştir.”
Öyle ise duanın ibâdet yönünden başka, dünyevî ve şahsî hayatımızı ilgilendiren ayrı bir yönü daha vardır: Dua etmek suretiyle arzularımızı, ihtiyaçlarımızı, bir başka ifade ile gerçekleştirilmesi gereken hedefleri ifadeye döküyor, şuur haline getiriyoruz. Yapılacak işleri bir bakıma gündeme getiriyor, plana programa alıyoruz. Rabbimizden dilimizle, sözlü olarak istediğimiz şeylerin gerçekleşmesi için gerekli sebeplere başvurmaya geçiyor, imkânlarımızı, kapasitemizi kuvveden fiile geçiriyoruz.”(3)

           “  Yani "Ben cinleri ve insanları, anca bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zâriyat, 51/56) buyurulduğu üzere, yaratılışınızın hikmeti ibadet ve kulluktur. Onun için ibadetiniz ve kulluğunuz olmasa katında ne kıymet ve öneminiz olurdu? Duanız olmadığı takdirde (kesin kes) yalan saymışsınız, Rabbinize inanmamışsınız demektir. O halde o yalanlamanın cezası, gerekli bir sonuç olur, yarın boynunuza geçer”(4)” 'ın gerçek kullarına vaad edilen büyük mükafatlara zıt olarak kafirlere yapılan bu uyarıyla şöyle denmektedir: "Yardım ve himaye için 'a dua etmez ve O'na ibadette bulunmazsanız, O'nun yanında hiç bir değer ve öneminiz olmayacak ve sizden müstağni olduğu, hiç bir şekilde yardımınıza muhtaç bulunmadığı için, size hiç itibar etmeyecektir. Size rahmetiyle davranması için, kendisine dua etme fırsatı tanıması, şüphesiz kendi yararınızadır. Bunu da yapmazsanız, diğer yaratıklarla aranızda hiçbir fark kalmaz."(5)Çünkü insanın geliş gayesi Yaratanına kulluk ve acziyetini O’na arz etmesidir.” Zaten Rabbimize kulluğumuzun dışında bizim değerli olan neyimiz varki? Altına, gümüşe, yakuta, inciye, mercana, ve dünya nimetlerine sahip olanlar bilsinlerki; bu nimetleri yaratan 'dır. Bunlara sahip olmak katında değer kazandırmaz.Ancak bu dünyada her hareketimizi Rabbin istediği doğrultuda ya¬parsak Rabbimiz katında kulluğumuzun ve dualarımızın bir değeri olur”(6).” Ayetteki «Dua» ibadet demektir: «Eğer ibadetiniz olmasaydı. Rabbim size zerre kadar kıymet vermezdi.» Zira Cenab-ı Hak in¬sanları ve cinleri kendisine ibadet etmeleri için yaratmıştır. Evet, insan ancak 'ın marifeti ve taati için yaratılmıştır. Aksi tak¬dirde insanla diğer canlılar arasında hiçbir fark olmaz.”(7)
        "Duanız olmadıktan sonra" cümlesinden bizim anladığımız ise müşriklerin yüce ya¬ratıcı ve kainatın rabbi olan , tanıdıklarına işaret yoluyla onların bir çok âyetin an¬lattığı gibi zarar dokunduğu vakit yalnız 'a dua ettiklerini belirtmesidir. Örneğin Zuhruf sûresinde "Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı" diye sorsan: "Aziz ve her şeyi bilen ' derler." (43/9) Yine Zuhruf sûresinde "Onlara "sizi kim yarattı" diye sor¬san: "" diyeceklerdir. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar!" (43/87) Ayrıca Nahl süre¬sindeki 53. ve 54.âyetler "Sahip olduğunuz her nimet katındandır. Başınıza bir sı¬kıntı gelince de sadece ona yalvarırsınız. Sıkıntınızı giderince içinizden bir grup, Rable-rine ortak koşar." Ankebut süresindeki 65. âyet: "Gemiye bindiklerinde yalnızca Al¬lah'ın otoritesine boyun eğerek O'na yalvarırlar. onları sağ-salim karaya çıkardı¬ğında ise O'na ortaklar koşarlar".
Veya 'lan kendilerine, inanmak için Arapça kitapla bir uyarıcı göndermesini is-temeleri ve sonra nevalarına uymalarına işaret edilir. Fatir sûresi 42. âyette bu anlatılır. "Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, Rasullerine, önceki ümmetlerin Rasullerine bağ¬landıklarından daha çok bağlanacaklarına dair 'a bütün güçleriyle yemin ettiler. Uyarıcının gelişi onları haktan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadı. Ayrıca En'am sûresi 155-157. âyetlere de bakmak gerekir: "Bu indirdiğimiz mübarek kitaptır. Ona uyun ve sakının ki merhamet olunasıniz. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi. Biz onların okuduklarından gafildik", veya "eğer bize de kitap indirilseydi, biz onlardan da¬ha doğru yolda olurduk." demeyesiniz, diye size de Rabbinİzden apaçık delil, hidâyet ve rahmet geldi. 'ın âyetlerini yalanlayan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azaba uğ¬ratacağız." (6/155-157(8)Her zaman ve her koşulda müracat edilecek yer,makam muhakkak,Yaratandır.
        1-Furkan,77
        2-Abdullah Yıldız Dua s-17
       3-İbrahim Canan Kütüb-i Sittec-6 s-511
      4-Elmalı Tefsiri
      5-Mevdudi  Tefhimül Kur’an
      6-Mahmut Toptaş  Şifa Tefsiri c-5  s-432
      7-Ali Arslan Büyük Kur’an Tefsiri c-12  s-297
      8-İzzet Derveze Et-Tefsirül Hadis  c-2  s-90
       
Logged

S@LİH
Hep Burda
*****

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1228



« Yanıtla #1 : Ağustos 20, 2008, 10:48:19 ÖÖ »

 katındandır. Başınıza bir sı¬kıntı gelince de sadece ona yalvarırsınız. Sıkıntınızı giderince içinizden bir grup, Rable-rine ortak koşar." Ankebut süresindeki 65. âyet:

 
Logged



Kalpler ancak; ’ı zikretmekle mutmain olur.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: