Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: 58'Mücadele Suresi' (22 Ayet)  (Okunma Sayısı 924 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yakup
Admin
Hep Burda
*******

Karma: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7646



E-Posta
« : Şubat 28, 2010, 10:12:07 ÖS »

Rahman ve Rahim olan 'ın adıyla

Gerçekten , eşi konusunda seninle tartışan ve 'a şikayette bulunan (kadın)ın sözünü işitti. , aranızda geçen konuşmaları işitiyordu. Şüphesiz , işitendir, görendir. (Mücadele Suresi, 1)

Sizden kadınlarına "zıhar"da bulunanlar (bilsinler ki, kadınları) onların anneleri değildir. Anneleri, yalnızca kendilerini doğuranlardır. Şüphesiz onlar, çirkin ve yalan söylemektedirler. Gerçekten , çok affeden, çok bağışlayandır. (Mücadele Suresi, 2)

Kadınlarına "zıhar"da bulunanlar, sonra söylediklerinden geri dönenlerin, birbirleriyle temas etmeden önce bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. İşte size bununla öğüt verilmektedir. , yaptıklarınızı haber alandır. (Mücadele Suresi, 3)

Ancak buna (imkan) bulamayanlar (için de) birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmiştir); buna güç yetiremeyenler altmış yoksulu doyursun. Bu (kolaylık), 'a ve O'nun Resûlü’ne iman etmeniz dolayısıyladır. Bunlar, 'ın sınırlarıdır. Kafirler içinse acı bir azap vardır. (Mücadele Suresi, 4)

Gerçekten 'a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar, kendilerinden öncekilerin alçaltılması gibi alçaltılmışlardır. Oysa Biz apaçık ayetler indirdik. Kafirler için küçültücü bir azap vardır. (Mücadele Suresi, 5)

, hepsini dirilteceği gün, onlara neler yaptıklarını haber verecektir. , onları (yaptıklarıyla bir bir) saymıştır; onlar ise onu unutmuşlardır. , herşeye şahid olandır. (Mücadele Suresi, 6)

'ın göklerde ve yerde olanların tümünü gerçekten bilmekte olduğunu görmüyor musun? (Kendi aralarında gizli toplantılar düzenleyip) Fısıldaşmakta olan üç kişiden dördüncüleri mutlaka O'dur; beşin altıncısı da mutlaka O'dur. Bundan az veya çok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir. Sonra yaptıklarını kıyamet günü kendilerine haber verecektir. Şüphesiz , herşeyi bilendir. (Mücadele Suresi, 7)

'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni 'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla bize azap etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi, Cool

Ey iman edenler, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı fısıldaşıp-konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız 'tan sakının. (Mücadele Suresi, 9)

Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır. Oysa 'ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü'minler, yalnızca 'a tevekkül etsinler. (Mücadele Suresi, 10)

Ey iman edenler, size meclislerde "Yer açın" dendiği zaman, yer açın; size genişlik versin. Size: "Kalkın" denildiği zaman da kalkın. , sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. , yaptıklarınızdan haberdardır. (Mücadele Suresi, 11)

Ey iman edenler, Peygambere gizli bir şey arzedeceğiniz zaman, gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet (buna imkan) bulamazsanız, artık şüphesiz , çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mücadele Suresi, 12)

Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve 'a ve O'nun Resûlü’ne itaat edin. , yaptıklarınızdan haberdardır. (Mücadele Suresi, 13)

'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar. (Mücadele Suresi, 14)

, onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Doğrusu onların yaptıkları ne kötüdür. (Mücadele Suresi, 15)

Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece 'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır. (Mücadele Suresi, 16)

Ne malları, ne çocukları onlara 'a karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz kalacaklardır. (Mücadele Suresi, 17)

Onların tümünü 'ın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 18)

Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara 'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)

Hiç şüphesiz 'a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır. (Mücadele Suresi, 20)

, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten , en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)

'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, 'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, () kalplerine imanı yazmış ve onları Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. , onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, 'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz 'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 22)
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: