|
RUMEYSA
|
 |
« Yanıtla #1 : Ekim 11, 2010, 09:55:40 ÖS » |
|
 Başörtüsü Sorunu’ da neyin nesi?!
Tıpkı İsrailoğulları’nın yaptıkları gibi.
İsrailoğulları kelimeleri tahrif etmişlerdi. Kelimeleri yerlerinden oynatmışlar (4/Nisa, 46; 5/Maide, 13), kavram kargaşası oluşturmuşlardı. Şimdi nöbeti, İsrailoğulları’nın çağdaş versiyonları devralmışlardır.
Müslüman kadının tesettürü, ağzından alkol kokusu yayılanların, demokratik liberal kültürü din edinenlerin, laiklikle İslam'ı uzlaştırmaya çalışanların istismar edemeyeceği kadar mukaddes bir davadır. Tesettür, İslam’ın önemli bir rüknüdür. Müslüman kadının haysiyeti, izzeti ve şerefidir. Müslüman kadının örtüsü ile İslam coğrafyasını işgal eden Amerikan askerlerinin ve bir de bizim kendi ülkemizde bizim hayatımızı, zihnimizi işgal etmiş bulunan, kültürümüzü ve medeniyetimizi ötekileştiren, İslam'ı çağdışı bir yobazlık olarak algılayan kâfirlerin sorunu vardır. Fakat onlar hiçbir zaman tesettür kavramını, keyiflerine göre, istedikleri gibi yontamayacaklardır. onları bu muratlarına erdirmeyecektir. Çünkü onlar, ebterdir, İslam ise kıyamete kadar dünyanın en büyük hayat nizamı olmaya devam edecektir.
Kâfirlerin tesettürle sorunları, zarfla ilgili değil, mazrufla ilgilidir. Yani gerçek düşmanlık namusa, iffete, ahlakadır. İstenen, kadın kadınlığının pazarda satılan bir metaya dönüşmesidir. Utanma ve ar kavramlarının unutulmasıdır. Kadın varlığını kadın buduna, yani hazza, zevke indirgemek isteyenler tesettüre düşmandır. Onlar kadın bedeni üzerinden, yeryüzünün en aşağılık eğlence kültürünü üretmeyi isteyen insanlık yoksunlarıdırlar. Müminleri de kendi fahşa ve münkerlerine ortak etmek istemektedirler. Biz mü'minler onların nazarında, tıpkı Lut kavminin, “bunlar temiz kalmak isteyen kimseler”miş diye dalga geçtiği kimseler (7/A’raf, 82) gibiyiz.
Bu arada, mütesettir hanımların bazı dostlarının da kulaklarını çekmek gerekmektedir. Bu dostlar ne yazık ki, İslam düşmanlarından, yani kâfirlerden başörtüsüne özgürlük dilenmektedirler. Kimi aklı evveller daha da ileri giderek, başörtüsünün inanç özgürlüğü değil, insan ve kadın hakları kapsamına dâhil edilmesi gerektiğini yazabiliyorlar. Bir kimse kâfirlerden bu kadar korkuya kapıldıktan sonra, o kadının başı örtülse ne olur, örtülmese ne olur? Örtü sadece bir metrelik bir bez değildir. Örtü, aynı zamanda Müslüman kadının heybeti, cesareti ve kişiliğidir. 'tan değil de mevcut güç sahiplerinden korkacak kadar kişiliğini yitirmiş insanların örtünmeleri İslami açıdan pek bir önem taşımamaktadır.
CHP’nin, kadınların saçları önden bir tutam görülmelidir kanaati ve benzeri ‘çözüm’ önerileri, Müslümanların hiçbir şekilde ilgi alanına girmemelidir. Bu kanaatler, kişi ya da kurum olarak kendilerini ilahlık makamında görenlerin hezeyanlarıdır. Başörtüsünü / tesettürü CHP değil, emretti. CHP’nin veya başka herhangi bir Partinin ve herhangi bir kişinin tesettür üzerinde, şöyle olsun böyle olsun şeklinde bir görüş beyan etme hakkı olamaz. Nasıl ki 'ın mescidlerini 'a ve ahiret gününe iman etmeyenler imar edemezlerse (9/Tevbe, 18), tesettür üzerinde de aynı kişiler herhangi bir ictihadda bulunamazlar. Tesettür üzerinde İslam âlimleri ancak söz söylerler, onlar da ancak 'ın buyruğunu açıklarlar. Kadının saçı önden bir tutam görünmelidir kararı ile, sabah ezanı okunmamalı, sabah namazı kılınmamalıdır demek arasında bir fark yoktur.
Demokratların ısrarla ‘başörtüsü sorunu’ dedikleri tesettürle ilgili benim de bir çözüm önerim var. Şöyle: namazın neredeyse hiç tartışma konusu olmayıp da, tesettürün bu kadar çok konuşulmasının bir sebebi olmalıdır, o sebep şudur. Tesettür, kişinin Müslümanlığının en açık, belirgin işareti, göstergesidir. Müslüman hanımlar gösterge olsun diye örtünmezler ama işin doğası böyledir.Dolayısıyla kadının örtüsü, putperest çağa en açıkça meydan okuyan bir kıyamdır. Günümüzün Firavun ve nemrutlarını mü'min kadınların tesettürü korkutmakta, panikletmektedir. Namaz ise gerek evde, gerekse mescidde, dört duvar arasında kılındığı için ‘mahalle baskısı’ yapmamaktadır. Ama örtü öyle değildir. Örtü aynı zamanda en iyi tebliğ vasıtasıdır. Bu açıdan, Müslüman hanımlarımızın oldukça büyük bir misyonu yerine getirdikleri de böylece ortaya çıkmış olmaktadır. Öyleyse, örtüye, örtünmeye devam diyeceğiz. Zaten başka seçeneğimiz yoktur. En iyi çözüm, her gün yeni bir kadının daha örtünmesi için bütün gücümüzle çalışmamızdır. Çocuklarımızı da, müslümanca bir hayata, örtüye, ahlaka teşvik edeceğiz. Bizler, evet temiz kalmaya devam edeceğiz. İmanımız bunu gerektirmektedir.
Bu işin çözümü budur işte.
iktibasdergisi.com / Ahya Aras
|