
AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI
AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI
Müslümanlar arasında şöyle bir yaklaşımın giderek yaygınlaştığını görmekteyiz: Müslümanlar olarak kardeş olalım, birbirimizi sevelim, fakat birbirimizle sosyal bağlar kurmaktan, alış-veriş yapmaktan, ortaklıklar kurup birlikte iş yapmaktan uzak duralım…
Kardeşliğin devamlılığını, bu şekilde hayatı paylaşmaktan, birlikte iş yapmaktan, birlikte yük altına girmekten uzak durmaya bağlayan bir yaklaşım dillerde dolaşıyor.
Yaşanmış, tanık veya haberdar olunmuş bazı olumsuz örneklerden yola çıkarak söz konusu yaklaşımı savunan ve hatta propaganda eden Müslümanların sayısı her geçen gün artıyor.
Oysa böyle bir yaklaşım daha baştan “Biz kardeş olduğumuzu söyleriz, fakat pratikte bunu gerçekleştiremeyiz” itirafından başka bir şey değildir, bu yaklaşımı dillendirenler açısından. Kitap ve dergi sayfalarında, ezgi sözlerinde, sloganlarda, sohbetlerde, panellerde kalan, pratiği olmayan, kuvveden fiile geçmeyen, hayat alanlarında sınanmayan, salt teorik planda kalan bir kardeşlik…
İddia ile ispatın, teori ile pratiğin, inanç ile amelin ve hayatın bağını kopartan böyle bir yaklaşımı “akvaryum Müslümanlığı” olarak nitelendirirsek haksız mı oluruz?
Hayatın zorluklarından, sıkıntılardan, sınanışlardan, sorunlarla yüzleşmekten uzak, inancı salt bir iddia olarak taşıma yanlısı bir yaklaşım, aslında hayat dışı bir din algısının tezahüründen başka bir şey değildir.
Kardeşlik iddiası da tüm iddialar gibi sınanmaya, ispat bulmaya ve böylece realize olmaya muhtaçtır. Şayet iki Müslüman birlikte bir ticari müessese kurup işletmeyi beceremeyecekse veya birlikte arsa alıp ev yapamayacaksa, bu tür ortaklıklar durumunda kardeşliklerine zeval gelecekse, aslında ortada kardeşlik diye bir şey yok demektir. Bu durumda ortada olan, pratikte hiçbir karşılığı bulunmayan kuru bir iddiadan başka bir şey değildir.
Kardeşlik hayatın zorluk ve sıkıntıları içerisinde anlam kazanır. Bir balığın asıl mekânı denizler veya okyanuslardır. Balık açısından aslolan denizde veya okyanusta hayat mücadelesini kazanmaktır. Bir balığın güçlü veya zayıf oluşu akvaryumda anlaşılmaz. Akvaryum, hayatın dışında, suni bir mekandır. Orada her şey güllük gülistanlıktır. Dolayısıyla bir balığın akvaryumdaki hayatı gerçekçi değildir. Aynen öyle de, hayat alanlarında karşılığı bulunmayan, test edilip sınanmayan, zorluk ve sıkıntılarla güçlenmeyen bir kardeşlik iddiasının da gerçekliği yoktur. İslam, korunaklı akvaryumlarda değil, hayatın zorlukları içinde yaşanır. Akvaryumda yaşanan bir Müslümanlık, hayata cevap veremez. Bu tür bir Müslümanlık anlayışı hayatın zorluklarına direnç göstermekten uzak olmaya mahkumdur.