Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Başörtüsü Sorunu’ da neyin nesi?!  (Okunma Sayısı 112 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9892



WWW
« : Ekim 11, 2010, 09:51:01 ÖS »

http://www.islamvehayat.com/resimler/haberler/267/516.jpg
Başörtüsü Sorunu’ da neyin nesi?!


Başörtüsü Sorunu’ da neyin nesi?!

Bildiğim kadarıyla genelde Müslümanların, özelde mü'min kadınların ‘başörtüsü sorunu’ diye bir sorunları yoktur. İki sebepten dolayı:

Bir: Mü'min kadınlar adına ‘sorun’ olarak gündemleştirilen şey başörtüsü değil, tesettürdür. Başın örtülmesi, İslamî tesettürü tamamlayan son noktadır. Bu meseleyi ‘başörtüsü sorunu’na dönüştürenler, zaten kadın bedeninin başa kadar olan kısmında örtüye ilişkin operasyonu tamamladıkları için, baş’ta da gerekli ‘tadilatı’ yaptıkları an, örtü sorununu ila yevmil kıyame, hallettiklerini düşünen sefihlerdir.

İki: Mü'min bir kadının, mesela nasıl ki ‘namaz kılmak’ diye bir sorunu olmazsa, örtü diye bir sorunu da olmaz. Onun için ‘sorun’ kelimesini tırnak içinde yazdım. Mü'min kadınlar bilirler ki bir işe hükmettiği zaman, onların başka bir tercih hakları yoktur. Zaten onlar 'ın hükümlerine pazarlıksız ve gönülden teslim olmuşlardır. Onlara mü’min ve Müslüman denmesi de bu yüzdendir. 'ın, bir mü'min kadının bedenini setr etmesine yönelik emri hiç o mü'min kadın için sorun olur mu? Mü'min bir kadın, bedenini örtmekten niçin kaçınsın ki? Tesettür, mü'min kadınlar için sorun değildir; bilakis bir dinî emri yerine getirmiş olmak hasebiyle bir iç huzuru, bir mutmainlik sebebi, 'ın emrine teslim olmuşluğu gösteren çok yüce bir erdemdir.

Müslüman hanımların örtüsü konusunu ‘başörtüsü’ ve hatta ‘türban’ sorununa indirgeyenler, imanı ‘kişisel kanaat’, ahlakı ‘etik’, ibadetleri ‘bireysel özgürlük’, ’ı ‘Tanrı’laştıranlardır. Bu, kıytırık, hatta fasıkça ve hatta münafıkça bir dildir. Öyleyse bütün Müslümanların, dil hususunda dikkatli olmaları, “dinlerini kimden aldıklarına bakmaları” gerekir.

‘Başörtüsü sorunu’ CHP’nin var, bir şekilde AKP’nin var, MHP’nin var, derin devletin var, demokratik cumhuriyet olma yolundaki devletin var, sağcıların, solcuların, nurcuların var ve bir de, çağdaşlıkla İslam, örtü ile modernizm arasında gel gitler yaşayan bazı kadıların var. Tabi bir de, bazı ilahiyat hocalarının var. Bunlar içerisinde en iğrenç tutum, üç kuruşluk dünyevi çıkar uğruna örtü konusunu siyasete alet yapan ikiyüzlülerinkidir. Bu kişilere kalemleriyle ‘lojistik’ destek veren hocaların tutumu da en az onlar kadar ahlaksızdır. Çünkü İslam’ın tesettür emrini bile bile ve açıkça tahrif etmekteler, İslamî kavramları değiştirip dönüştürmekte, 'ın açık emrini tartışılır hale getirmektedirler.
« Son Düzenleme: Ekim 11, 2010, 09:52:10 ÖS Gönderen: RUMEYSA » Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
RUMEYSA
Webmaster
Hep Burda
********

Karma: 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9892



WWW
« Yanıtla #1 : Ekim 11, 2010, 09:55:40 ÖS »

http://minikkelebek.files.wordpress.com/2010/08/turkiye_deki-sistemli-en-buyuk-hak-ihlali_basortusu-yasagi.jpg
Başörtüsü Sorunu’ da neyin nesi?!



Tıpkı İsrailoğulları’nın yaptıkları gibi.

İsrailoğulları kelimeleri tahrif etmişlerdi. Kelimeleri yerlerinden oynatmışlar (4/Nisa, 46; 5/Maide, 13), kavram kargaşası oluşturmuşlardı. Şimdi nöbeti, İsrailoğulları’nın çağdaş versiyonları devralmışlardır.


Müslüman kadının tesettürü, ağzından alkol kokusu yayılanların, demokratik liberal kültürü din edinenlerin, laiklikle İslam'ı uzlaştırmaya çalışanların istismar edemeyeceği kadar mukaddes bir davadır. Tesettür, İslam’ın önemli bir rüknüdür. Müslüman kadının haysiyeti, izzeti ve şerefidir. Müslüman kadının örtüsü ile İslam coğrafyasını işgal eden Amerikan askerlerinin ve bir de bizim kendi ülkemizde bizim hayatımızı, zihnimizi işgal etmiş bulunan, kültürümüzü ve medeniyetimizi ötekileştiren, İslam'ı çağdışı bir yobazlık olarak algılayan kâfirlerin sorunu vardır. Fakat onlar hiçbir zaman tesettür kavramını, keyiflerine göre, istedikleri gibi yontamayacaklardır. onları bu muratlarına erdirmeyecektir. Çünkü onlar, ebterdir, İslam ise kıyamete kadar dünyanın en büyük hayat nizamı olmaya devam edecektir.

Kâfirlerin tesettürle sorunları, zarfla ilgili değil, mazrufla ilgilidir. Yani gerçek düşmanlık namusa, iffete, ahlakadır. İstenen, kadın kadınlığının pazarda satılan bir metaya dönüşmesidir. Utanma ve ar kavramlarının unutulmasıdır. Kadın varlığını kadın buduna, yani hazza, zevke indirgemek isteyenler tesettüre düşmandır. Onlar kadın bedeni üzerinden, yeryüzünün en aşağılık eğlence kültürünü üretmeyi isteyen insanlık yoksunlarıdırlar. Müminleri de kendi fahşa ve münkerlerine ortak etmek istemektedirler. Biz mü'minler onların nazarında, tıpkı Lut kavminin, “bunlar temiz kalmak isteyen kimseler”miş diye dalga geçtiği kimseler (7/A’raf, 82) gibiyiz.

Bu arada, mütesettir hanımların bazı dostlarının da kulaklarını çekmek gerekmektedir. Bu dostlar ne yazık ki, İslam düşmanlarından, yani kâfirlerden başörtüsüne özgürlük dilenmektedirler. Kimi aklı evveller daha da ileri giderek, başörtüsünün inanç özgürlüğü değil, insan ve kadın hakları kapsamına dâhil edilmesi gerektiğini yazabiliyorlar. Bir kimse kâfirlerden bu kadar korkuya kapıldıktan sonra, o kadının başı örtülse ne olur, örtülmese ne olur? Örtü sadece bir metrelik bir bez değildir. Örtü, aynı zamanda Müslüman kadının heybeti, cesareti ve kişiliğidir. 'tan değil de mevcut güç sahiplerinden korkacak kadar kişiliğini yitirmiş insanların örtünmeleri İslami açıdan pek bir önem taşımamaktadır.

CHP’nin, kadınların saçları önden bir tutam görülmelidir kanaati ve benzeri ‘çözüm’ önerileri, Müslümanların hiçbir şekilde ilgi alanına girmemelidir. Bu kanaatler, kişi ya da kurum olarak kendilerini ilahlık makamında görenlerin hezeyanlarıdır. Başörtüsünü / tesettürü CHP değil, emretti. CHP’nin veya başka herhangi bir Partinin ve herhangi bir kişinin tesettür üzerinde, şöyle olsun böyle olsun şeklinde bir görüş beyan etme hakkı olamaz. Nasıl ki 'ın mescidlerini 'a ve ahiret gününe iman etmeyenler imar edemezlerse (9/Tevbe, 18), tesettür üzerinde de aynı kişiler herhangi bir ictihadda bulunamazlar. Tesettür üzerinde İslam âlimleri ancak söz söylerler, onlar da ancak 'ın buyruğunu açıklarlar. Kadının saçı önden bir tutam görünmelidir kararı ile, sabah ezanı okunmamalı, sabah namazı kılınmamalıdır demek arasında bir fark yoktur.

Demokratların ısrarla ‘başörtüsü sorunu’ dedikleri tesettürle ilgili benim de bir çözüm önerim var. Şöyle: namazın neredeyse hiç tartışma konusu olmayıp da, tesettürün bu kadar çok konuşulmasının bir sebebi olmalıdır, o sebep şudur. Tesettür, kişinin Müslümanlığının en açık, belirgin işareti, göstergesidir. Müslüman hanımlar gösterge olsun diye örtünmezler ama işin doğası böyled
ir.Dolayısıyla kadının örtüsü, putperest çağa en açıkça meydan okuyan bir kıyamdır. Günümüzün Firavun ve nemrutlarını mü'min kadınların tesettürü korkutmakta, panikletmektedir. Namaz ise gerek evde, gerekse mescidde, dört duvar arasında kılındığı için ‘mahalle baskısı’ yapmamaktadır. Ama örtü öyle değildir. Örtü aynı zamanda en iyi tebliğ vasıtasıdır. Bu açıdan, Müslüman hanımlarımızın oldukça büyük bir misyonu yerine getirdikleri de böylece ortaya çıkmış olmaktadır. Öyleyse, örtüye, örtünmeye devam diyeceğiz. Zaten başka seçeneğimiz yoktur. En iyi çözüm, her gün yeni bir kadının daha örtünmesi için bütün gücümüzle çalışmamızdır. Çocuklarımızı da, müslümanca bir hayata, örtüye, ahlaka teşvik edeceğiz. Bizler, evet temiz kalmaya devam edeceğiz. İmanımız bunu gerektirmektedir.



Bu işin çözümü budur işte.



iktibasdergisi.com / Ahya Aras

Logged



Bismillahirrahmanirrahim
48-Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve 'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı
(Tevbe suresi-48).
ruveyda
Byn Admin
Hep Burda
******

Karma: 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5731



« Yanıtla #2 : Ekim 13, 2010, 05:12:06 ÖS »

Tıpkı İsrailoğulları’nın yaptıkları gibi.

İsrailoğulları kelimeleri tahrif etmişlerdi. Kelimeleri yerlerinden oynatmışlar (4/Nisa, 46; 5/Maide, 13), kavram kargaşası oluşturmuşlardı. Şimdi nöbeti, İsrailoğulları’nın çağdaş versiyonları devralmışlardır.


Müslüman kadının tesettürü, ağzından alkol kokusu yayılanların, demokratik liberal kültürü din edinenlerin, laiklikle İslam'ı uzlaştırmaya çalışanların istismar edemeyeceği kadar mukaddes bir davadır. Tesettür, İslam’ın önemli bir rüknüdür. Müslüman kadının haysiyeti, izzeti ve şerefidir. Müslüman kadının örtüsü ile İslam coğrafyasını işgal eden Amerikan askerlerinin ve bir de bizim kendi ülkemizde bizim hayatımızı, zihnimizi işgal etmiş bulunan, kültürümüzü ve medeniyetimizi ötekileştiren, İslam'ı çağdışı bir yobazlık olarak algılayan kâfirlerin sorunu vardır. Fakat onlar hiçbir zaman tesettür kavramını, keyiflerine göre, istedikleri gibi yontamayacaklardır. onları bu muratlarına erdirmeyecektir. Çünkü onlar, ebterdir, İslam ise kıyamete kadar dünyanın en büyük hayat nizamı olmaya devam edecektir
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: