Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Kurtuluş mesajı  (Okunma Sayısı 128 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7671



« : Ağustos 27, 2010, 01:44:36 ÖÖ »

“Hep birlikte 'ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayin...”
( Âl-i İmrân: 3/103)

İlahî vahyin son aşaması olan Kur’an, insanlığa nihai teklifler bütünü olarak sunulmuştur. Aşkın ufuktan gelen Kur’an insana, hayata ve topluma yönelik bir mesajdır. O, kendine özgü dün­yasından hayata yön vermek ve insanlığı kurtuluşa erdirmek ar­zusuyla kopup gelmiştir. İnsanın kurtuluşu, 'ın birliğini kavrayıp O'nun iradesine teslim olması ve dürüst bîr şekilde yaşayıp imana pratik bir anlam kazandırmasıyla mümkün olur.

Dünyada artık her türden ilişkileri, galip Batı medeniyetinin belirlediği günümüzde, insanlığın pek çok sorunlar içinde çırpı­nıp durduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Bunun temel nedeni, insanların Kur’an kapsamında sunulan İslam'dan büyük ölçüde uzaklaşmış olmaları; Müslümanların da çeşitli nedenlerden do­layı mensubu oldukları İslam'ı bugüne hakkıyla taşıyamamalarıdır.

Bu açık gerçeğe rağmen, toplum düzenine ilişkin iddia taşı­mayı, İslam'ın özünden değil de harici bir meseleymiş gibi al­alamak; İslam'ı, sistemi olmayan kuru bir inanç, bir tasavvur ve hayatta uygulanması imkânsız olan yalın bir iman olarak görmek anlamına gelir. Halbuki İslam, toplumun tüm katmanla­rına seslenen kapsamlı bir dindir ve İslam'a göre sosyal düzen, ünden bağımsız değildir. Bunun en açık delili, Kur’an'ın temel tezi olan tevhiddir. Tevhid, yalnızca 'ın birliği ve tenzihle sınırlı değildir. O, aynı zamanda hayatın bütün organlarının or­ganik birliğini ifade eden bir eylem ilkesidir. Tevhidin böyle bir aksiyon ilkesi olduğunu gösteren en güzel örnek ise, bütün pey­gamberlerin hayatın organik birliğini bozan zulüm düzenlerine muhalefetle baş kaldırmış olmalarıdır.( A'râf: 7/59-93)

Kur’an'ın temel gayelerinden biri de, yeryüzünde adaletli bir sosyal düzen oluşturup insanlığın temel haklarını ve değerlerini korumaktır. Bunun için iyiliği buyurup ayakta tutmak, kötülüğü de gerekirse güç kullanarak ortadan kaldırmak Müslüman top­lumun görevidir.
(Âl-i İmrân: 3/104, 1 10; Hac: 22/ 41)

Kur’an'ın sunduğu toplumsal düzen hukuki, siyasi ve iktisadi unsurlardan oluşur. Yasama faaliyeti, toplumsal hayatı oluştu­ran bütün süreçleri kapsar. Bunun için Kur’an'daki hukuki dü­zenlemeler, kişi ve toplum hayatını veri olarak alır.(Bakara: 2/219-222; Nisa: 4/105, 128; En'am: 6/151; Nahl: 16/90; Mücâele: 58/1-4) Bu bağ­lamda Kur’an, yasama yetkisine,(Nahl: 16/116) özel ve kamu hukukuna,(Bakara: 2/221-230; Nisa: 4/ 92-93; Mâide: 5/45; Nûr: 24/2-9) bir de muhakeme usulüne dair ilkeler getirmiştir.(Nisa: 4/105-107; Mâide: 5/8; Bakara: 2/282) Kur’an'ın indiği dönemde, yasama yetkisi bütünüyle 'a ve Elçisine aitti.
( Yûnus: 10/59; Nahl: 16/116; Nisa: 4/65: Ahzâb: 33/36) Vahyin tamamlanıp Peygamber (as)'in vefat etmesinden sonra bu iş, Kur’an ve Sünnete ters düşmemek şartıyla toplumun so­rumluluğuna ait görülmüştür. Bunun tabii sonucu olarak İslam toplumunun sonraki dönemlerdeki ihtiyaçları, İslam alimleri ta­rafından oluşturulan fıkıh disiplinleriyle karşılanmaya çalışıl­mıştır. Onlar, Kur’an ve sünnetteki yasamayı kaynak ve örnek alarak bu işi başarmışlardır. Kur’an'ın toplumsal projesini anla­yıp uygulamak
için bugün de beyin gücüne ihtiyaç vardır.

Kur’an'ın insanlığa bildirdiği kesin ve doğru ilkeler, İslam'ın evrensel mesajının taşıyıcısı olmaya devam edecektir. Müslü­manların yapması gereken iş, Kur’an'ın rehberliğini ve Peygamber(as) örneğini izleyerek bu ilkeler doğrultusunda yeni bir me­deniyet oluşturmaktır.

Müslümanlar fiilen içinde bulundukları zamanı yaşanmamış kabul edemezler. Sömürü sistemleri olanca gücüyle yayılıp ge­lişirken, Müslümanların onlara seyirci kalma gibi bir lüksleri de olamaz. Şu halde İslam, Kur’an'ın tarif ettiği şekilde insanlığın hayatında yeniden uygulama zemini bulmalıdır. Bunun en güzel şekli, Elçisi tarafından ortaya konulmuştur.

Fahrettin Yıldız, Kur’an Aydınlığında Hayatı Doğru Yaşamak, İşaret Yayınları
Logged

RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9767



WWW
« Yanıtla #1 : Ağustos 27, 2010, 09:46:48 ÖS »

Evet, Kur’ân “biz”e indirildi; biz “insan”lara: Kur’ân’ı eline alıp sayfalarını şöyle bir karıştırmaya başlayanlar, hemen her sayfasındaki “ey insân!” ya da “ey nâs: ey insanlar!” ifadesiyle irkilip kendilerine gelirler!

Evet, Kur’ân “biz”e gönderildi, “biz”e seslendi; yani biz “inananlar”a, ilahî mesajın hak olduğuna iman edenlere: Müminler, her adım başı “yâ eyyühellezîne âmenû: ey iman edenler!” hitabıyla imanlarını tazelerler!

Evet, Kur’ân “biz” akıl, fikir, anlayış sahiplerine ve mantığını kullananlara hitap etmektedir. Kur’ân, biz insanlara, biz inananlara, biz akıllılara ve düşünenlere onu gereği gibi okuyup anlayarak mesajları üzerinde düşünelim, zihinlerimizi ve gönüllerimizi onunla arındıralım, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınalım; kısaca ’a hakkıyla kul olalım diye gönderildi.
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5661



« Yanıtla #2 : Ağustos 30, 2010, 12:41:43 ÖÖ »

Kur’an'ın insanlığa bildirdiği kesin ve doğru ilkeler, İslam'ın evrensel mesajının taşıyıcısı olmaya devam edecektir. Müslü­manların yapması gereken iş, Kur’an'ın rehberliğini ve Peygamber(as) örneğini izleyerek bu ilkeler doğrultusunda yeni bir me­deniyet oluşturmaktır.
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: