Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: duanın gücü  (Okunma Sayısı 1672 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« : Şubat 20, 2011, 02:40:02 ÖS »

http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2009/09/sukutuvaveyla.jpg?w=335&h=375&h=375
duanın gücü


YILLAR önceydi. Gece yarısına yakın bir vakitte eve döndüğümde, o zaman iki yaşlarında olan kızımı, ‘Yoot, yoot’ diye evde dolanıp dururken buldum. Yoğurt istiyordu, ama anlaşılan, evde kalmamıştı. Gerçi arayacak olduktan sonra açık bir dükkân bulmak çok zor değildi, fakat gecenin o saatinde kim uğraşacak? Nihayet küçük bir çocuğun önemsiz bir arzusu; az sonra yatar uyur, sabah kalktığında da unutur…
Çok geçmeden kapının zili çaldı. Açtığımızda, amcası bir naylon torba dolusu yoğurtla karşımızda duruyordu. İşyerinde biriken yoğurtları toplamış, eve dönerken bize uğrayıp bırakacak olmuş. Halbuki daha önce böyle birşey yapmazdı, o günden sonra da yapmadı. Sadece o gece, o saatte bize yoğurt getirdi.
Herbirimiz hafızamızı şöyle bir yoklayacak olsak, buna benzer vak’alar hatırlayabiliriz. Gerçekte, nice ‘önemsiz” arzu ve duaların hergün, her an ehemmiyetle cevap bulduğuna dair nice olaylara tanık oluruz da, ülfet perdesine sarıp bir kenara atar ve geçip gideriz.
Dua ve cevap, hayatın hayat kadar kesin bir gerçeğidir. Şu yağmurlu günlerin birinde, şemsiyeyi bir tarafa atarak öylece çıkın yağmurun altına. Sonra kendinizi, kurumuş ağaçların, susamış çiçeklerin, filiz verip Rabbinin nakışlarını göstermek için can atan tohumların, Rabbinin emriyle dağları ve ovaları dolaşarak muhtaçlara ulaşmak için dolup coşmayı bekleyen derelerin, sararmış otlar arasında rızkını arayan kuşların ve böceklerin yerine koyun.Ve üzerinize düşen herbir yağmur damlasının lezzetini onlarla beraber hissetmeye çalışın. Yağmurun nasıl bir duaya nasıl bir cevap teşkil ettiğini o zaman anlarsınız.
Güneşin doğuşunu da seher vakti ağaçları cıvıl cıvıl tesbihatlarıyla dolduran kuşlarla, soğuk kovanın içinde büzüşen balarılarıyla, karanlığın çöküşünden sonra boynunu büküp kalmış günebakanla, kefenine bürünüp haşir müjdesini bekleyen yeryüzüyle beraber seyredin. Hergün, her an, güneş ışığının herbir foton partikülüyle dualara nasıl cevap yetiştirildiğini o zaman hissedersiniz.
Bir hastalıktan şifa bulduğunuzda, büyüklü küçüklü binlerce hastalığa müptelâ insanların ve hayvanların hepsinin birden şifâsını da kendi sevincinize ekleyin. Görünmeyen bir Şifa Vericinin duaları cevaplandırırken yeryüzüne yağmur gibi, güneş ışığı gibi her an nasıl şifa yağdırdığını o zaman hayal edebilirsiniz.
Acze düştüğünüzde, henüz dünyaya gözünü açmış insan ve hayvan yavrularının hepsiyle birden paylaşmaya çalışın aczinizi’”doğar doğmaz annesiyle koklaşıp eliyle koymuş gibi memesini bulup yapışan fok yavrusuyla, yuvasında açlıktan bağrışıp duran kuş yavrularıyla, anneciğinin sıcak kesesinden dünyayı seyreden kanguru yavrusuyla, canavar anasının ağzından lokmasını alan aslan yavrusuyla…
Ve, babasının mühimsemediği arzusuna Rabbinden cevap alarak yoğurduna kavuşan kız çocuğuyla! O zaman anlarsınız koca dünyanın bütün zerreleriyle beraber nasıl bir dua fabrikası gibi çalıştığını, Âlemlerin Rabbine her an sayısız duaları sunmak için meleklerin birbiriyle ordular halinde nasıl yarıştıklarını, o dualardan herbirine sanki bütün kâinatın ettiği dua ondan ibâretmişçesine ehemmiyetle cevap verildiğini…
Sonra, bir yandan duaları yetiştirmek için Arşa uçan, diğer yandan aldıkları cevaplarla yeryüzüne inen meleklerle semânın her an nasıl kaynaşıp durduğunu görür gibi olursunuz… Her an yeryüzünden dualar fışkırır, her an yeryüzüne cevaplar yağar. Hiçbir dua unutulmaz, hiçbiri kalabalıkta kaybolmaz. Çünkü onlar, herşeyi işiten ve herkesin her arzusuna cevap veren Birisine ulaşır. Sinek yaratmak gibi, dünyaları yaratmak da Onun kudretine zor gelmez. Bir kedinin rızkını vermek gibi Cenneti kullarına ikram etmek de Onun rahmet hazinelerinden hiçbir şey eksiltmez. O, kendisine dua eden kulunu sever. Dualara cevap vermekten bıkmaz. Israrla isteyenlerin ısrarları da Onu usandırmaz. İşte biz, elimizi açtığımız zaman, biliriz ki, duamızı O işitir ve cevap verir. Çünkü cevap vermeyi Kur’ân’ında vaad etmiştir. Küçük büyük, gizli açık herşeyimizi Ona arz ederiz.
Günlük ekmeğimizi istediğimiz gibi, ebedî Cennet sofralarını da Ondan isteriz. Kabre imanla girmeyi istediğimiz gibi, ayakkabımızın kaybolmuş bağını da Ondan isteriz. Bütün bunları isterken de, Âlemlerin Rabbiyle baş başa olmanın, Onunla sohbet etmenin, Ona güzel isimleriyle hitap edebilmenin, Onun tarafından dinlenilmenin ve duamıza Ondan cevap almanın hazzını yaşarız.
Bize dua etmeyi öğreten ve emreden Âlemlerin Rabbine hamd olsun
Logged

ülkü
Burada
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 56


« Yanıtla #1 : Şubat 20, 2011, 05:53:54 ÖS »

 
Her an yeryüzünden dualar fışkırır, her an yeryüzüne cevaplar yağar. Hiçbir dua unutulmaz, hiçbiri kalabalıkta kaybolmaz. Çünkü onlar, herşeyi işiten ve herkesin her arzusuna cevap veren Birisine ulaşır. Sinek yaratmak gibi, dünyaları yaratmak da Onun kudretine zor gelmez. Bir kedinin rızkını vermek gibi Cenneti kullarına ikram etmek de Onun rahmet hazinelerinden hiçbir şey eksiltmez. O, kendisine dua eden kulunu sever. Dualara cevap vermekten bıkmaz. Israrla isteyenlerin ısrarları da Onu usandırmaz. İşte biz, elimizi açtığımız zaman, biliriz ki, duamızı O işitir ve cevap verir. Çünkü cevap vermeyi Kur’ân’ında vaad etmiştir. Küçük büyük, gizli açık herşeyimizi Ona arz ederiz.



Logged
Faruk
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1212



« Yanıtla #2 : Şubat 20, 2011, 07:53:06 ÖS »

Duanın Önemi:
      
Her konuda Rabbine muhtaç, aciz ve güçsüz olan kula düşen görev, güçsüzlüğünü bilerek Rabbine dua etmesi, Rabbe yakışan da kulunun içten yaptığı duayı dilerse kabul etmesidir.
Mü’minlerin ’a dua etmelerini emreden bizzat Rabbimizdir. Kur’an şöyle diyor:         
“Rabbiniz dedi ki: ‘Bana dua edin, size icabet edeyim (karşılığını vereyim). Doğrusu bana ibadet etmekten büyüklenenler (müstekbirler) boyun bükmüş olarak Cehenneme gireceklerdir.” (Ğafir: 40/60)
Selamün aleykum
Logged
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #3 : Şubat 21, 2011, 11:00:23 ÖS »

(Rasûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?" (el-Furkan, 22)

Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile 'tan yardım isteyin. Çünkü muhakkak sabredenlerle beraberdir." (el-Bakara, 153)
Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
selim mehmet hüdai
Buraya bağlanmış.
***

Karma: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 220


çogu zaman hayatı; masalsı romanlarda anlatılan öy


WWW
« Yanıtla #4 : Nisan 03, 2012, 06:51:17 ÖS »

Her an yeryüzünden dualar fışkırır, her an yeryüzüne cevaplar yağar. Hiçbir dua unutulmaz, hiçbiri kalabalıkta kaybolmaz. Çünkü onlar, herşeyi işiten ve herkesin her arzusuna cevap veren Birisine ulaşır. Sinek yaratmak gibi, dünyaları yaratmak da Onun kudretine zor gelmez. Bir kedinin rızkını vermek gibi Cenneti kullarına ikram etmek de Onun rahmet hazinelerinden hiçbir şey eksiltmez. O, kendisine dua eden kulunu sever. Dualara cevap vermekten bıkmaz. Israrla isteyenlerin ısrarları da Onu usandırmaz. İşte biz, elimizi açtığımız zaman, biliriz ki, duamızı O işitir ve cevap verir. Çünkü cevap vermeyi Kur’ân’ında vaad etmiştir. Küçük büyük, gizli açık herşeyimizi Ona arz ederiz.
Logged
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9893



WWW
« Yanıtla #5 : Nisan 16, 2012, 01:34:48 ÖÖ »

http://img82.imageshack.us/img82/9124/12fc618b9dgl1.jpg
duanın gücü


    Duanın gücü İnsanın, Yaratıcı ile ilişkisi ibadet vasıtasıyla oluyor. İbadetin özü, daha açık bir deyimle bütün ibadetlerin hedefi, duadır.

Dua, müminin silahıdır. Gerçekten yapılan ciddi bilimsel araştırmalar, dua etmenin insanlar üzerinde çok olumlu etkisi olduğunu göstermiştir ve dua etmek hastalar üzerinde kesinlikle iyileştirici bir özellik taşımaktadır. İnsanın Üstün bir güce sığınması ve sadece O’ndan yardım dilemesi insanda doğal olarak şifa etkisi sağlamaktadır.

bir ayette “Biz, insana şahdamarından daha yakınız” şeklinde buyurmuştur. (Kaf, 16). Başka bir ayet-i kerimede de “Aralarında fısıldaşan üç kişinin dördüncüsü, beş kişinin altıncısı O’dur. ”(Mücadile, 6) buyurulmuştur.
varlık ve insanla iç içe olduğundan, insan Rabbine zaman ve mekan gözetmeksizin dua edebilmelidir.

Yaratıcı bir ayette “Beni anın, ben de sizi anayım” (Bakara, 152)buyurmuştur. Bu da gösteriyor ki bizden O’na yalvarıp yakarmamızı ve dua etmemizi bekliyor. ’ın şüphesiz ki buna ihtiyacı yok ama bizim ibadet etmeye her zaman muhtacız.

Dua bir birlik, kaynaşma halidir. Duayı ’rastgele istemekten, başvurudan’ ayırmak lazımdır. Yapılan her duaya icabet edilir ancak her dua kabul edilir, demek yanlış olur. Zira bizim her istediğimizi yerine getiren bir Varlık değildir. ’ın edilen dua karşısında nasıl ve ne takdir edeceğini ve hikmetini bizim anlamamız da mümkün değildir.

Aslında insanın üstün gücü de duasından kaynaklanmaktadır. Nitekim De ki, eğer duanız olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? (Furkan 77)ayetinde duanın gücünü vurgulamaktadır.

Rabbimize dua ederken korku ve ümit birlikte bulunmalıdır. Kur’an-ı Kerim: ’a korku ve ümitle dua edin “(Araf, 56)ayetiyle bunu formüllendirmiştir. Yalnız korku veya sadece ümit, duada seviyesizliktir. Tek başına korku, rahmete güvensizliğe ve nihayet tükenişe götürür. Tek başına ümitse, hiçbir tehlike, zorluk, sınır tanımadığından benliği firavunlaştırır. Kul sürekli olarak korku ile ümit arasında olmalıdır.

Duada bağırıp çağırarak haddi aşmamalıyız. Buyurulmuştur ki: ”Rabbinize boynu bükük halde ve gizlilik içinde dua edin”(Araf, 55)

Sözlerimi, içtenlikle yapılan bir duanın tarafından kesinlikle cevap verileceğini gösteren bir ayetle sonlandırmak istiyorum:

Kullarım, Beni sana soracak olurlarsa, gerçektende Ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm. Öyleyse onlarda bana cevap versinler ve Bana inansınlar ki doğruya erişsinler. (Bakara 186)
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: