Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Cehennemden kaçan sahabe...  (Okunma Sayısı 346 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9892



WWW
« : Mart 06, 2009, 02:34:20 ÖÖ »

http://ozledim_resulu2.sitemynet.com/mynet_resimlerim/g_l3.gif
Cehennemden kaçan sahabe...
Ay yüzlü güzelin genç ümmeti.

O bir sahâbî!

"Anam babam sana feda olsun!" diyecek kadar samîmi.

O bir sahâbî!

Gül kokulu sevgiliye yoldaş, Kâinatın Efendisi'ne tâbî..

O bir sahâbî!

Genç yaşta mü'min, îmanda kemâl sahibi.

O bir sahâbî!

Her dem nefsine karşı, savaşın yılmaz mücâhidi.

 
Öyle bir savaş ki; düşman amansız, mücâhede çetin, mücadele hummalı
idi.

Bir gün bir ihtiyacı için ALLAH'ın sevgilisi O'nu çarşıya göndermişti.
Kalbinde ALLAH Rasûlüne hizmet etmenin sevinci, kutlu Medine
sokaklarında adım adım ilerledi. Tam Ensar'dan bir zatın kapısı
önünden geçiyordu ki; Ensar'dan bir hanımı banyo halinde görüverdi. Ne
varki gözlerini hemencecik geri çeviremedi. O'na bakmıştı... Bu bakış
içine büyük bir korku salmıştı. Bu korku ile koşarak hızla oradan
uzaklaştı.

- Ne yaparım şimdi ben? dedi kendi kendine. Ne yaparım? Ya ALLAH
Rasulü'ne vahiyle bildirilirse? Nasıl bakarım Efendi (s.a.v)'min aydan
aydınlık yüzüne?

Karmakarışık duygularla koştu Sa'lebe (r.a.)... Nereye gittiğini
bilmeden koştu... Koştu... Koştu...

Sığındı Mekke ile Medine arasında bir dağın kuytu yerine. Korku,
dehşet ve şaşkınlık içindeydi Sa'lebe...

Bir nazarla yıkılmıştı... Bir nazardı O (r.a.)'nu vuran yerden yere...
Uygunsuz bir bakış sadece... Günler birbirini kovaladı. Sa'lebe tam
kırk gün dağlarda konakladı. Onca genişliğine rağmen yeryüzü çok ama
çok dardı. Geceyi bölen feryadı dağlarda yankılandı:

"Keşke rûhumu ruhlar içinde, cesedimi cesetler içinde kaybettirseydin
de hüküm vermek için beni ortada bırakmasaydın."

Geceler tâ subh olunca inletir bu dert beni.

Derdimin içinde dermânımdır ALLAH Hû diyen.

Sabahlara kadar inleten bir derde mübtelâydı Sa'lebe. Sığınacak bir
tek sığınak; hâlini arzedecek bir tek Cenâb-ı Hakk vardı.

Bu âni gidiş birden yokoluş Kâinâtın Efendisi'ni endişeye sevketti.
Çünkü O (s.a.v) ümmetine karşı son derece müşfikti. Kırk gün boyunca
Sa'lebe(r.a.)'yi arattı. Bu âni kayboluş yüreğini kanattı. Hâlinden
şikâyet eden kadına cevap veren yüce kudret , Sa'lebe'ye de rahmet
nazarıyla baktı. Cebrâil (a.s)'i göndererek Rasûlün'ü rahatlattı.
Cebrâil:

- Yâ Muhammed (s.a.v)! Rabbin sana selam ediyor ve diyor ki;
"Ümmetinden bir adam şu dağın içinde bana sığınıyor." dedi.



Vahyin aydınlığında handân eyle yâr beni

Hükmün ile dîdâr-ı cemîline sar beni



Mecnûn ürpertisiyle tevbe eşiğindeyim

Âyetin de lütfundur; incitmez nazar beni



Madem utanıyorum kem yüzümle gelmeye

Secde ile tenimden yıkasa sular beni.



Hz. Ömer ile Selman (r.a) düştüler yola. Mekke ile Medine arasında,
mekik dokudular adeta. Bir çobana rastladılar uzun bir arayıştan
sonra.

- Bir genç arıyoruz günlerdir kayıp bir genç. Rastladın mı hiç bu
dağda, bayırda ya da bu civarda böyle bir civana?

- Sanırım siz şu Cehennem'den Kaçan Adam'ı arıyorsunuz? dedi çoban
gülümseyerek. Ve devam etti; O her gece yarısı ellerini başına koyar,
dağa doğru koşar; "Keşke ruhumu ruhlar içinde, cesedimi cesetler
içinde kaybettirseydin de hüküm vermek için beni ortada
bırakmasaydın." diye bağırır .

Gece yarısına kadar bekledi Hz. Ömer ile Hz. Selman.. Doğru tahmin
etmişti çoban. Bu genç Sa'lebe'den başkası değildi. Ömer Sa'lebe'yi
görünce sevinçle koştu O'nu kucakladı, bağrına bastı. Genç, yaşlı
gözlerle titreyerek Ömer'e baktı:

- Yâ Ömer! Rasulullah günahımı biliyor mu? diye sordu.

- Bilmiyorum, dedi Ömer. Bilmiyorum. Ancak dün yine seni andı ve bulup
huzuruna getirmemiz için bizi sana yolladı.

Genç çaresiz bu emre uyarak Medine'ye doğru yol aldı. Yine de içinde
yenemediği bir korku, ifadesi zor bir mahcubiyyet vardı.

- Ya Ömer! Ne olur! Ne olur beni huzura birden çıkarmayın. Rasulullah
namazda iken huzuruna varmak istiyorum, dedi. Kabul ettiler kutlu
sahabiler Sa'lebe'nin bu isteğini.

Sa'lebe henüz Mescid'e girmişti ki; ALLAH Rasûlü'nün o lâtif sesini,
kıraatini işitti. O (s.a.v.)'nun sesini işitmesiyle kendinden geçti.
Bayıldı düştü yere. Rasûl-i Ekrem selam verince onları gördü ve
sordu:

- Ya Ömer! Ya Selman! Sa'lebe'ye ne oldu?

- Ya RasûlALLAH sesinizi işitince bayıldı, dediler.

- Sana günahları ve hataları yok eden bir âyet bildireyim mi? Kafasını
salladı Sa'lebe " evet" anlamında."

Kâinatın Efendisi Kalktı O'nu hareket ettirdi, ayılttı ve sordu:

- Neden kaçtın bizden Ya Sa'lebe?

- Günahım yüzünden Ya RasûlALLAH! dedi Sa'lebe.

- Sana günahları ve hataları yok eden bir âyet bildireyim mi?Kafasını
salladı Sa'lebe " evet" anlamında.

"Deki; Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi ve güzeli ahirette de iyiyi ve
güzeli ver. Bizi ateşin azabından koru." (Bakara 202).

- Günahım Ya RasûlALLAH daha büyük!

- Bilakis ALLAH'ın kelamı daha büyüktür! buyurdu ALLAH Rasûlü. Sonra
evine dönmesini emretti O'na. Döndü Sa'lebe dönmesine, ancak bir türlü
kendine gelemedi. Üzüntüden hastalandı, yatağa düştü vücudu kaskatı
kesildi. Bir hafta sonra kutlu sahabi Selman Peygamber(sav)'in
huzuruna geldi.

- Ya RasûlALLAH! Sa'lebe'den haberiniz var mı? Muhakkak o günahından
ötürü hasta, harab ve bitab düştü dedi. Selman'ın bu sözü üzerine
hemen ayağa kalktı Rasulullah: "Kalkınız birlikte yanına gidelim!"
buyurdu.

Gittiler yanına. Sa'lebe çok bitkin ve tanınmayacak haldeydi.
Rasulullah (s.a.v) O'nun başını kaldırarak mübarek kucağına koydu.
Ancak Sa'lebe ani bir hareketle başını O (s.a.v.)'nun kucağından
kaçırdı. Rasulullah sordu:

- Başını kucağımdan niçin kaçırdın?

- Çünkü o, günahlarla doludur, dedi Sa'lebe.

- Şikayetin nedir?

- Günahlarım, Ey ALLAH'ın Rasûlü! Kemiğimin etimin ve derimin arasında
karınca yürümesi gibi dolaştığını hissediyorum.

- Neyi arzuluyorsun?

- Rabbimin mağfiretini.

O sırada Cebrail(a.s.) geldi ve vahyetti:

- Ya Muhammed!Rabbin sana selam ediyor ve diyor ki: "Eğer bu kulum
gerçekten yer dolusu günahla bana gelse ben de O'nu yer dolusu
mağfiretle karşılarım."

Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) bunu Sa'lebe'ye bildirince, Sa'lebe bir çığlık
attı ve ruhunu Hakk'a teslim etti. Rasulullah O'nun yıkanarak
kefenlenmesini emretti. Namazını kıldırdığı zaman da, parmak uçlarına
basarak yürüdüğü görüldü. Defin işleri tamamlandığında ashab-ı kiram
sordular:

- Ya RasulALLAH! Seni namaz esnasında parmak uçlarına basarak yürürken
gördük. Sebebi nedir. Buyurdular ki:

"Beni, hak ile nebi olarak gönderene yemin ederim ki, Sa'lebe'yi
tezyin etmek için meleklerden inenlerin çokluğu sebebiyle ayağımı
basacak yer bulamadım."

Melekler'in tezyîn ve tekfîn ettiği,

"Cehennem'den Kaçan Adam" Rabbi'nin mağfiretine ermişti.

Ne mutlu Cehennem'den

kaçabilenlere...

Ne mutlu Sa'lebe'ye.
Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ömer__fani_65
Moderatör
Hep Burda
****

Karma: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1068


« Yanıtla #1 : Mart 06, 2009, 09:11:53 ÖÖ »

Logged
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7654



« Yanıtla #2 : Nisan 16, 2009, 10:24:31 ÖS »

http://ozledim_resulu2.sitemynet.com/mynet_resimlerim/g_l3.gif
Cehennemden kaçan sahabe...

- Şikayetin nedir?

- Günahlarım, Ey ALLAH'ın Rasûlü! Kemiğimin etimin ve derimin arasında
karınca yürümesi gibi dolaştığını hissediyorum.

- Neyi arzuluyorsun?

- Rabbimin mağfiretini.

O sırada Cebrail(a.s.) geldi ve vahyetti:

- Ya Muhammed!Rabbin sana selam ediyor ve diyor ki: "Eğer bu kulum
gerçekten yer dolusu günahla bana gelse ben de O'nu yer dolusu
mağfiretle karşılarım."

Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) bunu Sa'lebe'ye bildirince, Sa'lebe bir çığlık
attı ve ruhunu Hakk'a teslim etti. Rasulullah O'nun yıkanarak
kefenlenmesini emretti. Namazını kıldırdığı zaman da, parmak uçlarına
basarak yürüdüğü görüldü. Defin işleri tamamlandığında ashab-ı kiram
sordular:

- Ya RasulALLAH! Seni namaz esnasında parmak uçlarına basarak yürürken
gördük. Sebebi nedir. Buyurdular ki:

"Beni, hak ile nebi olarak gönderene yemin ederim ki, Sa'lebe'yi
tezyin etmek için meleklerden inenlerin çokluğu sebebiyle ayağımı
basacak yer bulamadım."

Melekler'in tezyîn ve tekfîn ettiği,

"Cehennem'den Kaçan Adam" Rabbi'nin mağfiretine ermişti.

Ne mutlu Cehennem'den

kaçabilenlere...

Ne mutlu Sa'lebe'ye.


 
Logged

turk182m_1
Sağlam Forumcu
****

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 451


Al-Jehad


« Yanıtla #3 : Mayıs 09, 2009, 04:23:03 ÖS »

O sırada Cebrail(a.s.) geldi ve vahyetti:

- Ya Muhammed!Rabbin sana selam ediyor ve diyor ki: "Eğer bu kulum
gerçekten yer dolusu günahla bana gelse ben de O'nu yer dolusu
mağfiretle karşılarım."

Teâla c.c razı olsun inşallah ...
Logged
S@LİH
Hep Burda
*****

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1226



« Yanıtla #4 : Mayıs 09, 2009, 05:21:39 ÖS »

Sen günahın küçüklüğüne bakma
günahı kendisine karşı işlenenin büyüklüğünü düşün (Bilal Bin Saad)
Rabbim razı olsun ...
Logged



Kalpler ancak; ’ı zikretmekle mutmain olur.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: