|
Yakup
|
 |
« : Ağustos 26, 2010, 12:31:54 ÖÖ » |
|
Rahman ve Rahim olan 'ın adıyla
Bunu İbrahim, oğullarına vasiyet etti, Yakup da: "Oğullarım, şüphesiz sizlere bu dini seçti, siz de ancak müslüman olarak can verin" (diye benzer bir vasiyette bulundu.) (Bakara Suresi, 132)
Nitekim İsa, onlarda inkarı sezince, dedi ki: " için bana yardım edecekler kimdir?" Havariler: " 'ın yardımcıları biziz; biz 'a inandık, bizim gerçekten müslümanlar olduğumuza şahid ol" dediler. (Ali İmran Suresi, 52)
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. 'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve 'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten müslümanlarız." (Ali İmran Suresi, 64)
İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyandı: ancak, O hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi. (Ali İmran Suresi, 67)
O, melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Siz, müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek? (Ali İmran Suresi, 80)
Ey iman edenler, 'tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin. (Ali İmran Suresi, 102)
Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin" diye vahy (ilham) etmiştim; onlar da: "İman ettik, gerçekten müslümanlar olduğumuza sen de şahid ol" demişlerdi. (Maide Suresi, 111)
De ki: "O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, (hep) besleyen (hiç) beslenmezken, ben 'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten müslüman olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın müşriklerden olma." (denildi.) (En'am Suresi, 14)
"O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben müslüman olanların ilkiyim." (En'am Suresi, 163)
"Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimiz'in ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür." (Araf Suresi, 126)
Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalplerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey müslümanlar,) vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına." (Enfal Suresi, 12)
Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir karşılık istemedim. Benim ecrim, yalnızca 'a aittir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum. (Yunus Suresi, 72)
Musa dedi ki: "Ey kavmim, eğer siz 'a iman edip müslüman olmuşsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin." (Yunus Suresi, 84)
Biz, İsrailoğulları'nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (İlah'tan) başka İlah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)
Eğer buna rağmen size cevab vermezlerse, artık biliniz ki, o, gerçekten 'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka İlah yoktur. Öyleyse artık, siz müslüman mısınız? (Hud Suresi, 14)
"Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat." (Yusuf Suresi, 101)
O inkar edenler müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. (Hicr Suresi, 2)
Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitab'ı sana, herşeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)
De ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak, müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur'an'ı) hak olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmiştir." (Nahl Suresi, 102)
De ki: "Gerçekten bana: -Sizin İlahınız yalnızca bir tek İlah'tır" diye vahyolunuyor; artık siz müslüman olacak mısınız?" (Enbiya Suresi, 108)
(İçinde de![http://www.ihvanforum.org/images/smilies/smile[2].gif](http://www.ihvanforum.org/images/smilies/smile[2].gif) Sadece müslüman olmak..Başka sıfata ihtiyaç yoktur. "Bana karşı büyüklük göstermeyin ve bana müslüman olarak gelin" diye (yazılmaktadır). (Neml Suresi, 31)
Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: "Senin tahtın böyle mi?" denildi. Dedi ki: "Tıpkı kendisi. Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz müslüman olmuştuk." (Neml Suresi, 42)
Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin, işte müslüman olanlar bunlardır. (Neml Suresi, 81)
(De ki![http://www.ihvanforum.org/images/smilies/smile[2].gif](http://www.ihvanforum.org/images/smilies/smile[2].gif) Sadece müslüman olmak..Başka sıfata ihtiyaç yoktur. "Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Herşey O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla emrolundum." (Neml Suresi, 91)
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 26, 2010, 01:39:00 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
|
|
|
|
Yakup
|
 |
« Yanıtla #1 : Ağustos 26, 2010, 12:33:30 ÖÖ » |
|
Onlara okunduğu zaman: "Biz ona inandık, gerçekten o, Rabbimiz'den olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik" derler. (Kasas Suresi, 53)
Ve sen kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değilsin. Sen yalnızca, Bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar müslümanlardır. (Rum Suresi, 53)
Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden ( 'a) itaat eden erkekler ve gönülden ( 'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla ( 'tan) korkan erkekler ve saygıyla ( 'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, 'ı çokça zikreden erkekler ve ( 'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Ahzab Suresi, 35)
Onlar için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) hakkında bir sakınca yoktur. (Ey müslüman kadınlar) 'tan sakının. Şüphesiz , herşeye şahid olandır. (Ahzab Suresi, 55)
"Ve ben, müslümanların ilki olmakla da emrolundum." (Zümer Suresi, 12)
'a çağıran, salih amelde bulunan ve: "Gerçekten ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir? (Fussilet Suresi, 33)
"Ki onlar, Benim ayetlerime iman edenler ve müslüman olanlardır." (Zuhruf Suresi, 69)
Biz insana, 'anne ve babasına' iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve Senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım." (Ahkaf Suresi, 15)
Ey iman edenler, eğer siz 'a ( adına İslama ve müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır. (Muhammed Suresi, 7)
Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: "Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, , size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azap ile azaplandırır." (Fetih Suresi, 16)
Ne var ki, orda müslümanlardan olan bir evden başkasını bulmadık. (Zariyat Suresi, 36)
Belki onun Rabbi, -eğer o sizi boşayacak olursa- ona yerinize sizlerden daha hayırlı müslüman, mü'min, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler' verir. (Tahrim Suresi, 5)
Öyleyse, müslümanları suçlu-günahkar olanlar gibi (eşit) kılar mıyız? (Kalem Suresi, 35)
"Ve elbette bizden müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte ( 'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp-bulanlardır." (Cin Suresi, 14)
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 26, 2010, 01:54:33 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #2 : Ağustos 26, 2010, 03:11:11 ÖÖ » |
|
Sadece müslüman olmak o kadar zor ki; siz istemesseniz bile müslüman isminin ardına bir ci ,cü eklemeye çalışılıyor. dinci, nurcu, süleymancı, akp.ci, hizbullahçı, siz ne kadar söyleseniz de yırtınsanızda bir yerlere yaftalanıyorsunuz ve ben haykırıyorummmmm ben müslümanımmmmmmmm hiç bir eklentim yokturrrrrrr
|
|
|
|
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
|
|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #4 : Ağustos 30, 2010, 12:58:55 ÖÖ » |
|
De ki![http://www.ihvanforum.org/images/smilies/smile[2].gif](http://www.ihvanforum.org/images/smilies/smile[2].gif) Sadece müslüman olmak..Başka sıfata ihtiyaç yoktur. Sadece müslüman olmak..Başka sıfata ihtiyaç yoktur. "Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Herşey O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla emrolundum." (Neml Suresi, 91)    
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
ruveyda
|
 |
« Yanıtla #5 : Şubat 20, 2011, 02:59:26 ÖS » |
|
ZOR ZAMANDA MÜSLÜMAN OLMAK Her şeyin bir zamanı vardır. Elbette Müslüman olmanın da zor zamanları vardır. İşte böyle bir zamanda başarılı olanlar, inançları çağlara taşıyan insanlardır. İnsanlığın hayatını hayat yapan “iman” gaye idealinden mahrum, her şeyin menfaat doğrultusunda yürütüldüğü, sapık inançların baş gösterdiği, zina ve haramın mubah sayıldığı bir dönemde, asrı saadet modeliyle nübüvvet bahçesinde gül gibi yetişebilmektir zor zamanda Müslüman olmak. Karşıda karanlık bir inkârcılık kütlesi varken “KALK VE İNZAR ET” çağrısına uyabilmektir de ayrıca. Alâkasızlığı, dışlanmayı, taşlanmayı, kınanmayı deli, şair, sihirbaz diye hakarete uğramayı sîneye çekebilmektir. Her türlü itibar kaybına hazır olmaktır. Bütün insanlar senin karşında cephe almışken “hasbunallâhi venîğmel vekîl” diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak. Mekke’de tebliğ vazifesi devam ettiği halde kimse ona uymuyordu. Rabb’inden gelen emirleri büyün bir şevkle anlattığı halde herkes kulak tıkıyordu. O yine yılmamıştı. Bir ümit, deyip Taif’e gitti. Taif halkından umutluydu. Bu düşünceler içerisinde taif’e varıp tebliğ vazifesine başlamasıyla birlikte hakaretler de başlamıştı. Taif halkı çocuklarını öğütleyerek Onun mübarek bedenini taşlatmışlardı. Halk hakaret ediyor, bir daha gelmemesini söylüyordu. Şefkatli Nebî’nin mübarek yüzünden kanlar süzülüyordu cüppesine. Bütün bu yaşadıkları Onu epey yormuştu. Mahzun bir şekilde geri dönerken Cebrail (as) geldi; “ya Resûl Sadece müslüman olmak..Başka sıfata ihtiyaç yoktur. , iste, şu dağı birleştirip, onları helak edeyim.” dedi. İşte burada Peygamberimiz gibi ;” hayır yâ Cebrail! ben gazap Peygamberi değilim, rahmet peygamberiyim. Olur ki ileriki zamanlarda içlerinden birisi Müslüman olur. Bu bile yeter. Hem ONLAR BİLMİYORLAR” diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak. Kurulu düzenin başları olan Ebu Cehil ve zihniyetindekiler, İslâmiyetin yayılışından rahatsız olmuşlardı. Peygamberimizi davasından döndürmek için makam, mevki ekonomik çıkar vaat ettiklerinde ; SAĞ ELİME GÜNEŞİ, SOL EİLME AYI VERSENİZ, BENİ DAVAMDAN DÖNDÜREMAZSİNİZ diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak. Vücutlar, demir taraklarla taransa bile korkuya kapılıp, taviz vermemeyi sadece sabra ve duaya sarılmayı, ’ın dinini mutlaka hakim kılacağını unutmamaktır zor zamanda Müslüman olmak. Peygamberimiz vefat ettiğinde herkeste bir şaşkınlık olmuştu. Herkesin dilinde “o ölmemiştir, bir peygamber nasıl ölür” laflarının dolaştığı bir hengâmede “bâki hakikatler fani şahısların üzerine bina edilemez” diye düşünüp “kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim ki ’a tapıyorsa bilsin ki , Hayy ve Lâyemuttur.” Diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak. Açık saçıklığın mübah sayıldığı, tesettürün tamamen kaldırılmak istendiği, yıllarca emek verdiği okuluna “ancak başını açarsan girebilirsin” dendiği bir zamanda yolunda okulunu ve hayatını kaybetmekten zerre kadar tereddüt göstermeden BAŞIMI ALIRSIN, ÖRTÜMÜ ASLA diyebilmektir, zor zamanda Müslüman olmak. İnsanın en önemli ve biricik hakkı olan özgürlüğü elinden alınmıştı Nur müellifinin. Seksen üç yıllık ömrünü Kutsi bir davaya vakfettiği için kendisini otuz sene sürgünden sürgüne gönderip, defalarca zehirlemeye kalkan insanlara karşı “eğer Risale-i Nur’la imanlarını kurtarırlarsa, onlara hakkımı helal ediyorum” diyebilmektir zor zamanda Müslüman olmak. Bu dava için bırakın dünyayı, “milletin imanını selâmette görürsem, vücudum cehennemde yanıyor olsa bile gönlüm gül gülistan olur.”diyerek ahiretini dahi feda edebilmektir, zor zamanda Müslüman olmak. Kendinin ve evlâdının içinde yandığı, alevleri semavâta kadar ulaşan manevî bir ateşin göklere yükseldiğini görüp, imanını kurtarmaya ve o ateşi sürdürmeye koşmayı gerektirir, zor zamanda Müslüman olmak. Zira, insanın hemen yakınında yangın çıkmışken , onu söndürmek yerine, başka şeylerle meşgul olmak, nasıl bir cehaletin ve körlüğün eseridir. İşte bütün bunlara binaen mü’min; yaşatma hazzıyla, yaşama sevdasından vazgeçen değil midir? Evet, bizler hâlâ yirmi birinci asır olan şu zaman-ı ahirde hayatını davası adına yaşamış, Resûl-ü Ekrem (asm) ve Onun her asırdaki temsilcisi olan müceddidleri anlamamanın ve kıymetlerini idrak edememenin sancısını çekmekteyiz. Ama şu da bilinmelidir ki; “karla kaplanmış yollar bahara çıkar” Sadece müslüman olmak..Başka sıfata ihtiyaç yoktur.  Sadece müslüman olmak..Başka sıfata ihtiyaç yoktur. Canan Karataş  Sadece müslüman olmak..Başka sıfata ihtiyaç yoktur.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
   
Karma: 0
Online
Mesaj Sayısı: 992
|
 |
« Yanıtla #6 : Şubat 20, 2011, 03:09:20 ÖS » |
|
(Rüveyda kardeşden alıntıdır) ZOR ZAMANDA MÜSLÜMAN OLMAK Her şeyin bir zamanı vardır. Elbette Müslüman olmanın da zor zamanları vardır. İşte böyle bir zamanda başarılı olanlar, inançları çağlara taşıyan insanlardır. İnsanlığın hayatını hayat yapan “iman” gaye idealinden mahrum, her şeyin menfaat doğrultusunda yürütüldüğü, sapık inançların baş gösterdiği, zina ve haramın mubah sayıldığı bir dönemde, asrı saadet modeliyle nübüvvet bahçesinde gül gibi yetişebilmektir zor zamanda Müslüman olmak. Karşıda karanlık bir inkârcılık kütlesi varken “KALK VE İNZAR ET” çağrısına uyabilmektir de ayrıca. Alâkasızlığı, dışlanmayı, taşlanmayı, kınanmayı deli, şair, sihirbaz diye hakarete uğramayı sîneye çekebilmektir. Her türlü itibar kaybına hazır olmaktır. Bütün insanlar senin karşında cephe almışken “hasbunallâhi venîğmel vekîl” diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak.
   
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|