Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: DÖRDÜNCÜ ESAS VAAD ve VAÎD (TEHDİT) NASSLARINA İMAN  (Okunma Sayısı 192 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
mahşerde buluşalım
Süper Moderatör
Sağlam Forumcu
*****

Karma: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 434



« : Nisan 23, 2011, 09:11:01 ÖS »

http://www.islam-tr.net/avatars/sugra.gif?dateline=1240921248
DÖRDÜNCÜ ESAS VAAD ve VAÎD (TEHDİT) NASSLARINA İMAN


DÖRDÜNCÜ ESAS
VAAD ve VAÎD (TEHDİT) NASSLARINA İMAN


Ehl-i sünnet ve'l-cemaat olan selef-i salih'in akidesinin esaslarından birisi de vaad ve vaîd nasslarına iman etmektir. Onlar bu nasslara inanır ve geldiği gibi kabul ederler. Herhangi bir şekilde te'vile kalkışmazlar. Vaad ve vaîd ile ilgili nassların hükmünü kabul ederler. Çünkü yüce şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz kendisine eş koşulmasını mağfiret etmez. Ondan başkasını ise dileyeceğine mağfiret eder. Kim 'a ortak koşarsa, muhakkak büyük bir günahla iftira etmiş olur." (en-Nisa, 4/48)

Kulların akıbetlerinin müphem olduğuna ve hiçbir kimsenin son olarak ne halde öleceğini bilmediğine inanırlar. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz ki bir kimse insanlara göründüğü kadarıyla cennet ehli ameli ile amel eder. Halbuki o cehennem ehlindendir. Yine bir adam insanlara göründüğü kadarıyla cehennem ehlinin ameli ile amel eder, halbuki o cennetliklerdendir." (Buhari ve Müslim)

Yine şöyle buyurmaktadır: "Sizden herhangi bir kimse cennetliklerin ameli ile amel eder, nihayet kendisi ile cennet arasında sadece bir arşınlık mesafe kalır. Kitab onun aleyhine yerini bulur ve cehennemliklerin ameli ile amel eder, o da cehenneme girer. Şüphesiz sizden bir kimse de cehennemliklerin ameli ile amel eder. Nihayet kendisi île cehennem arasında sadece bir arşınlık mesafe kalır. Kitabın hükmü hakkında tecelli eder ve cennetliklerin ameli ile amel eder, o da oraya girer." (Buhari ve Müslim)

Fakat İslam üzere ölen kimse hakkında, zahiren müslüman olması sebebiyle -mü'min ve takva sahibi kimseler hakkında- genel olarak inşaallah cennet ehlinden olduğuna tanıklık ederler.

Yüce şöyle buyurmaktadır: "İman edip salih amel işleyenlere de şunu müjdele: Gerçekten onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır... " (el-Bakara, 2/25);

"Muhakkak ki takva sahibleri cennetlerde ve ırmaklar (ın kenarın)dadır. Sıdk meclisinde gayet muktedir bir melikin yanındadırlar." (el-Kamer, 54/54-55)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmuştur: "Her kim 'tan başka hiçbir ilah olmadığını bilir halde ölürse, cennete girer." (Müslim)

Kafirlerle müşrikler ve münafıkların da cehennem ehlinden olduklarına tanıklık ederler.

Yüce şöyle buyurmaktadır:

"Kafir olup ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktirler, onlar orada ebediyyen kalıcıdırlar." (el-Bakara, 2/39);

"Gerçek şu ki ister kitab ehlinden olsun, ister müşriklerden olsun o kafirler cehennem ateşindedirler. Orada ebedi kalıcıdırlar, yaratılanların en kötüleri de işte bunlardır." (el-Beyyine, 98/6);

"Şüphesiz münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar." (en-Nisa, 4/145)

Ehl-i sünnet ve'l-cemaat Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'ın haklarında söylediği şekilde cennetle müjdelenmiş on kişinin cennetlik olduklarına tanıklık ettikleri gibi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in cennetlik olduğunu söylediği herkesin de cennetlik olduğuna tanıklık ederler.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

"Ebu Bekir cennettedir, Ömer cennettedir, Osman cennettedir, Ali cennettedir, Talha cennettedir, Zübeyr cennettedir, Abdu'r-Rahman b. Avf cennettedir, Sad b. Ebi Vakkascennettedir, Said b. Zeyd cennettedir, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah cennettedir."

Cennetlik olduklarına dair ashab-ı kiram'dan pekçok kimse hakkında böyle bir tanıklık sabit olmuştur.

Ükaşe b, Mihsan, Abdullah b. Selam, Yasir ailesi, Bilal b. Ebi Rebah, Cafer b. Ebi Talib, Amr b. Sabit, Zeyd b. Harise, Abdullah b. Revaha, Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in kızı Fatıma, Hadice bnt. Huveylid, Aişe, Safiyye, Hafsa, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'ın bütün hanımları ve daha başkaları... hepsinden razı olsun.

Cehennemliklerden olduklarına dair nassların bulunduğu kimseler hakkında da biz böylece şahidlik ederiz.

Abdu'l-Uzza b. Abdu'l-Muttalib adını taşıyan Ebu Leheb, onun hanımı Ummu Cemil künyeli Harb kızı Arva ve haklarında böyle bir tanıklığın sabit olduğu diğerleri gibi.

Ehl-i sünnet ve'l-cemaat kim olursa olsun, Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'ın hakkında kat'î ifade kullandığı kimseler dışında muayyen olarak cennetlik ya da cehennemlik olduğunu kesin ifadelerle söylemezler. Fakat iyilik yapan kimse hakkında cennet ümidini, kötülük işleyenler hakkında da cehennem korkunusu taşırlar.

Ameli güzel dahi olsa, yüce bir kimseyi lütfuna daldırıp, rahmeti ile onu cennete sokmadıkça cennetin hiçbir kimse hakkında kesin olarak vacib olmadığına inanırlar. Nitekim yüce şöyle buyurmaktadır:

"Eğer 'ın üzerinizde lütuf ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbir kimse ebediyyen temize çıkamazdı. herşeyi işitendir, çok iyi inilendir." (en-Nur, 24/21)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmaktadır: "Ameli kendisini cennete sokacak hiçbir kimse yoktur." Sen de mi ey 'ın Rasülü diye sorulanca, o: "Ben dahi Rabbimin rahmeti ile beni kuşatması hali müstesna." (Müslim)

Ehl-i sünnet ve'l-cemaat tehdidin kendisine yöneltilmiş olabileceği herbir kimsenin azaba uğramasını gerekli görmezler. Çünkü yapmış olduğu itaatler, tevbe etmesi yahut günahlara keffaret olan bir takım musibet ve hastalıklar dolayısıyla o kimseyi bağışlayabilir. Nitekim yüce şöyle buyurmaktadır;

"De ki: Ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım! 'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü bütün günahları mağfiret eder. Muhakkak o çok çok mağfiret edendir, rahmet edendir." (ez-Zümer, 39/53)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmuştur; "Bir adam bir yolda yürümekte iken yol üzerinde dikenli bir dal buldu, onu bir kenara çekti. Yüce onun bu davranışını güzel bulduğundan dolayı ona mağfiret etti." (Buharî)

Ehl-i sünnet ve'l-cemaat yaratılmış herbir varlığın bir ecelinin bulunduğuna, 'ın izni olmaksızın ve belirli bir süreye ertelenmiş bir yazı ile olmaksızın hiçbir kimsenin ölmeyeceğine inanırlar. Onların tayin edilen süreleri de geldi mi ne bir an geri bırakılırlar, ne de öne alınırlar, ister ölmüş olsun, ister öldürülmüş olsun. Bu ancak onun için belirlenmiş ecelinin sona ermesi ile olur.

Yüce şöyle buyurmaktadır:
"'ın izni olmadıkça hiçbir kimse ölemez. O vadesiyle yazılmış bir yazıdır." (Al-i İmran, 3/145)

Ehl-i sünnet ve'l-cemaat yüce 'ın mü'minlere cenneti vaad ettiğine, muvahhid isyankarları ve kafir ve münafıkları ise cehennem ateşinde azablandırmak ile tehdit ettiğine, bu tehdidinin hak olduğuna inanırlar. vaadinden caymaz.

Nitekim yüce şöyle buyurmaktadır:

"İman edip, salih amel işleyenlere gelince, biz onları altından akan ırmaklara, orada ebedi kalıcılar olmak, üzere koyacağız. Bu 'ın dosdoğru bir vaadidir. 'tan daha doğru sözlü, kim olabilir?" (en-Nisa, 4/122)

Ancak yüce lütuf ve keremiyle günahkar muvahhidleri affedecektir. Yüce muvahhidleri affedeceğini vaadetmiş, böyle olmayanlar hakkında bu affın sözkonusu olmayacağını da belirtmiş bulunmaktadır:

"Doğrusu kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez. Ondan başkasını da dile
diğine bağışlar." (en-Nisa, 4/48 ve 116)

« Son Düzenleme: Nisan 24, 2011, 03:55:31 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: