Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
   
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1212
|
 |
« Yanıtla #1 : Mart 26, 2011, 12:53:43 ÖS » |
|
Bunun üzerine de yalanlama ve inkarda ısrar etmenin âkıbetine işaret edilerek buyuruluyor ki: O halde haydisenize can boğaza dayandığı vakit. Âyetteki kelâmdaki yalanlamayı sıralamak içindir. da onların acizliklerini göstermek üzere tehdid ifade etmektedir. bunun cevabı, ikinci den sonra gelecek olan cümlesidir. fiilinin altındaki zamirinin nefse, yani ruha ait olduğu, sözün cereyan tarzından anlaşılmaktadır. Hulkûm, boğaz demektir. Dilimizde de "Can hulkuma geldiği vakit" denilir ki bu, ruhun çıkmak üzere bulunduğu can çekişme vakti demektir. Yani onun etrafında hazır bulunan ilgililer, sizler o zaman, içinizden birinin canı hulkuma geldiği o demde bakar durursunuz. Onun ölüm sarhoşluğunu görür, kurtaracak hiçbir şey yapamaz, acz içinde kara kara bakarsınız Biz ise ona, o can çekişen arkadaşınıza sizden daha yakınızdır. Gerek ilim, gerek kudret, gerek tasarruf cihetiyle olsun her hususta yakınız. Siz onun hallerinden yalnız açıkta gördüğünüz izleri tanıyabilirsiniz. Onun mahiyetine, niteliğine ve gizli özelliklerine vâkıf olamaz ve onlardan hiçbirini def edemezsiniz. Biz ise hepsini bilir ve dilediğimizi yaparız. Ve lâkin siz görmezsiniz, yani o yakınlığı idrak etmezsiniz. Şimdi sonuç olarak o vefat eden zâtın ölümden sonraki halini beyan etmek için de buyuruluyor ki o canı geri dönmeyip ölen kimse, o 'a yakın olanlardan ise, sûrenin baş tarafında zikredilen üç sınıftan en ileride bulunan sâbikûndan (öncülerden) ise ki bu, en yüksek vasıfları olan "mukarrebûn" ile ifade edilmiştir. İSRA771. Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar. Artık ona bir Ravh, rahat, rahmet, ferah ve devamlı hayat mânâlarına gelir ve güzel bir rızık ve bir naim cenneti, hiç kederi olmayan bir nimet ve saadet cenneti vardır. Amma Ashab-ı yemin'e gelince aynen yukarıdaki isimle zikredilmişlerdir. Artık sana sağın adamlarından selam. Burada ashab-ı yeminin birbirlerini selamlamaları hususu, tarafından haber verilmektedir. HAKKA/19. Kitabı sağ tarafından verilen:" Alın, kitabımı okuyun" der. HAKKA/20. " Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum." HAKKA/21. Artık o, hoşnut kalacağı bir hayat içindedir, HAKKA/22. Yüce bir cennette, HAKKA/23. Meyveleri sarkmış halde. HAKKA/24. (Onlara denir ki:) Geçmiş günlerde işlediklerinize (iyi amellerinize) karşılık, âfiyetle yeyin, için. HAKKA/25. Kitabı sol tarafından verilene gelince,der ki:" Keşke, bana kitabım verilmeseydi!" HAKKA/26. "Şu hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!" Amma o yalanlayan ve inkâr eden sapıklara gelince ki bunlar Ashab-ı şimâl'dir (solun adamlarıdır) "Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar" (Vâkıa, 56/51) diye nitelendirilmiş, kötülenmişlerdir. Dâllin vasfı, onların tanıtıcı sıfatlarıdır. El HAKKA Süresinde iki tip insanın durumunu bize Rabbimiz bildirmektedir.Bu ayetlerin bizlere kitabı anlayarak amel etmemizi ve model olan Peygamber sav efendimiz gibi islamı yaşmamız buyrulmaktadır. Rabbimizin bu buyrukları ile yaşamayanların durumu göz önüne serilmektedir. cc müslümanlara kur'an ile yaşamayı nasib etsin.Merhum Elmalı HAMDİ YAZIR Kardeşim ölüm ayetini gündeminize alıp,bizlere mahşeri hatırlattığınızdan dolayı  dan 
|