|
Yakup
|
 |
« : Ekim 12, 2008, 02:51:10 ÖÖ » |
|
 AHZAB-72 - Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara arzettik, onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular da, onu insan yüklendi. Şüphesiz o (insan) çok zalim, çok cahildir.
Yani bilgisi olmasına rağmen, bilgisini kullanmayan, hata eden, cahilce hareket eden, insan olduğu halde, emaneti üzerine yüklendi.
Emanetin ne olduğu konusunda alimlerimiz bir çok şey söylemişler ama hepsinin müşterek söylediği şudur; "Tekalif-i ilahi" Yani (c.c.)'ın kuluna yüklediği yetkiler ve sorumluluklardır.
kuluna hem yetki veriyor, hem sorumluluk veriyor. Hem hak veriyor, hem de, sorumluluk veriyor. Bunu dağlara da yüklemiş, yani arzetmiş ama onlar; "Ya rabbi eğer irademizle bize bırakıyorsan biz senin emanetini taşıyacak kapasite de değiliz. Sana karşı gelmekten sakınırız. Biz kendimize hakim olamayacağımız inancındayız, irademizi kötüye kullanıp sana karşı gelebiliriz." demişler.
İnsan oğlu kendisine irade verildiğinde, sonunun ne getireceğini fazla da hesab etmediğinden dolayı, mükafatına, cennetine Özenerek bu sorumluluğu kendi üzerine almıştır. Zaten Rabbim insanı o kıvamda yaratmıştır.
Bizde, bize yüklenen emanete hıyanet etmeyelim. "Ellerimiz" emanettir, dövmek için değil, sevmek için yaratılmıştır. "Gözlerimiz" emanettir. Bu gözün zevkini helal ile giderin, harama bakmayın. Namaz, oruç, gusul, Kur'an emanettir Akıl emanettir, Kelime-i tevhid emanettir. İnsan Ödülün cennet olduğunu öğrenince hemen emaneti kabul etmiş, ama yükün ağırlığım bilmemesi ve emanete riayet etmeyince, azabı hak ederek, kendisine zulmetmesi nedeniyle de "Zalum ve Cehul" olmuştur Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 6/303-304.
|