Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Allah'ı Sevmek ve Allah İçin Sevmek  (Okunma Sayısı 2515 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
esra
VIP üye
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 46



« : Şubat 16, 2011, 12:59:16 ÖÖ »

http://img2.blogcu.com/images/s/e/v/sevgialemi/1223664006allah7.jpg
Allah'ı Sevmek ve Allah İçin Sevmek

''Siz beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin",12 buyurulmuştur.
Bu âyet-i kerime şu tabirlerle açıklanmıştır:
- Siz beni, bana itaatle anınız, ben de sizi rahmetimle anayım.
- Siz beni, bana dua ederek anın, ben de sizi, duanızı kabul ederek anayım.
- Beni överek ve itaat ederek anın, ben de sizi nimetimi artırarak anayım.
- Siz beni gizli yerlerde anın, ben de sizi kırlarda ve çöllerde anayım.
- Siz beni refah ve rahat içinde iken anın, ben de sizi felâket ve musîbete uğradığınız zaman anayım.

- Siz beni ibadetle anın, ben de sizi yardımımla anayım.
- Siz beni, İslâm'ı yaymak için anın, ben de sizi hidayetimle anayım.
- Siz beni "'tan başka ilâh yoktur'' diyerek anın, ben de sizi kulluğa kabul ederek anayım.13
Görülüyor ki, Yüce kulunun, kendi rızası için olan hiçbir davranışını karşılıksız bırakmıyor.
Ebû Hureyre (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurduğunu haber veriyor:

"Azizve Celil olan buyurur ki, "Ben kulumun beni sanısı yanındayım,beni nasıl sanırsa ben öyleyim. Kulum beni andığı zaman muhakkak onunlaberaberim. O beni gönlünde gizlice anarsa, ben de onu öyle anarım. Eğero beni bir topluluk içinde anarsa ben de onu, beni içinde andığıtopluluktan daha hayırlı bir topluluk için de anarım. Kulum bana birkarış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşınyaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım."14
Buhadis-i şerifte, Teâlâ'nın kuluna yakınlık derecesini anlatmakiçin kullanılan karış, arşın, kulaç gibi gözle görülen şeylere ait ölçüaletlerinin Teâlâ hakkında kullanılması tamamiyle mecazîtabirlerdir. Bunun gibi Teâlâ hakkında koşmak tabiri de kulunisteğine ve duasına sür'atle icabet etmekten kinayedir.
Değerlimü'minler, ve Peygamber sevgisi imandandır, belki imanın takendisidir. Bu sevgiden yoksun olan kimsenin gerçek anlamda inanmışolduğu söylenemez. Nitekim Hz.Ömer:
- Ey 'ın Resûlü, ben sizi canımdan başka her şeyden daha çok severim, dedi. Peygamberimiz:
-Ey Ömer, canımı kudret elinde tutan 'a yemin ederim ki, benicanından da daha çok sevmedikçe olgun mü'min olamazsın, buyurdu.Peygamberimizi dikkatle dinleyen Hz.Ömer:
- Ey 'ın Resûlü, vallahi ben şimdi sizi canımdan da daha çok seviyorum, diyince, Peygamberimiz:
- İşte ya Ömer, şimdi olgun mü'min oldun.15
Peygambersevgisi sevgisinden sonra gelir. Peygamberi sevmek, 'ısevmek demektir. Alimleri, müttakileri ve hayır sahiplerini sevmek deböyledir. Zira sevilenin sevgilisi de sevilir. Sevilenin elçisi desevilir. Sevileni seven de sevilir. Burada gerçekte sevilen yalnızAllah'tır. O'ndan başka gerçek sevgiyi hakeden yoktur. Bunu şöyle birörnekle açıklayalım: İnsan için ilk sevilen şey kendi nefsidir. Kişininkendi kendini sevmesi demek, varlığının devamını istemesi ve yokolmaktan hoşlanmaması demektir. Bu, yaratılışta insanda var olan birözelliktir. Aslında insanda var olan bu duygu, 'ı sevmeyigerektirir. Çünkü kendisini ve Rabbini bilen, varlığının devam vekemalinin kendisinden değil, Teâlâ'dan olduğunu anlar. Onu yoktanvar eden, yaşatan O'dur. Çünkü varlıklar arasında varlığı zatınıngereği olan ve var olmakta hiçbir şeye ihtiyaç duymayan yalnız AllahTeâlâ'dır. O'ndan başka her şey O'nun kudreti ve yaratması ile vardır.Bunun böyle olduğunu bilen kimse elbette kendisini var edeni ve herşeyi ona vereni sever, sevmesi gerekir. O'nu sevmemesi, kendini veRabbini bilmemesinden ileri gelir. Sevgi, bilginin meyvesidir. Bilgiolmazsa sevgi de olmaz. İnsan annesini-babasını sever. Niçin sever?Çünkü onlar onun var olmasının sebebidirler. Ayrıca da onu yetiştiripbüyütmüşlerdir. Bunun için anne ve baba sevilir. Halbuki insanı yaratanAllah'tır. Anne ve babayı onun var olması için sebep kılan da O'dur.Anne ve babaya çocuk sevgisini veren de yine O'dur. Hayvanlara bile busevgiyi vermiştir. Peygamberimiz buyuruyor:

"AllahTeâlâ rahmeti yüz parça yaptı. Doksan dokuz parçasını kendi yanındatuttu, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmetsebebiyle bütün yaratıklar birbirleriyle sevişirler. Hatta kısrakyavrusunu emzirirken dokunur korkusu ile bir ayağının tırnağını yukarıkaldırır."16
Evet,Peygamber sevgisi sevgisinden sonra gelir. Onu seven ve sünnetineuyan, dünyada olduğu gibi ahirette de mutlu olacak, onunla birliktecennete girecektir.

Enesb.Malik (r.a.) anlatıyor: Bir defa Peygamberimizle birlikte mesciddençıkıyorduk. Mescidin kapısında karşımıza bir adam çıktı ve:
- Ey 'ın resûlü, kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Peygamberimiz:

- Sen kıyamet için ne hazırladın? buyurdu. Adam:
-Ey 'ın Resûlü, ben kıyamet için çok namaz, oruç ve sadakahazırlamadım, ancak ben 'ı ve Peygamberini severim, dedi. Bununüzerine Peygamberimiz.

- O halde sen sevdiklerinle beraber olacaksın, buyurdu.17
Konu ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
''KimAllah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, 'ın kendilerinenimet verdiği Peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, iyilerlebirlikte olacaktır. Bunlar ne güzel arkadaştır."18
Azönce ve Peygamber sevgisinin imandan olduğunu söylemiştik.İnananlar da birbirini sevmedikçe gerçek anlamda mü'min olamayacaklarıPeygamberimiz tarafından bildirilmiş ve şöyle buyurulmuştur.

"Nefsimikudret elide tutan 'a yemin ederim ki, siz, iman etmedikçe cennetegiremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de olgun mü'min olamazsınız. Sizebir şey söyleyeyim, onu yaptığınız zaman sevişirsizin: Aranızda selâmıyayınız."19[JUSTIFY]Mü'minler,birbirlerini için sevmelidirler. için olmayan sevgininAllah katında bir değeri yoktur. Birbirlerini için değil de şahsîçıkar uğruna sevenlerin kıyamet günü birbirlerine düşman olacaklarıKur'an-ı Kerim'de bildirilmekte ve şöyle buyurulmaktadır.[JUSTIFY][JUSTIFY]"O gün 'tan korkanlar hariç, birbirine dost olanlar düşmandırlar."20[/JUSTIFY][JUSTIFY]Allahve Peygamber sevgisi ile birbirini sevenler, birbirlerine karşı saygılıdavranırlar. Birbirlerine haksızlık yapmaktan, birbirinin zararınaolacak tutum ve davranışlardan sakınırlar. Kendileri için arzuettikleri iyilikleri sevdikleri için de arzu ederler. Birbirlerinedaima iyi ve yararlı öğütlerde bulunurlar. Felâket zamanlarındabirbirlerine yaklaşır, üzüntülerini paylaşırlar. Muhtaç iselerellerinden gelen her türlü yardıma koşarlar.[/JUSTIFY]
Değerlimü'minler, kıyamet günü en üstün dereceyi, sevgisi ilebirbirlerini sevenlerin alacağı müjdelenmiştir. Muaz (r.a.) diyor ki:Peygamberimizin şöyle buyurduğunu işittim:
[
FONT=Arial Black]AllahTeâlâ, "Benim hoşnutluğum uğrunda sevişenler için, Peygamberlerin veşehitlerin bile imrenecekleri derecede nurdan kürsüler vardır."21[/JUSTIFY]
Görülüyorki, sevgisi, dünya ve ahiret mutluluğunun vesilesidir. Allahsevgisi etrafında birleşmemiz ve bu sevgi ile birbirimizi sevmemiz,Allah'ı razı edecek bir davranış olacaktır.

'ı Sevmenin Belirtisi Nedir?
'ısevmek, O'nun gönderdiği son Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.)'euymakla olur. Peygamberimizi örnek almayan, onun sünnetini uygulamayankimsenin, 'ı seviyorum, demesinin bir anlamı yoktur. Kur'an-ıKerim bu konuda şöyle diyor:

''(EyMuhammed) de ki: Eğer siz 'ı seviyorsanız bana uyun ki, dasizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. bağışlayıcıdır, merhametedicidir ."22
Evet,insanın sadece, 'ı seviyorum, demesinden bir şey çıkmaz. Kişininsözünden çok işine bakılır. 'ı sevmek demek, O'nun Peygamberini desevmek demektir. Peygamberi sevmek demek ise, onun izinden gitmek veher işte onu örnek almaktır.
Değerlimü'minler, 'ı seveni, 'a itaat edeni da sever,başkalarına da sevdirir. Ebû Hureyre (r.a.) anlatıyor: Peygamberimizşöyle buyurmuştur.

"AllahTeâlâ bir kulunu sevdiği vakit, Cebrail (a.s.)'a, " filanıseviyor, onu sen de sev'' diye emreder. Cebrail de onu sever ve gökehline, " filanı seviyor, siz de onu seviniz'' diye seslenir.Bunun üzerine göktekiler o kimseyi severler. Sonra da yeryüzünde onunsevgisi kalplerde yerleşir."23[JUSTIFY]Görmediğimiz İslâm alimlerine duyduğumuz sevgi ve saygının sebebi bu hadisi şerifte açıklanıyor.
Son olarak şunu söyleyelim ki, 'ı seven, O'nun Peygamberini de 'ın sevdiklerini de sever.
Nemutlu sevgisi gönlünde yer etmiş olanlara ve yine ne mutlu Allahiçin, O'nun rızasını kazanmak için birbirini sevenlere.
Konuşmamı, Ebû Hureyre (r.a.)'nin rivayet ettiği bir hadisi şerif ile bitirmek istiyorum. Peygamberimiz buyuruyor:

"AllahTeâlâ kıyamet gününde: "Benim için sevişenler nerededir? Onlarıgölgemden başka gölge bulunmayan bir günde arşımın gölgesindegölgelendireceğim'', buyurur.24
DİPNOTLAR
1 Ahmet Serdaroğlu, İhyau Ulûmi'd-Dîn Tercümesi, c. IV, s. 537, İstanbul, 1975.
2 Tirmizi, Davut, 73.
3 Buhari, Teheccüd, 6; Müslim, Kitabu Salâti'l-Müsafirin ve Ahvalihim, 18.
4 Buhari, Tevhid, 7; Müslim, Kitabu Salâti'I-Müsafirin ve Ahvalihim, 26.
5 Buhari, Edeb, 18; Müslim, Tevbe, 4.
6 Şiblî, İslâm Tarihi-Asr-ı Saadet, c. II, s. 857, İstanbul, 1928.
7 Bakara, 165.
8 Buhari, İman, 9; Müslim, İlm, 15.
9 Al-i İmran, 191.
10 Buhari, Tevhid, 2; Müslim, Kitabu Salâti'I-Müsafirin ve Kasrıha, 45.
11 Tirmizî, Kitabu'd-Dua, 6.
12 Bakara, 152.
13 Hak Dini Kur'an Dili, Bakara 152'nci ayetin tefsiri.
14 Buhari, Zühd,15; Müslim, Kitabu'z-Zikr ve't-Tevbe ve'I-İstiğfar, I.
15 Aynî, Umdetü'I-Kârî, c. I, s. 144.
16 Buhari, Edep, 19; Müslim, Tevbe, 4.
17 Müslim, Kitabu'I-Birr ve's-Sıla, 50.
18 Nisa, 69.
19 Müslim, İman, 22.
20 Zuhruf, 67.
21 Tirmizî, Zühd, 31.
22 AI-i İmran, 31.
23 Buhari, Kitabu Bedi'I-Halk, 6; Müslim, Kitabu'I-Birr ve's-Sıla, 48.
24 Müslim, Kitabu'I-Birr ve's-Sıla ve'I-Adab, 12.

[/JUSTIFY][/JUSTIFY]
« Son Düzenleme: Şubat 16, 2011, 02:07:41 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged

Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali (r.a)
esra
VIP üye
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 46



« Yanıtla #1 : Şubat 16, 2011, 01:00:13 ÖÖ »

http://4.bp.blogspot.com/_iuXpng98s34/TE6ct_eM2QI/AAAAAAAAAGQ/rF4TXEIYs1s/s1600/2v0zrr4.jpg
Allah'ı Sevmek ve Allah İçin Sevmek


"'ım,hamd sana mahsustur. Göklerin ve yerin nuru, nur vereni sensin, hamdsana mahsustur. Gökler ve yer seninle senin emrinle ayakta durmaktadır.Hamd sana mahsustur, göklerin, yerin, göklerle yerdekilerin Rabbisensin, sen haksın, va'din haktır, sözün hak, sana kavuşmak haktır.'ım, ben sana teslim oldum, sana inandım, sana güvendim, sanasığınıyorum. Sana güvenerek mücadele ediyorum. Düşmanımla aramızdaancak senin hakemliğine baş vurdum. Benim gerek evvelce işlediğim vegerekse bundan sonra işlemem muhtemel bulunan günahlarımla, gizli veaşikar yaptıklarımı bağışla. Benim İlâhım sensin, senden başka hiçbirilâh yoktur.''4Görülüyorki, Peygamberimiz gece uyku ve istirahatini feda ederek kalkıyor, osessizlik içinde namaz kılıyor ve sonunda 'a el açarak yalvarıyor.Bu davranışı, onun 'ı nasıl sevdiğini göstermektedir.
Esasen 'a yapılan ibadetin makbul olanı da budur. Severek, isteyerek ve saygı duyarak yapılan ibadet en makbul ibadettir.
Peygamberimiz her vesile ile 'a olan derin saygısını dile getirirdi.
Ömerb. el-Hattab (r.a.) anlatıyor: Peygamberimizin huzuruna Havazinkabilesinden bir takım esirler gelmişti. Bunların içinde emzikli birkadın vardı. Çocuğunu kaybetmişti. O, göğsüne biriken sütü esirlerarasındaki çocuklara veriyor, emziriyordu. Bu kadın esirler arasındakendi çocuğunu bulunca hemen onu alıp bağrına bastı ve derin bir sevgiile çocuğunu emzirmeye başladı. Bu yüksek şefkat ve sevgiyi görüncePeygamberimiz bize:
- Şu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz? Buyurdu, Biz:
- Hayır, atmamağa gücü yettiği sürece atmaz, dedik. Bunun üzerine Peygamberimiz:
- İşte Teâlâ kullarına bu kadının çocuğuna olan sevgi ve şefkatinden daha merhametli ve şefkatlidir, buyurdu.5
Birkere Ashaptan biri şöyle bir olay anlattı: Bir çalılığın içinde birkaçkuş yavrusu gördüm. Onları aldım ihramımın içine koydum. Biraz sonraanneleri geldi, ihramımın üzerinde dolaşıp durdu. Ben ihramımı açaraçmaz o da yavrularının yanına girdi. Peygamberimiz bu olayıdinledikten sonra: "Anneliğin şefkatinden hayret mi ediyorsunuz? Benigönderen 'a yemin ederim ki, Teâlâ kullarını, bir anneninyavrularını sevmesinden daha fazla sever", buyurdu.6
'ı Kim Sever?Hiç şüphe yok ki, 'ı, O'nu tanıyan ve O'na inanan kimse sever. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor.
"İnsanlararasında 'ı bırakıp O'na koştukları eşleri ilah olarak benimseyiponları 'ı sever gibi sevenler vardır. İnananların 'ı sevmesiise hepsinden kuvvetlidir."7
Ayet-ıKerime'de önemli bir uyarıda bulunuluyor. Gerek 'ı tanımayarakolsun ve gerekse olmasın ilâhlık manasında 'a ortak yapıp, onlarıAllah'ı sever gibi severler. Onları, eriştikleri nimetin sahibi olaraktanırlar. Onların sevgisini hareketlerinin başı kabul ederler. 'ayapılacak şeyleri onlara yaparlar. 'ın rızasını düşünmeden onlarınrızalarını elde etmeye çalışırlar. 'a isyan sayılan şeylerde bileonlara itaat ederler. Yazık, bunlar sapıklığın içinde bocalayanzavallılardır. Çünkü bunlar kendilerini yoktan var eden 'ayönelmeleri ve O'nun verdiği nimetlere şükretmeleri gerekirken,onlar,kendilerine hiçbir fayda ve zararı olmayan, 'a ortak koştuklarışeylere bağlanırlar. Onun için bunlar yollarını şaşırmış zavallıinsanlardır.Ancak mü'minler her şeyden daha çok 'ı severler. O'na yönelir, O'ndan dilekte bulunurlar. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:"Birkimsede (tam olarak) üç özellik bulunursa imanın tadını duyar. Allahile Peygamberi kendisine başkalarından daha sevgili olmak, sevdiğikimseyi yalnız için sevmek, onu küfürden kurtardıktan sonratekrar küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına hoşlanmamak."8'ısevenler, O'nu her zaman anarlar. Bir insanın sevdiğini sık sıkanmasından daha olağan ne olabilir? Sevilen olunca, bu anış,insanın bütün varlığını kaplayan bir aşk haline dönüşür. Böyle oluncasevgili Peygamberimizin buyurdukları gibi Teâlâ o kimsenin işitenkulağı, gören gözü ve konuşan dili olur.Gönüllerinde sevgisi yer etmiş olan kimseler her zaman ve her yerde 'ı anarlar. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:"Onlarayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her zaman)'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derindüşünürler ve şöyle derler: ''Rabbimiz, sen bunu boş yere yaratmadın.Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru."9Hz.Aişe(r.a.) validemiz anlatıyor: Bir gün Peygamberimiz bir zatı askeribirliğin başına göndermişti. O zat birliğe imam olduğunda namazı"İhlas'' sûresi ile kıldırmıştı. Birlik geri geldiğinde, bu zatınnamazı kısa bir sûre olan "İhlâs" sûresi ile kıldırdığı, uzun sûreokumadığı Peygamberimize şikayet edildi. Peygamberimiz:- Bunu ne maksatla yaptığını kendisinden sorun, buyurdu. Sordular, o zat:-"İhlâs'' sûresi 'ın sıfatlarını ihtiva ettiğinden onu okumayıseviyorum. Onun için namazı bu sûre ile kıldırdım, deyincePeygamberimiz:- Siz de onu müjdeleyin, kendisini seviyor, buyurdu.10Değerlikardeşlerim, bütün ibadetler, 'ı anmak ve daima onu hatırlamakiçindir. Bu itibarla 'ı anmak en üstün ibadet sayılmıştır. NitekimEbû'd-Derdâ (r.a.)'nın anlattığına göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur."Sizeişlerinizin en hayırlısını, katında en makbulünü, derecelerinizbakımından en yükseğini, altın ve gümüş dağıtmaktan daha üstününü,savaş alanlarında düşmanlarınızla karşılaşıp onları öldürmenizden dahahayırlı olanını haber vereyim mi?'' diye sordu. Ashap:"Evet, ey 'ın Resûlü, haber ver'', dediler. Peygamberimiz:"'ı anmaktır'', buyurdu.11'ıananların tarafından anılacakları ve O'nun tükenmek bilmeyenmaddi ve manevi nimetlerine, sayısız Iütuflarına erecekleri Kur'an-ıKerim'de müjdelenmiş ve:


« Son Düzenleme: Şubat 16, 2011, 02:08:31 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged

Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali (r.a)
esra
VIP üye
Ara Sıra Uğrar
*

Karma: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 46



« Yanıtla #2 : Şubat 16, 2011, 01:01:23 ÖÖ »

http://img1.loadtr.com/b-434689-Allah_in.jpg
Allah'ı Sevmek ve Allah İçin Sevmek


'ı Sevmek ve İçin Sevmek Sevgilerin En Yücesidir.
Her iyiliğin başı 'ı sevmektir. Dünyada mutlu hayat, ahirette cennetin sonsuz nimetleri bu sevgi sayesinde elde edilir.
'ısevmek, O'nu bilmeye ve tanımaya bağlıdır. Çünkü insan, ancak bildiğinive tanıdığını sever. Bir İslâm büyüğü olan Hasan Basri'nin: "Rabbinibilen O'nu sever''1 sözü ne kadar güzeldir.
AllahTeâlâ, Kur'an-ı Kerim'de belirtilen sıfatları ile tanınır. 0, âlemlerinRabbidir. Bütün alemleri yaratan ve yaşatan O'dur. O'ndan başkayaratıcı yoktur. Her şeyi gören ve bilendir. Yerde ve göklerde O'nasaklı hiçbir şey yoktur.

Her şeyi görür ve işitir. Hatta gönüllerde saklı olan şeyleri bilebilir. Rahman'dır, Rahim'dir, insanlara ve bütün canlılara sonsuzşefkat ve merhameti vardır. Yarattığı insanlardan O'na inanmayanları dayedirip içirmekte ve doyurmaktadır. İnsanları öldürüp sonra diriltecekve huzurunda sorgulayacak olan O'dur. Emirlerine uyupyasakladıklarından sakınmış olanları cennetle ve cennetin sonsuznimetleri ile mükafatlandıracak O'dur. Her şeye gücü yeter. Kâinattaolan her şeyi, güneşi de ayı da, denizleri ve nehirleri de hepsiniinsanoğlunun hizmetine veren ve emrine amâde kılan O'dur.


Busıfatlar, 'tan başka kimde bulunur? Hiç kimsede bulunmaz. En üstünyaratık olan insandaki yetenekleri insana veren O'dur. Bunun içininsanoğlu yalnız O'na ibadet etmek ve her şeyden daha çok O'nu sevmekdurumundadır.
Herşeyde bize örnek olan Peygamberimiz 'ı sevmede de bize en güzelörnektir. Onun hayatını inceleyenler, onun 'ı ne kadar çoksevdiğini göreceklerdir. 'ı sevmede, O'na güvenip dayanmada tekörnek alınacak insan, odur.
sevgisi insanı 'a yaklaştırır ve O'nun rızasını kazanmasına sebep olur. Peygamberimiz buyuruyor:

"Davut(a.s.)'un duasından birisi şöyle idi: "'ım, senden senin sevginive seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine beni ulaştıracak amelleridilerim. 'ım, senin sevgini, nefsimden çoluk çocuğumdan ve soğuksudan daha sevgili kıl."2
Peygamberimiz,Allah'ı candan sever ve O'na ibadet etmekten büyük haz duyardı. Hadiskitapları, Peygamberimizin gece namazında ayakları şişinceye kadarayakta durduğunu haber veriyorlar. Kendisine:
- Ey 'ın Resûlü, yüce seni bağışlamışken bu kadar zahmete neden katlanıyorsunuz? Dediklerinde, O:
-Niçin 'a şükreden bir kul olmayayım?3 Diye cevap veriyordu. Bucevap, onun, korkusu endişesiyle değil, 'a olan sevgi vederin saygısı sebebiyle ibadet ettiğini gösteriyor.
Peygamberimizin şu yalvarışı, onun 'a olan sevgisini gösterir.
İbn-i Abbas (r.a.) anlatıyor: Peygamberimiz gece yarısı namaza kalktığında şöyle yalvarırdı:


« Son Düzenleme: Şubat 16, 2011, 02:47:29 ÖÖ Gönderen: RUMEYSA » Logged

Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali (r.a)
selvi
Süper Moderatör
Hep Burda
*****

Karma: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2190


« Yanıtla #3 : Şubat 16, 2011, 12:11:09 ÖS »

İnsanoğlunda çok çeşitli duygular vardır. Bunların en soylusu ve üstünü "sevgi duygusu"dur. Gerçekten, sevmek ve sevebilmek çok zordur. Bundan daha zor olanı ise sevilmektir. İnsan, sevmekten çok sevilmeye muhtaçtır. En üstün sevgi seviyesinde şunu diyebiliriz: Kulun tarafından sevilmesi her çeşit sevginin üstündedir. Bu ise, iyi bir kul olmakla mümkündür. Bundan sonra kulun 'ı sevmesi gelir.

ALLAH'ın kulunu sevmesinin bir takım belirtileri olduğu gibi, kulun 'ı sevmesinin de belirtileri vardır. 'a inandığını söyleyenlerin en kolay iddialarından biri de, 'ı sevdikleri yönündeki sözleridir. Ancak bunun bir takım belirtilerle ispatının gerektiği Kur'an ve Sünnetin öğrettiği gerçeklerdendir. Sevdiğini iddia eden her insanın, sevdiğine karşı bir davranış biçiminin olacağı bilinen bir hakikattir.
YARATILIŞ itibariyle üstün olan, hakikat bilgisinde, güzel ahlak ve kemalde ilerlemeyi arzu edip, bayağılıklardan uzak duran nefisler, sevgisini gaye edinen kişilerde bulunur. Böyle kimseler, melek tabiatlı insanlar olarak nitelendirilebilir. Kur'an-ı Kerim, böylelerini şöyle tanıtmaktadır: "Rabbimiz 'tır deyip, dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner, onlara: Korkmayın, mahzun olmayın, size vaad olunan cennetle sevinin.
 
sevgisi, tıpkı korkusu gibi, yaşamamız, duymamız ve davranışlarımıza yansıtmamız gereken ve bizi güzel ahlâka ve ebedî mutluluğa ulaştıran en yüce sevgidir. ’ı seven, ’ın yarattıklarını da için sever, herkese karşı bir sevgi yumağı kesilir, gerçek mutluluğa ulaşır ve ne dünyada, ne âhirette üzüntü duymaz.

Bunun dışında Cenâb-ı Hak, sevgisinin önemli belirtilerini şöyle bildiriyor: “ onları sever, onlar da ’ı sever. Onlar mü’minlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı izzet sahibidirler; yolunda cihad ederler ve dil uzatanların kınamasından korkmazlar. Bu, ’ın bir lütfudur ki, dilediğine verir. ’ın ihsânı geniştir ve O ihsânına lâyık olanı hakkıyla bilir.”1

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Yüce şöyle buyurdu: ‘Kulum kendisine farz kıldıklarımdan Bana göre daha sevimli hiçbir şeyle Bana yaklaşamamıştır. Kulum nâfilelerle Bana yaklaşmaya devam eder. Nihâyet Ben de onu severim. Onu sevdiğim zaman, onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey dilerse onu veririm. Bana sığınırsa onu korurum.”2

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Şu üç şey kimde bulunursa, o kişi îmânın tadına erer: 1- ve Resûlünün kendisine her şeyden daha sevimli olması. 2- Sevdiğini sırf için sevmesi. 3- kendisini küfürden kurtardıktan sonra, tekrar küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına nefret etmesi.”

için olmazsa, yaratılmışları sevmek belâlı bir musibete dönüşür. Çünkü sevdiğin şey, çoğu zaman seni tanımıyor, seni bilmiyor, seni anlamıyor. Birden bire ortadan kayboluyor ve seni üzüntüde bırakıp, gidiyor. Gençliğin, malın ve paran gibi. Sen istemediğin halde senden ayrılıp gidiyor. Acısını sana bırakıyor. Oysa sevgisi hem dünyada, hem âhirette, hem darlıkta ve hem bollukta kişinin elinden tutuyor, kişiyi ’ın rızasına götürüyor. Kalp, ’ın nazar kıldığı bir ayna olduğundan, o nezih kalp ile doğrudan ancak sevilmeli, başka şeyler doğrudan ve kendileri için değil, namına ve için sevilmelidir.

Anlaşılıyor ki, sevgisini yaşayan kimsede şu belirtiler görülür:

1- sevgisini yaşayan kimse dînini ciddî sever, dîninin emirlerini baş tacı yapar ve dîninin gereklerini yerine getirir. Farzları ihmal etmez. Nafile ibadetlerini artırmaya çalışır.

2- sevgisini yaşayan kimse mü’minlere karşı mütevazi, kâfirlere karşı izzetli olur.

3- sevgisini yaşayan kimse, için yolunda çalışır, ’ın dînini yaşamaya ve yüceltmeye gayret eder.

4- sevgisini yaşayan kimse, insanların ileri geri konuşmalarından korkup dînini yaşamaktan geri durmaz.

5- sevgisini yaşayan kimse Peygamber Efendimiz’in (asm) Sünnet-i Seniyesine elinden geldiğince uyar.

6- sevgisini yaşayan kimse için işitir, için görür, için tutar, için yürür, amellerinde ’ın rızasını arar ve ister.

7- sevgisini yaşayan kimse, dostlarını için sever.

8- sevgisini yaşayan kimse, eşi, ailesi, çocukları, annesi, babası, akrabaları, komşuları ve Müslümanlar ile iyi geçinir. Bağışlayıcı ve merhametli olur. Kimseye zararı dokunmaz. İyiliklerini artırmaya çalışır.


 
RABBİMİZ KALPLERİMİZİ SENİ SEVEN AŞKINLA YANAN KALPLERDEN ET YOLUNDAN AYIRMA BİZLERİ AMİNNNNN.
Logged



Eğer yürüdüğünüz bir yolda hiç engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: