gülsüm
Ara Sıra Uğrar
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 12
|
 |
« : Haziran 12, 2009, 06:05:26 ÖS » |
|
 olumu bıldıgı halde gulup neselenen kadere ıman ettıgı halde uzulen rızka allahu tealanın kefıl oldugunu bıldıgı halde luzumsuz zahmetlere gıren kıyamette sorgu suale ınandıgı halde gaflete dalan fanı oldugunu bıldıgı halde dunyaya bel baglayan kımseye hayret etmemek ımkansızdır nedersınız? 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
ben_can
Buraya bağlanmış.
 
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 139
|
 |
« Yanıtla #1 : Temmuz 27, 2009, 09:29:01 ÖÖ » |
|
ben başlığa göre cevap vermek istiyorum "dunya sevgısını ıcımızden nasıl atarız" niye atalım mevlam bizim içimize bu sevgiyi nasip etmiş bu hissi vermiş sevdasını vermiş belirli ölçüde tatmak için elbet kendinden geçmeden yaşamak da fayda var, ki o kadar güzel yaratmış doğayı tabiatı toprağı suyu havayı rengi çiçeği böceği insanı bunlara duyulan sevda mevlaya duyulan sevda nın hayranlığın esintisidir bence dünya boş sa niye geldik herşeyin bi sebebi var mevlayı hatırlatan hiç bir şeyden vazgeçmeyiz mesela demi bu da bu dünya zevkinden sefasından unutanları tenzih ederim... selametle
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
ben_can
Buraya bağlanmış.
 
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 139
|
 |
« Yanıtla #3 : Temmuz 27, 2009, 10:43:40 ÖÖ » |
|
Dünya sahası bir imtihan yeri olduğu için çok güzel yaratılmıştır. Lakin hiçbir sahih haberde dünyayı sevin ona bağlanın diye ifade yoktur. Tam aksine dünya sizi aldatmasın dikkat edin,dünya kısa bir geçimliktir, asıl yaşam yurdu ahirettir buyrulmaktadır. Tabiki bu dünyadan elini eteğini çekin manasında değildir.
ın lutfettiği nimetlerden gereğince ve israf etmeden yararlanmayı tavsiye vardır. Burada tek dikkat edilecek ve de çok önemli olan dünyanın bizleri aldatmamasıdır. Dünyada kısa süreli bir misafir olduğumuzu unutmadan korku ve ümit arası bir hayat yaşamalıyız. + 1 sayın admin içimizden dünya sevgisini atmaya gerek yok dünya hayatına dalıp mevlayı niye geldiğimiz untmayalım yoksa sevmemek de bi şekil isyan gibi.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Faruk
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : Temmuz 27, 2009, 12:06:04 ÖS » |
|
selamün aleykum SAYIN BEN_CAN "dunya sevgısını ıcımızden nasıl atarız"
niye atalım mevlam bizim içimize bu sevgiyi nasip etmiş bu hissi vermiş sevdasını vermiş belirli ölçüde tatmak için elbet
kendinden geçmeden yaşamak da fayda var, 43 ZUHRUF 36. Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. 43 ZUHRUF 37. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. 43 ZUHRUF 38. O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der. 43 ZUHRUF 43. Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın. 43 ZUHRUF 44. Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız 7 ARAF 3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! 39 ZÜMER 21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için, 'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve 'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. 39 ZÜMER 36. ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur Peygamber sav efendimiz KABE'de o zamanın müşriklerine arapça kur'an okumuştu. Şimdi bizlerde yorumsuz olarak cc ayetlerini okuyalım bu ayetlerde emredildiği şekilde hayatımızı ayetlerle ve hadislerle inşa edelim.Eğer ki bizler kur'an ve Peygamber sav anlamadan islamı yaşmak istersek toplumun şu andaki durumuna düşeriz.Bizlerin yukarıdaki ayetler ışığında kendimizi kontrol edersek, Rabbimizin yardımı geleceğini kur'an ve sünnetten öğreniyoruz.Şunuda belirtmek isterim ki bu gibi ayetler ve peygamber kıssalarındaki ayetler bize gerken yolu göstermektedir.Dünya ile iletişim durumu ise,bu ayetler ve hadislerle dünyayı imar etme görevi müslümanlara verildiğini anlıyoruz.Müslüman beşeri yasalarla kendi yaşamını sürdüremez.İslamı uygun olmayan yasalara da gücünün yettiği kadar uyamaz.Beşeri olarak bize dayatılan gayri islami yasaları müslüman istiyerek kabul edemez.Ben sadece bir müslüman olarak size hakkı hatırlatmaktır.Hakkı ancak cc ve Peygamber sav emirleri getirir . SELAM VE DUA İLE
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
ben_can
Buraya bağlanmış.
 
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 139
|
 |
« Yanıtla #5 : Temmuz 27, 2009, 12:36:04 ÖS » |
|
selamün aleykum SAYIN BEN_CAN "dunya sevgısını ıcımızden nasıl atarız"
niye atalım mevlam bizim içimize bu sevgiyi nasip etmiş bu hissi vermiş sevdasını vermiş belirli ölçüde tatmak için elbet
kendinden geçmeden yaşamak da fayda var, 43 ZUHRUF 36. Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. 43 ZUHRUF 37. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. 43 ZUHRUF 38. O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der. 43 ZUHRUF 43. Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın. 43 ZUHRUF 44. Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız 7 ARAF 3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! 39 ZÜMER 21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için, 'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve 'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. 39 ZÜMER 36. ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur Peygamber sav efendimiz KABE'de o zamanın müşriklerine arapça kur'an okumuştu. Şimdi bizlerde yorumsuz olarak cc ayetlerini okuyalım bu ayetlerde emredildiği şekilde hayatımızı ayetlerle ve hadislerle inşa edelim.Eğer ki bizler kur'an ve Peygamber sav anlamadan islamı yaşmak istersek toplumun şu andaki durumuna düşeriz.Bizlerin yukarıdaki ayetler ışığında kendimizi kontrol edersek, Rabbimizin yardımı geleceğini kur'an ve sünnetten öğreniyoruz.Şunuda belirtmek isterim ki bu gibi ayetler ve peygamber kıssalarındaki ayetler bize gerken yolu göstermektedir.Dünya ile iletişim durumu ise,bu ayetler ve hadislerle dünyayı imar etme görevi müslümanlara verildiğini anlıyoruz.Müslüman beşeri yasalarla kendi yaşamını sürdüremez.İslamı uygun olmayan yasalara da gücünün yettiği kadar uyamaz.Beşeri olarak bize dayatılan gayri islami yasaları müslüman istiyerek kabul edemez.Ben sadece bir müslüman olarak size hakkı hatırlatmaktır.Hakkı ancak cc ve Peygamber sav emirleri getirir . SELAM VE DUA İLE
kardeş güzel belirtmişsin anlatmışın ama benim yazdığım gönlümden geçen senin yazdıklarınla arasındaki bağlantıyı kurmaktda zorlanıyorum açıkcası dünyayı sevmek yaratılanları sevmek gerek demi bunun sevgisini nasıl çıkaralım içimizden bunlar da bize yaratanı hatırlatır her daim niye vermiş kardeş sevgisini toprak sevgisini anne baba sevgisini insan sevgisini hayvan sevgisini bunlar bizi ondan ayırmadıkça sana bana başkalarına ne zararı var.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Temmuz 27, 2009, 12:37:04 ÖS Gönderen: ben_can »
|
Logged
|
|
|
|
|
güliçkimi
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : Temmuz 27, 2009, 12:54:38 ÖS » |
|
"dunya sevgısını ıcımızden nasıl atarız" niye atalım mevlam bizim içimize bu sevgiyi nasip etmiş bu hissi vermiş sevdasını vermiş belirli ölçüde tatmak için elbet kendinden geçmeden yaşamak da fayda var, ki o kadar güzel yaratmış doğayı tabiatı toprağı suyu havayı rengi çiçeği böceği insanı bunlara duyulan sevda mevlaya duyulan sevda nın hayranlığın esintisidir bence dünya boş sa niye geldik herşeyin bi sebebi var mevlayı hatırlatan hiç bir şeyden vazgeçmeyiz mesela demi bu da bu dünya zevkinden sefasından unutanları tenzih ederim... selametle
“Dünyaya bir bak; enini boyunu öğren. Sahipleriyle nasıl dalaşıyor, dölleri ile nasıl beleniyor, onlara ne garip hileler yapıyor? Onlara yaptığı oyunları seyret. Onları nasıl azdırıyor ve aniden arkasına atıyor. Onu gözet, kendine yar olan kişilerle uğraşıyor, eğlendiriyor. Sonra onları yükseltiyor. Bir dereceden öbürüne geçiriyor. Aldattığı kimseleri, kandırması kabil olmayanların üzerine salıyor. Boyunlarına bindiriyor. Hazinelerini aldattıklarına veriyor, acayip işlerini onlara gösteriyor. Onlar da bunlara bakarken, varlıklarından uzak olup ferahlık duyuyorlar. Yüksekte olduklarına inanıp seviniyorlar. İyi geçimlerine kanıyor, dünyanın kendilerine hizmet etmesini bir nimet sayıyorlar. İşte bu hâlle dünya onları aldattı, bağladı. Aradan zaman geçti, onları tepetaklak yere vurdu. Kemikleri kırıldı. Parçalandılar ve öldüler. Dünya onların bu hâlini görüyor ve gülüyordu. Ayrıca işleri karıştırmakta olan şeytan da yan gelip keyif çatıyordu.
Dünyanın işi budur. Birçok sultanlara böyle yaptı. Mülk sahip*lerini ve zenginlerin çoğunu yukarıda anlatılan hâle getirdi. Bu dünyanın âdetidir. Âdem Peygamber’den bu deme kadar, böyle geldi ve böyle gidiyor. O böyle yükseltir, sonra yere vurur. Kıyamete kadar bu perişanlık devam eder. Öne alır, arkaya atar, mal sevdirir, zengin eder, yedirmez, ihtiyaç içinde kıvrandırır. Bu kuvvetler dünyaya yerilmiştir. Her iyiliği yapar, kendine çeker. Sonra boğazına bıçağı dayar, boğazlar. Ondan kurtulan yoktur. Onun şerrinden emin olan olmaz.
Ancak, dünyayı iyi bilen, şerrinden emin olur. Dünyadan kim çok sakınıyorsa, kurtulmanın fazlası ona nasip olur. Selâmete ermek için, onun bütün hâllerini öğrenmiş olmak gerektir.
Dünyaya kalbindeki gözünle bak. O gözle bakarsan, ayıplarını görürsün ve şerrinden emin olursun. Onu kalbinden çıkarmaya ancak gücün böyle yeter. Baş gözünü ona çevirir, süsleri ile uğraşmaya koyulursan ayıpları gözünden kaybolur, dolayısıyla kalbinden sevgisini çıkarıp atmak senin için mümkün olmaz. Onu, içinden atamazsın, ona ilgisizlik duygusu taşıman kabil olmaz. Bu yüzden seni öldürür. Başkalarına içirdiği zehri sana da içirir ve öldürür.
İçimizden kopup gelen kötü duygulara cihad bayrağını açalım. O duyguların ıslâhına emin oluncaya kadar devam edelim. Onlar iyiye yöneldikten sonra dünyanın ayıbını biliriz. Ona ihtiyaç arz etmekten kendimizi alırız. Nefsin ıslâhı için kalbin ve sırrın sözü tutulmalıdır ve onlara uyan her duygu ıslâh olmuş sayılır. Azdırmaya yeltenen duygular ıslâh olmuş sayılmaz.
Nefsin ıslâhı için kalbin ve sırrın sözünün tutulması esastır. Nefis hem kalbe, hem de sırra uymalı. Onların yasak ettiği şeyi yapmamalı ve emrettiğini tereddütsüz yapmalı. Kalp ve sır nefse bir şey veriyorsa, az demeyip kanaatle yetinmeli. Hiç vermedikleri zaman da sabırlı olmalı. Nefsin iyi hâli böyle başlar, onda iyilik başladıktan sonra kötü hâlleri ölür. Kalbe döner. Onun emriyle hareket eder. Öyle bir hâle gelir ki, artık ona nefis denmez, kalp denir. Başına takva tacını giyer. Yakınlık süsünü takar.
Bize iman etmek ve dile imanımızı tasdik ettirmek gerekir. yoluna baş koyanları inkâr etmek bize yakışmaz.
Hak yakınlığına onlar sahiptir. Ona sahip olunca, arta kalan olmaz, yeryüzünde her ne ki var, onlara sahip olurlar.
'ı bilen ayetlerini ve peygamberlerini kabul eden dünyalık olana bakmaz, dünyanın nimetini yiyenlere iltifat etmezler, önü hoş, ama onlar sonuna bakarlar. Dünyanın ilk yaratılışı ve miadı dolunca yıkılışı gözlerinin önüne gelir. Bolluğuna gurur duymaz, yokluğuna da üzülmezler.
Hak sır gözlerini bürür, başkasını görmezler, ölüm korkusu onlara kulluk ettiremez. Melekten bir şey beklemek için kulluk etmezler. Onların yaratılışı Mevlâ için. O'nun sohbeti için. Hak, sebebini bilmediğiniz şeyler yaratmıştır. O istediğini yapar.
Rabbim ayetleri ile dünya sevgisinin sonunu bizlere anlatıyorsa bunu tereddütsüz kabul etmeliyiz. Hayatımıza geçirmeliyiz. Mümin ve münafık, kafirler arasındaki fark nedir? Ayetlerden hadislerden işimize geleni uygulayıp, ağır ve nefsimize zor gelenleri kabullenmezsek, inkar eder ve ya neden, niçin dersek mümin olamayız. Münafık ve kafirlerden farkımız olmaz. Bilmem anlatabildim mi?
Azmış nefsler insanı dünya güzekliğine yöneltir, taptırır, hatta o kadar ileri gider ki 'ın ayette belirttiklerini bile göremeyecek kadar kör edip neden ve niçinlere daldırır... Kendince rabbin bu güzelliği sunmuş yaşa dedirtir.İmtihan ve imtihanların nedenini niçinini unutturur.
Dünya (dünya güzellikleri) müminin zindanı, kafirin cennetidir. Mümin dünyaya zından gözü ile bakar, dünya güzellikleri onu aldatmaz, kafir ise kendini cennette zanneder. Dünyanın tm güzelliğini yaşamak için uğraşır, nefsini azdırır, cehennemdeki yerini hazırlar.
Konuyu açan kardeşimden razı olsun.....
[/I][/COLOR]
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 01, 2009, 04:26:27 ÖS Gönderen: güliçkimi »
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
güliçkimi
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : Temmuz 27, 2009, 01:11:10 ÖS » |
|
dünyayı sevmek yaratılanları sevmek gerek demi bunun sevgisini nasıl çıkaralım içimizden bunlar da bize yaratanı hatırlatır her daim niye vermiş kardeş sevgisini toprak sevgisini anne baba sevgisini insan sevgisini hayvan sevgisini bunlar bizi ondan ayırmadıkça sana bana başkalarına ne zararı var
Sayın ben_ can üyemiz size kimse ailenizi dünyayı ve yaratılanları sevmeyin demiyor. Herşeyin bir ölçüsü olduğu anlatılıyor.İnsanları ve hayvanları sevmek tabiki güzeldir, ama bunları severken kimin yarattığını unutmadan aşırıya kaçmadan onlara tapmadan.
Sevmek imandandır.Sevdiğimizi 'ın rızası için sevmeliyiz, dostluklarımız sevdiklerimizde bu düşüncemiz ön planda olmalı. Dünyayı Rab ve Mabud edinmememiz gerek. Biz bunu yaparsak dünyada bizi kul ve köle eder.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
güliçkimi
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : Temmuz 27, 2009, 01:21:19 ÖS » |
|
Dünya sevgisi her türlü hatanın başı ve başlangıcıdır. Dünyasını seven ahiretine zarar verir. Tabi ahiretini düşünecek aklı varsa. Dünyayı köprü gibi düşünüp üzerinden geçmek gerek.Salih kullar, mümin kullar dünyanın güzelliklerine aldanmazlar. O güzelliğin sahibini bilirler.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
Faruk
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #11 : Temmuz 27, 2009, 01:34:42 ÖS » |
|
selamün aleykum
Dünya sevgisi her türlü hatanın başı ve başlangıcıdır. Dünyasını seven ahiretine zarar verir. Tabi ahiretini düşünecek aklı varsa. Dünyayı köprü gibi düşünüp üzerinden geçmek gerek.Salih kullar, mümin kullar dünyanın güzelliklerine aldanmazlar. O güzelliğin sahibini bilirler sayın ben_can Bu uyarılar sizi düşünmeye sevk etmek içindir.Bizler yaratıldık başı boş bırakılmıyacağız.İman ettik demekle kurtulamıyacağız,çünkü imtihan var.selam ve dua ile
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #12 : Temmuz 27, 2009, 01:35:42 ÖS » |
|
Sevgi Rabbimizin bize verdiği lütuftur
en büyük sevgi rabbimize olmalıdır bu sevginin ötesine diğer sevgiler geçmemelidir
en kutsal sevgiler ana-baba sevgisi, evlat sevgisi, vatan sevgisi bunların hepsi ve Rasul sevgisini
geçmemelidir.Rabbimiz bize sevmeyin demiyor fakat haddinde olmalı
bu sevgiler bize 'ın emirlerini unutturmuyorsa
onların istekleriyle 'ın emirleri arasında bir ikilem oluşturduğunda
tercihimiz 'ın emirleri olmuyorsa bu sevgiden korkulur
yoksa sevmek güzeldir zararı da yoktur
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Temmuz 27, 2009, 01:36:38 ÖS Gönderen: RUMEYSA »
|
Logged
|
Bismillahirrahmanirrahim 48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı (Tevbe suresi-48).
|
|
|
|
|
ben_can
Buraya bağlanmış.
 
Karma: 0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 139
|
 |
« Yanıtla #14 : Temmuz 27, 2009, 02:45:21 ÖS » |
|
Dünya sevgisi her türlü hatanın başı ve başlangıcıdır. Dünyasını seven ahiretine zarar verir. Tabi ahiretini düşünecek aklı varsa. Dünyayı köprü gibi düşünüp üzerinden geçmek gerek.Salih kullar, mümin kullar dünyanın güzelliklerine aldanmazlar. O güzelliğin sahibini bilirler.
ozaman ben salih kul değilim sırf yaratanın yarattığını seviyorum diye
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|