بســـم الله الرحمن الرحيم
SAD/71. Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım.
SAD/72. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!
SAD/73. Bütün melekler toptan secde ettiler.
SAD/74. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
SAD/75.
! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi. SAD/76. İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.
SAD/77.
: Çık oradan (cennetten)! Sen artık kovulmuş birisin. SAD/78. VE ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu.
SAD/79. İblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.
SAD/80.
: "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin.'' SAD/81. "O bilinen güne kadar" buyurdu.
SAD/82. İblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onların hepsini mutlaka azdıracağım."
SAD/83. "Ancak onlardan ihlâslı kulların hariç" dedi.
SAD/84.
buyurdu ki, "O doğru ben hep doğruyu söylerim." SAD/85. "Mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım!."
İblis bununla metodunu ve yolunu belirlemiştir. O
'ın yüceliğine yemin ederek tüm insanları saptıracağını söylüyor. Üzerlerinde hiçbir otoritesi olmayan insanların dışında kimseyi müstesna tutmuyor. Bunları dışarıda bırakırken de keyfinden değil, onları saptırmaktan aciz düştüğü için istisna ediyor! Böylece kendisi ile onun tuzağından ve aldatmasından kurtulanlar arasındaki engeli, kendisi ile onlar arasındaki koruyucuyu açıklamış oluyor. Bu koruyucu da onları sırf
'a bağlayan kulluk bilincidir. İşte bu kurtuluş dizgini ve hayat ipidir. Hayata doğru çeken bağ budur... Kurtuluş ve kaybedişte yine yüce
'ın iradesine ve takdirine uygun olarak gerçekleşmektedir... Bu nedenle yücè
iradesini açıklamış, yolunu ve programını belirlemiştir. Yüce
zaten her zaman doğruyu, gerçeği söyler. Kur'an-ı Kerim bu olguyu bu surenin değişik yerlerinde ve değişik vesilelerle belirtip pekiştirmektedir. Duvarların üzerinden atlayarak Hz. Davud'a gelen davacılar ona şöyle demişlerdi: "Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, adaletten ayrılıp bize zulmetme" (Sad Suresi, 22). Yüce
kulu olan Hz. Davud'a şöyle demişti. İnsanlar arasında adaletle hükmet, keyfine uyma (Sad Suresi, 26) Bundan sonra da göklerin ve yerin yaradılışında gizli olan gerçeğe değinmişti: "Biz göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boşuna yaratmadık." (Sad Suresi, 27) Sonra yüce güç ve kudret sahibinin diliyle hak'tan söz ediliyor. "İşte bu doğrudur. Ben gerçeği söylüyorum." Bu yerleri ve şekilleri farklılık gösterse de yapısı ve karakteri değişmeyen Hak'tır. İşte bu doğru söz de onun bir parçasıdır. "Sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım."Şu ayeti kerimelerle ile de gerçek yolu göstermektedir. A’RAF/2. (Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın.
A’RAF/3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka velilerin peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
Buradaki ayetlerde apaçık emir olmasına rağmen
İnsanalardan bazıları,bazı insanlara
cc sifatlarını vermektdirler. Bu birtür şirktir.Çünkü bu kişilerin veli olduğu belgeyi onlara kim verdi ise o ilahlık görevi yapmaktadır.Bu tip insanalar kur’an ile amel etmeyip;Resullah sav önder olarak tanımıyanlardır. Demek ki, bu şeytan ile Ademoğulları arasındaki mücadeledir. Bilerek bu mücadeleye girişiyorlar. Sonuç yüce
'ın apaçık ve şaşmayan sözünde ifade edildiği için kesin olarak bilinmektedir. Bu apaçık durumdan sonra herkes yaptığı tercihinin sonucuna katlanmak zorundadır.
'ın rahmeti onları cahil ve habersiz bırakmak istemediğinden kendilerine uyarıcı peygamberler göndermiştir. Bu bölümün ve aynı zamanda Surenin sonunda Hz. Peygamber'e -salât ve selâm üzerine olsun- onlara son sözünü söylemesi için emir veriliyor.
AHZAP/21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için,
'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve
'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. AHZAP/36.
ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim
ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. Ayette, Hz.Peygamber’in,
’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda bulunmak isteyenler için mükemmel ve canlı bir örnek, en büyük fazilet nümunesi olduğu anlatılmaktadır. Onun hedefinin, insanlığa ameli kaideler öğretmek ve bu kaideleri kendi yaşayışıyla izah ve tarif etmek olduğu anlaşılmış olmaktadır. Binaenaleyh, onun hayatı ve sireti incelenirken bu nokta asla gözden uzak tutulmamalıdır.Resulullah sav örneği yaşamımızın gerçeğini oluşturmaktadır.Bu örnek dururken başka birilerini veli tayin ederek islamı yaşıyamayız.Örneğin muadili olamaz ancak onun yaşamını ve mücadelsini gerçek olarak anlatıp ve onun gibi yaşayanlar alimdirler.Onun yaşam ve mücdelesi gibi gücünün yettiği kadar, bir tarzı sergilemeyenler mü'minlik sıfatını taşıyamazlar.Birilerinin eteğine sarılıp,onlardan şefaat isteyenler,şefaat kavramını anlamadan,amel edenlerin kendi islami yaşamlarını sorgulamalıdırlar.Eğer yapılan amellerin kur'an ve sünnette delili yoksa yanlış bir yolun yolcusudurlar.Tefik
cc dandır.